|
 |
|
|
WADA'NIN TESTİNE GİRMEDİĞİ İÇİN GÜNDEME GELDİ. AMA BİNNAZ USLU, ÇOKTAN ATLETİZM OTORİTELERİNİN KAPSAMA ALANINA GİRDİ
Dünyanın gözü Uslu'da
Sürat gerektiren 800'de de koşuyor, dayanıklılığın ön plana çıktığı 5-10 binde de başarıya ulaşıyor. 9 yıllık antrenman süreci nedeniyle, atletizmdeki mesafe seçiminde acele etmiyor... Süreyya Ayhan'ı örnek alan Binnaz Uslu hâlâ sponsor bekliyor, ama umudunu da yitirmiyor
Kadın gözüyle kadın savaşçılar SPORUN AMAZONLARI Nilay Yılmaz'dan makyajsız sorular
Süreyya Ayhan'dan sonra Türkiye'nin en yetenekli kadın atleti olarak nitelendirilen Binnaz Uslu, bu defa bir yarışmada aldığı derecelerle değil de, WADA'nın doping testine girmediği gerekçesiyle gündeme geldi.
Son 4 yıldır Süreyya Ayhan'ın, son 2 yıldır da Binnaz Uslu'nun performans testlerini yapan doktor Tamer Çavuş, hem sürat gerektiren 800 metre, hem de dayanıklılık gerektiren 5-10 bin metre gibi iki ayrı özellikteki branşta başarılı olabilen Uslu ile ilgili olarak, ''Dünya atletizm otoriteleri sporcumuzu büyük bir dikkatle izlemekte... Böyle yetenekler ülkelere 100-200 yılda bir nasip olur'' diyor.
Cezayir'deki Dünya Üniversiteler Kros Şampiyonası'na giderken, yoldan çevrilerek tekrar doping testine sokulan ve sonuçları negatif çıkan Uslu'yla bir haftadır yaşadıklarını, atletizmden beklentilerini, Süreyya Ayhan'ı, geçim sıkıntısını ve hedeflerini konuştuk.
Sen de Mamak'tan çıkan sporculardan birisin. Mamak'tan bu kadar sporcu çıkmasının sebebi ne?
Mamak'ta yaşayan ailelerin içinde bulunduğu ekonomik şartlar, hayat şartları...
Atletizmdeki başarılarında yetiştiğin yerin, yetiştirilme tarzının ve yaşam standartının etkisi ne ölçüde?
İlk başlarda çok fazla etki etmiyor; ama belli konuma geldikten sonra aile çok önemli. Manevi anlamda aile desteği olmadan istediğiniz pozisyona ulaşamıyorsunuz. Başlangıçta bu etki yüzde 20 ise, daha sonraları yüzde 40'a kadar çıkıyor.
Sporcu olmak hayalin miydi? Yoksa bu spor sayesinde ailen ve sen dar gelir grubundan çıkma umudu mu taşıyordunuz? Maddi tatmin mi, yoksa manevi tatmin mi yöneltti seni spora?
Başlangıçta zaten maddi anlamda bir tatmin elde edemiyorsunuz. Yılların birikimiyle, ancak büyük başarılar kazandığınız zaman maddi anlamda destek geliyor, ödüller kazanıyorsunuz. O sebeple başlangıçta maddi anlamda hiçbir düşünceniz olmuyor, ama manevi anlamda hayatınızda değişiklikler oluyor. Zaten tam meslek seçme ve ona göre bölüm okuma zamanımda atletizme başladım. O yüzden sporun benim için bir yaşam tarzı olduğunu söyleyebilirim.
Ailenin sporla ilişkisi ne ölçüde? Erkek kardeşin muhakkak futbolla ilgileniyordur. Senin başarıların onun atletizme ilgi duymasını sağladı mı?
Hayır, hiç ilgi duymadı. Ailemde sadece ben sporcuyum.
Kamp programın oldukça yoğun. Okul ile birlikte nasıl götürüyorsun?
Şu an okulum ikinci planda. Çünkü yoğun kamp dönemlerinden ve yarışmalardan dolayı Ankara'da pek olmadığım için okula devam edemiyorum. Okulum 1 yıl uzamış durumda.
"Sorumluluk artıyor"
Sponsorun var mı?
Hayır.
Olmamasını neye bağlıyorsun?
Sponsorluk anlaşmalarında yapmış olduğunuz branşın popülerlik düzeyi ve basının yaklaşımı önemli.
Kafamıza taş geldi.
Evet -gülüyor-. Futbolun yanında atletizmin durumu düşünülünce sponsorlar da farklı düşünüp farklı yaklaşıyor. Bayan olmamın etkisi de çok büyük, başarılarımıza daha az önem veriliyor...
Senin ayarındaki futbolcular milyon dolarlar alıyor, atletizm de dahil birçok spor dalında bu paralar telaffuz dahi edilmiyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?
