|
 |
|
|
UZMANLAR, EĞİTİM YUVALARINDAKİ OLAYLARI TARTIŞMAYA DEVAM EDİYOR
Şiddetle topyekûn mücadele şart
Milliyet'in, "Okulda Şiddete Son" sloganıyla başlattığı forumun ikinci gününde uzmanlar, çözüm önerilerini tartışmayı sürdürdü. Emniyet yetkilileri, çocuk suçlarına yönelik çarpıcı rakamlar verirken uzmanlar, bakanlık, aileler ve toplumun her kesiminin şiddetle mücadele etmesi gerektiğini söyledi
ÜMRAN AVCI, BURCUM DEVREZ İstanbul / Fotoğraflar: YURTTAŞ TÜMER
Türkiye'de mafya kültürü hâkim oldu
Prof. Dr. Nur Vergin (Siyaset sosyoloğu)
Devamlı değişen bir orta sınıf var. 'Aman çocuğum efendi ol' lafı şimdi hımbıl kültür olarak algılanıyor. Sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da da bu böyle. Dışarıda 3500 araştırma yapılmış. Araştırmaya göre, medyanın gençler üzerindeki etkisinin az olduğu söyleniyor.
Şiddete yönelik, şiddet içerikli programların yer almasının aslında olumlu bir tarafının olduğu da belirtiliyor. Şiddette medyanın doğrudan ve tek başına bir etkisi yok. Fakat başka sosyoekonomik, sosyokültürel faktörlerin etkisi altında tabii ki medyanın önemli bir yeri var.
'Şiddet hep var'
Şiddet toplumda zaten var. Bugün de var, yarın da olacak. Anneler babalar çocuklarıyla arkadaşlık etsinler. 14-15 yaşındaki bir çocuğun annesine babasına gidip 'ben falancaya âşığım, onsuz yapamam' deme olanağı yok. Oysa sevgi ve aşk imrenilecek gayri bir şiddet bir durumdur. 'Kurtlar Vadisi' sosyolojik bir Türkiye gerçekliğini yansıtmıştır. Maalesef finali nedeniyle olamadı. Çünkü finalinde suç yoğunu olan soyutlar kahraman ilan edildiler. Burada etik açıdan bu tür şeylere dikkat etmesi lazım medyanın.
Televoleler suça teşvik ediyor, bu tarz programlar genel ahlak erozyonuna da kapıyı aralıyor. İnsanlara şunu öğretiyor: 'Böyle yapmazsan kurtuluş yok' Mutlaka illegal bir şeyler yapmamız lazım. Türkiye'de mafya kültürü hâkimdir.
Şiddetin tek bir nedeni yok
Tarık Sekmenli (Rehberlik Öğretmeni):
Şiddetin birtakım nedenleri var; öğrenme problemi olan çocuklar, motivasyonun düşük, kitap okuma alışkanlığının zayıf olması, akademik başarı ve ilgisinin az olması, ebeveynlerinin tutarsız disiplini, anne babanın saldırganlığı, sıcak bir atmosferin olmaması, aile içi şiddet... Rehberlik servisi olarak konuşmanın dışında farklı seçenekler koyuyoruz. Empatik olmasını öneriyoruz. Bu konuda kitaplar tavsiye ediyoruz.
Kanunların yaptırımı zayıf
Prof. Dr. Nilüfer Narlı (Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı-Sosyolog):
Türkiye'deki şiddet kültürüne bakarsak, şiddetin enstrümantal olduğunu kanıksamış durumdayız. İletişim becerilerini kullanarak sorunları çözmek yerine bir tane vururum, bağırırım... Okulların imkânlarının yeterince kullanılmadığı görüşündeyim. Ailelerin de olaya çok farklı bakmasını sağlamamız gerekiyor. Çocuk ailede şiddet uygulayan modelleri görüyor. Öte yandan bunları dışarıda da görüyor. Ankara'nın da bu işe bir şekilde parmak basması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sadece polisiye tedbirlerle çözülemez. Türkiye'de yasaları kullanmıyoruz ve kanunların yaptırımı da zayıf.
Orta sınıfın rolleri değişti
Prof. Dr. Ünsal Oskay (Beykent Ü. Rektör Yardımcısı-İletişim Bilimci):
Her şey ucuz maliyetli, hızlı, çabuk eskiyen bir hal aldı. Orta sınıfın rolü bugün değişmiş durumda. 1950'lerden önce orta sınıf gerçekten mutedil bir sınıftı. Komşusuna, bakkalına 'akıllı ol, terbiyeli ol, nezaketli ol' diyen bir yaklaşım vardı. Orta sınıf Amerika'dan başlayarak bize doğru geliyor. Petrolden, kaçakçılıktan o kesim orta sınıfı her eve iki araba sağlayarak, orta sınıfı toplumun esas gayze uğrayan kalabalık kesimine karşı kendisine kadar eleştirel gelmeden bir paravan olarak kullanıyordu. İnsanlar ilişkileri içinde paylaşarak yaşamı düzeltmek yerine başka türlü bir şey oldu, bencil bir zekâ ile yaşanan hayat. Ama bir şey yapmadan da durmak abes bir şey.
