Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Mart 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Güneşli günler

Bizim Köşe / İsmail Sivri

Bu hafta başında, havanın kapalı olduğu bir gün, dolmuşla Alsancak'tan Konak'a giderken, yanımda oturan orta yaşlı bir yolcu:
- Havalar, ısınacak diyorlar, dedi.
Yanındaki yaşlı adamdan şu karşılık geldi:
- İki gün sonra, yine soğumaya başlar.
Önde oturan bir hanım:
- Göklerde güneşi bile göremiyoruz, dedi.
Tam bir şey diyecektim, şoför araya girdi:
- Baharları yakalayamaz olduk.
Hepimiz, göklerde güneşin parladığı, vücudumuzun tatlı tatlı ısındığı o güzel ve güneşli bahar günlerini bekliyorduk.
* * *
Çocukluğumuzda ilk öğrendiğimiz dört mevsimdi. Kışlar aralıkta başlayıp şubatta biterdi. Mart ayında bahar başlardı. Doğaya ne olmuştu da mevsimler birbirine karışmıştı.
Büyüklerimiz, bizlere gökten düşen "cemre"lerle havaların ısınacağını söylerlerdi. İlk cemre 20 Şubat, ikincisi 27 Şubat, üçüncüsü de 6 Mart'ta düştü.
Ateşten kor denilen ilk cemre havaya, ikincisi suya, üçüncü de toprağa düşünce, havalar ısınır gibi olurdu. Son yüzyılın istatistikleri bunu gösteriyordu.
Bizim kuşaklar, mart ayında ısınır, göklerde parlayan güneşi görürdük. Çevremizdeki ağaçlar yeşillenir, çiçekler açardı. Her yerden bahar kokuları alırdık. Çokluk kırlara koşardık.
Yalnız bizler mi? Tüm doğa taşı, toprağı, suları, üzerindeki tüm canlılarıyla baharı bekliyorlardı. Baharla canlanan topraklarda, yazın bolluk ve bereketi sergilenecekti.
Uzun kış uykularına yatan bazı canlılar da, bu aylarda kış uykularından uyanırlar. Yuvalarından dışarı çıktıklarında, göklerde parıldayan güneşe bakarlar, ısınmak isterlerdi.
Artık, yaz aylarının çalışkan karıncaları, yeryüzüne çıkma hazırlıkları içindeydiler. Güneşin göklerde parlamasını ve yuvaları çevresindeki toprakların kurumasını bekliyorlardı.
Karıncalar gibi kelebekler, arılar, uğur böcekleri, irili ufaklı tüm böcekler, yeşeren otlar ve ekinler üzerinde dolaşmaya can atıyorlardı. Toprağın kokusunu, yazın bereketini özlemişlerdi.
Baharın sonu yazdı. İnsanlar gibi tüm doğa, otları, çiçekleri ve yeşeren ağaçları ve ekinlerle bahar aylarında uyanıp, yaz aylarının bolluk ve bereketi içinde neşelenip mutlu olacaklardı.
* * *
Baharı beklerken, televizyonlar ve gazeteler, havaların yeniden soğuyacağı haberini verdiler. Hatta, bu hafta başında birkaç gün ısınıp yeniden soğuyacağını bildirdiler.
Bu pazarı da evde geçireceğiz. Bakalım, hangi pazar kırlara çıkıp, yeniden yollarda açan papatya, lale, katır tırnakları ve kır çiçeklerini görebileceğiz.
Havalar ısındığında, gökte parlayan güneşe bakıp, elimdeki bastonu atarak, yeşillikler içinde koşacağım. Sizler de bu koşuya var mısınız?


ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Seyirci kalma
Kurumsal iletişimi ciddiye almayan şirketlerin işi artık daha da zor
Güneşli günler





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nesrin Coşkun
Deniz Sipahi
İsmail Sivri

© 2006 Milliyet