Bizim için hayal o paralar... Futbolla atletizmi asla kıyaslayamayız. Atletizmin yeri belli; bize verilen imkanlar da ona göre. O yüzden de bu durumda olmamız normal geliyor...
Değişmez mi peki?
Türkiye şartlarında değişmesi çok zor.
Performans testlerinde sürat ve dayanıklılık bakımından alınan sonuçlar, uzmanlardan aldığın övgüler motivasyonunu artırmanın yanında kaygı da uyandırıyor mu?
Elde ettiğiniz başarılardan sonra övgü almak güzel. Ama her zaman bu övgünün sonucunda sizden beklenilenler arttığı için tabii ki üzerinizde bir baskı hissediyorsunuz. Başka insanlara karşı sorumluluğunuz artıyor. Bunun etkisi altında kalabilirsiniz.
Hedeflerinin bu kadar genç yaşta büyümesinin sana ağır geldiği, gençliğini yaşamadığını düşündüğün zamanlar olmuyor mu? Ne gibi bedeller ödedin şimdiye kadar bu spor için?
Sosyal açıdan istediğiniz gibi yaşayamıyorsunuz. Ama atletizmi severek yaptığım için birçok şeyden fedakarlık yapıyorum ki; geleceğim herşeyden daha önemli. Gelecekteki yaşamım için de bazı şeyleri feda etmem gerekiyor. Çünkü hayat çok zor.
30 yaşına kadar
Sen de Süreyya gibi Türkiye yerine zaman zaman yurt dışında kamp yapmayı tercih ediyorsun. Neden?
Bütün antrenman ve kamp programına antrenörüm karar veriyor. En son Meksika'daydık. Hava şartları çok iyiydi. Orada şu an yaz mevsimini yaşıyorlar. Rakım çok iyiydi. Sıkıntı yaşamadık.
Deniz seviyesinde koşmakla 2500 metre yükseklikte koşmak arasında nasıl farklar var?
Genel hazırlık dönemini yüksekte geçiriyoruz, sonra kademeli olarak yükseklik azalıyor. Mesela Ankara'da başlayıp, deniz seviyesinde olan Antalya, Mersin gibi yerlerde bitiriyoruz. Antrenman kapasitesini artırmak için yükseğe çıkıyoruz. Aşağıda daha kaliteli antrenman yapabilmek için...
Atletizmde pek alışık olmadığımız 800 metre gibi kısa, 5000 metre gibi orta mesafede koşuyorsun. Bu iki farklı mesafe bir atlet için ters değil mi?
Evet birçok şeyi farklı oluyor. Yemesi, içmesi, kilosu... Henüz çok gencim. O yüzden de kesinleşmiş bir branşım yok. 800 metrede başlayıp, 5000 metrede de koşmam tamamen yaşımın genç olmasından ve bir branşımın daha oluşmamasından... Antrenörüm branşıma karar vermediği için şu an birçok mesafede koşabiliyorum. Ayrıca sadece kendim için değil, ülke için koşuyorum. O yüzden de bazen farklı mesafelerde yarışmak zorunda kalıyorsunuz.
Peki, branşına ne zaman karar vereceksiniz? Belli bir yaşa mı gelmen lazım?
Yaştan çok antrenman yaşı önemli. Ben 9 yıldır koşuyorum. Belli bir antrenman süresinden sonra vücut olarak, yaş olarak, performans olarak, deneyim ve tecrübe olarak herşey şekilleniyor. Ondan sonra zaten beynen ve bedenen en yatkın olduğunuz branşı seçiyorsunuz.
Ağustos'ta Göteborg'daki Avrupa Şampiyonası'nda kaç metrede koşacaksın?
800 metrede koşacağım. Kampları da ona göre yapıyoruz.
Kaç yaşına kadar koşmayı düşünüyorsun?
Dünya standartlarında 36-37 yaşına kadar bu işi profesyonel anlamda yapabilirsiniz. Ama ülke şartlarında en fazla 30 yaşına kadar yapabilirsiniz.
Büyük bir onur
Stilinin Süreyya'ya benzediği söyleniyor. Senin bu konudaki fikrin ne?
Antrenörüm yarışma öncesi ne taktik verirse onu uyguluyorum. Bazı yarışmalarda hızlı çıkıp yarışmayı tamamlıyorum, bazı yarışmalarda son 100-150 metrede hızlı çıkıyorum. Ama kimi zaman Süreyya Abla gibi koşuyorum. Ona benzetilmek benim için büyük bir onur. O, örnek aldığım insan. 'Çalışınca neden olmasın' diye düşünmemizi sağladı. Kendisi de sağolsun elde ettiğim her başarıdan sonra beni arayıp tebrik ediyor, herhangi bir problemim olduğu zaman rahatlıkla arayıp görüşebiliyorum.