Sanal âlemden gerçek âleme adım atmalıyız
Prof. Dr. Betül Aydın (Marmara Ü. Rehberlik - Psikolojik Danışmanlığı Ana Bilim Dalı Başkanı):
Şiddeti makro ve mikro düzeyde anlatmak lazım. Bir bitki gibi düşünmek mümkün. Onu besleyen pek çok faktör var. Şiddet sabittir ama duygular da sabittir.
İnsanların birbirine uyum sağlama, taklit etme veya birlikte olma gibi doğasında olan bir gelenek var. Dolayısıyla bir yerde şiddet başladığı zaman zorbalığın ötesinde bir şiddet meydana geliyor. Zorbalık zaman zaman bütün eğitim kurumlarında olan bir olgu. Belki bizim zamanımızda da vardı ama psikolojik baskı şeklinde olmuyordu.
Babalar çocuklarının ihtiyacını karşıladığı sürece ben iyi babayım egosu hâkim oluyor.
Ekranın belirli bir payı var ama ekrandaki modellerin etkisi iki üç hafta. Bu gerçek hayattaki modellerle uyuşuyorsa ailede kabadayılık varsa, bu kalıcı bir davranış haline geliyor. Çözüme yönelik söyleyebileceğimiz şu; sanal âlemden gerçek âleme adım atmalıyız. Tek başına okullar sorumlu değil.
Bu Milli Eğitim Bakanlığı'nı da aşan bir konu. 2.5 ay tatil bu çocuklar. Yaz aylarında beceri eğitimleri verilebilir. Topyekûn bir seferberliğin yararlı olacağını söylüyorum. Televizyonlara çok iş düştüğünü düşünüyorum.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
İnternet kafeler, güvenlik görevlilerinin, Milli Eğitim'in, psikologların ve bilgisayar öğretmenlerinin de bulunduğu bir programla kontrol edilmeli. Çözüme aileden başlanmalı. Şiddeti sadece polis ya da medya ile çözmek mümkün değil. Katılımcılık şart. Katılımcı demokraside çocukların demokrat düşünmesi lazım. Ayağı yere basan, sorgulayan çocuklar yetiştirilmeli. Okuldaki denetimler sıklaştırılmalı. Aileler çocuklarını kontrol etmeli. Okul içi sosyal etkinliklere, spor, sanat faaliyetlerine ağırlık verilmeli. Milli eğitimin temel amacı olan milli, manevi, ahlaki ve kültürel değerleri, evrensel değerleri çocuklara özümsetilmeli. Okullarda, öğrencilerin kararlara katılacağı organlar oluşturulmalı (okul öğrenci birliği, öğrenci meclisi vb.) Kaliteli eğitim için güçlü bir kadro, güçlü bir kadro için de güçlü imkânlar sağlanmalı. Veliler bilgilendirilerek eğitim sisteminin içine alınmalı. Ailelere rehberlik eğitimi verilmeli. Muhtaç öğrencilere sivil toplum, okullar ve tüm toplum sahip çıkmalı. İlköğretimden itibaren iletişim becerilerini geliştirecek derslere ağırlık verilmeli. Empati geliştirme ve anlaşmazlıkların çözümü dersleri ilköğretimden itibaren konulmalı. Okul yönetimleri ailelerle çok sıkı işbirliği içinde olmalı. Okul yönetimleri emniyet güçleriyle sıkı ilişki içinde olmalı, Ankara şiddet konusuyla ilgili çalışmalar başlatmalı. Topyekûn seferberlik ilan edilmeli. Yaz aylarında öğretmenlerle öğrencilerin birlikte çalışacağı sosyal sorumluluk projeleri uygulanabilir. Televizyonlara çok iş düşüyor. Aile içinde olumlu bir atmosfer olmalı, demokratik tutuma sahip ebeveynlerin olması ve bunların güçlendirilmesi lazım. Anne baba tutumları tutarlı olmalı. Çocuğun okul içinde kendisini ifade edebileceği ortam oluşturulmalı. Rehber öğretmenlerin bu iş için gerekli alanlardan gelmeleri sağlanmalı. Sınıf aile birlikleri kurulmalı. Öğretmenlere yaz aylarında hizmet içi eğitim verilmeli. Okullar verimli kullanılmalı, spor salonları hafta sonları sosyal aktiviteler, okul çayları için değerlendirilmeli. Televizyonlarda eğitim programları olmalı. Eğitim dizilerinin senaryoları öğrencileri doğru yönlendirecek şekilde yazılmalı. Medya, "yanlış özdeşim modelleri"ni yüceltmemeli. Medya şiddet haberleri ve görüntüleri konusunda hassas olmalı. Ruhsal rahatsızlığı olan çocuklar belirlenip çok çabuk tedavi edilmeli.
YARIN:
Asayişten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Tayfur Ceren'den çarpıcı rakamlar... Son üç yılda kaç çocuk hangi suçlardan yakalandı? Türkiye'nin hangi bölgelerinde suç oranları yüksek? Emniyetin çalışmaları
|
|
|

|