"Süreyya Ayhan'ı örnek alıyorum" dedin. Lakin yarışlardan 2 yıl men cezası alması başarısına büyük gölge düşürdü. Dopingten ceza almış birisini örnek almak ne kadar doğru?
Her insanın hataları olabilir. Her sporcu da hata yapabilir. Önemli olan bir daha tekrarlamamak. Çünkü o olayı yaşadığı zaman nasıl bir psikoloji içinde olduğunu, karşısındaki insanların neler yaptığını kimse bilmediği için, her şey kulaktan dolma olduğu için, olayın içinde olmadığımız için bir şey diyemiyorum.
800 metre koşacağını; ama değişebileceğini söylüyorsun. Süreyya'nın cezası da Avrupa Şampiyonası'ndan 1 gün önce dolacak ve özel izinle koşma durumu var. Mesela 1500 metrede koşmana karar verilse, onun önünü açmak için koşmaktan vazgeçer misin?
Tabii ki vazgeçerim.
'Bütün yarışlarda koşacağım'
Çalışmalarımız doğrultusunda önümüzdeki bütün yarışmalarda koşacağım. Böyle aksilikler çıkmazsa... Bu yılki en önemli yarışma Ağustos'taki Avrupa Şampiyonası. Çünkü büyükler bazında ilk kez Avrupa Şampiyonası'nda koşacağım. İlk hedefim finale kalmak. Çünkü çok iyi atletler olacak. Finale kaldıktan sonra iyi bir taktikle en iyi sonuca ulaşmak istiyorum.
'Asla kaçmam'
Son bir haftadır yaşadıklarını nasıl değerlendiriyorsun?
Siz de takip etmişsinizdir. WADA'dan kaçmam diye bir durum söz konusu değil. Yoldan çevrildim. Doping kontrolüne girdim ve sonuç negatif çıktı. Ama böyle bir şeyle suçlanmak bile çok kötü.
Cezayir'e de gidemedin...
Evet. En kötüsü de o oldu. Aylardır bu yarışlara hazırlanıyorduk. Bütün planlarımızı buna göre yapmıştık ve oradan bir altın madalyayla dönmeyi düşünüyorduk. Maalesef olmadı.
Peki, geçmişte hiç yasaklı madde kullandın mı?
Hayır. Hiç kullanmadım. Son 1.5 yılda 20'nin üzerinde WADA kontrolünden geçtim. Ayrıca bütün yarışlardan önce ve sonra da doping kontrolü yapılıyor. Onun dışında da doping kontrollerinden geçiyorum.
Yüzündeki sivilcelerin doping nedeniyle olduğu düşünülüyor?
Bu tamamen düşünceden ibaret, bir gerçekliği yok. Yüzümdeki sivilcelerin sebebi genetik. Ablalarımın da yüzünde sivilce var ve onların sporla alakası yok.
'Regl dönemini ayarlamak çok zor!'
Yarışları düşünerek regl dönemini ayarlıyor musun? Hiç çakıştığı olmuyor mu?
Onu pek ayarlayamıyoruz. Zaten öyle bir an geliyor ki; yarış stresi ve hava değişimi gibi sebepler regl döneminizi geriye ya da ileriye çekebiliyor. Bu da biraz şans, biraz da vücut yapınızla alakalı.
Süreyya regl dönemini ayarlamadan, yani regliyken koştuğu için çok eleştirilmişti. Regl döneminde koşuyor olmak, ağrı dışında tempoyu, hızı bu kadar etkiliyor mu?
O kişinin vücut yapısına göre değişir; ama o dönemde kasıklarınızda ağrı, bacaklarınızda halsizlik hissediyorsunuz, beliniz ağrıyor. Bu nedenle atletizm gibi performansa dayalı bir sporu o dönemde dört dörtlük yapamayabilirsiniz.
Regl döneminin sporcu kadınlar üzerinde etkisini diğer yaptığım röportajlarda da sordum. Hepsi bu dönem daha enerjik olduklarını söyledi...
Kişiye göre değişir. Ben mesela o dönem çok rahatsız oluyorum.
Süreyya'nın 1. olamamasının bu meseleye bağlanması, medyanın ve kamuoyunun bir bahane bulma ihtiyacı mıydı peki?
Süreyya Ayhan öyle bir açıklama yaptıysa doğrudur.
Bir gün Süreyya'ya yapılan eleştirilere maruz kalsan cevabın ne olurdu? O gün gazeteleri gördüğünde ne hissetmiştin?
Tabii ki zor bir durum. Tamamen kişinin o dönemdeki ruhsal yapısı çok önemli. Çünkü her insan o kadar eleştiriyi kaldıramayabilirdi. Biraz Süreyya Abla'nın yaşının verdiği olgunluk ve kişilik yapısı önemliydi...
Sen ne yapardın öyle bir durumda?
Ben de konuşmazdım. Onun yaptığı gibi hiçbir açıklamada bulunmazdım.
|
|
|

|