Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Mart 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tek taraflılığın referandumu!

Tek taraflılık! Şaron'un önderliğinde kurulan, Peres'in de katıldığı, halen Olmert'le başa oynayan Kadima'nın ana politikası böyle. Bir yerde seçimler de bu politikanın referandumuna dönüşmüş durumda. Tek taraflılık güvenlik getirir mi, getirmez mi? Kanlı statüko mu devam etsin? Yoksa sınırlarımızı biz tespit edelim, arkasına çekilelim mi?

İsrail'de sancılı seçim - 1
KUDÜS
FOTOĞRAFLAR: Bünyamin Aygün

Bizim alışık olmadığımız bir seçim bu. Sanki seçim zamanı değil. Sanki üç gün sonra millet sandık başına gitmeyecek bu ülkede. Ortalık öylesine sakin, sessiz.
Bizde olsa sokaklar parti bayraklarından, aday fotoğraflarından geçilmezdi. Caddelerde parti sloganlarını çığlık çığlığa bağıran gürültü kutuları dolaşır dururdu.
Böyle bir şenlik yok burada.
Anlaşılan, görüntü ve ses kirliliğine izin verilmiyor İsrail'de...
Ya da sıkıcı bir seçim!
Bir bakıma öyle.
Çünkü hangi partinin kazanacağı (Kadima), kimin başbakanlık koltuğuna oturacağı (Şaron'un halefi Ehud Olmert) şimdiden belli. Hesaplar bugün için daha çok seçim sonrası kurulacak koalisyonun yapısı ve programıyla ilgili olarak yürütülüyor.
Belki sıkıcı ama, bu durum İsrail seçimlerinin sancılı olmadığına işaret etmiyor. Çünkü seçim sonrasıyla ilgili belirsizlikler çok yoğun ve derin.

Sessiz bir kaygı dalgası
Bu yüzden yalnız İsrail'de, Filistin'de değil, bütün Ortadoğu'da sinirli bir bekleyiş söz konusu. Ya da kutsal topraklara sessiz bir tedirginlik, bir kaygı dalgası yayılıyor.
Şu da söylenebilir:
Bir yandan Ariel Şaron'un siyaseten ölümü, hiç beklenmedik biçimde sahneden çekilişi, öbür yandan Hamas'ın Filistin tarafındaki seçim zaferi, İsrail'in vücut kimyasını bozmuş durumda...
İsrailli bir meslektaşım, Kanal II'nin Genel Yayın Yönetmeni Arad Nir, İsrail'deki bu seçim havası için melankoli sözcüğünü yeğliyor. Ve bunu Orhan Pamuk'tan aktararak Türkçe hüzün diye ifade ediyor:
"Orhan Pamuk'un İstanbul kitabını okudum, çok sevdim. Orada melankoli için Türkçe bir sözcüğe rastladım: Hüzün! İsrail işte hüzünlü bir havada gidiyor salı günkü seçimlere..."

'Büyük İsrail düşü bitti'
Nedenini şöyle açıklıyor:
"Çok kısa bir zaman diliminde çok şey yaşadık, fazla yoğun biçimde. Çok çarpıcı bir altüst oluş yaşandı İsrail siyasetinde. Klasik sağ ve sol çöktü. Sağ ve soldaki uçlardan törpülenen bir merkez partisi, Kadima. Daha beş altı ay önce kuruldu, şimdi de iktidara geliyor. Büyük İsrail düşü sona erdi! Üstelik, Şaron'un eliyle... Sina bizimdi, bıraktık! Gazze bizimdi, bıraktık! Sonunda sıra Batı Şeria'ya kadar geldi dayandı. Ve bunu yapan da Şaron..."
Şöyle devam ediyor:
"Düşünebiliyor musun, daha düne kadar savaşçı, sadece savaşmayı bilmekle eleştirilen bir şahin, birçoklarının gözünde büyük bir kahraman. Yahudi yerleşim merkezlerinin mimarı Ariel Şaron yapıyor bütün bunları... Birden kalkıyor, yaşı seksenine merdiven dayandığında yüz seksen derece değişiyor. Yalnız kendi partisi Likud'u değil, İşçi Partisi'ni de bölerek, kendisinin tam tersi bir devlet adamıyla, seksenini devirmiş Şimon Peres'le Kadima'yı (ileri anlamına geliyor) kuruyor. Nefes nefese, yeni bir parti, yeni bir politika derken ansızın bir kriz, koma... Bu sefer de siyaseten ölen, sahneden çekilen bir Şaron..."
"Bu kadarı fazla değil mi?" diye sorarak şunları ekliyor:
"Koca imparatorluktan sonra Atatürk'ün Anadolu'yla yetinmesi, bir devlet adamı gerçekçiliğiyle Anadolu'da 'Yurtta sulh, cihanda sulh' diyerek bir devlet kurmasına benzer bir durum belki de... Bunların tümüne ek olarak bir de Hamas'ın seçim zaferi... Güvenlik konusunda duyulan bıkkınlık... Şimdi İsrail'de yaşanan melankolik durum, Orhan Pamuk'un deyişiyle hüzün işte bütün bunların ürünü sayılabilir."

Kadima önde görünüyor
Kimileri de bu hüzünlü seçim atmosferini anlatırken bir başka deyiş kullanıyor:
Kafa karışıklığı!
Salı günü hangi partiye oy verileceğinden kaynaklanan bir kafa karışıklığı değil bu. Seçim araştırmaları uzun zamandan beri üç aşağı beş yukarı aynı sonucu veriyor. Cuma günü Jerusalem Post gazetesindeki araştırma şöyleydi:
Kadima (merkez partisi) 34 sandalye; İşçi Partisi (sosyal demokrat) 19-20 sandalye; Likud (klasik sağdan daha sağcı) 15; Shas (aşırı dinci parti) 11; İsrail Beitenu (aşırı sağcı, milliyetçi) 10-11; Ulusal Birlik ve NRP (aşırı milliyetçi) 10; Arap partileri 9; Birleşik Tevrat Judaizm (aşırı dinci parti) 5-6; Meretz (solcu, Almanya'nın Yeşiller'ine de benzer yanlarıyla) 5.

Terör korkusu var
Seçmen kitlesi içinde hâlâ yüzde 25'e yaklaşan kararsızların bulunduğuna işaret eden kimileri, bu tablonun son iki günde değişebileceğini söylüyor. Bu açıdan bir de korku var:
Büyük bir terör eylemi!
İsrailli seçmeni seçime bir kala radikalize edecek, örneğin merkez partisi Kadima'dan uzaklaştırarak uçlara itebilecek kadar büyük bir şiddet eylemi... (El Kaide'nin genel seçimler arifesinde Madrid'de gerçekleştirdiği böyle bir kanlı eylem, iktidarın el değiştirmesine yol açmıştı.)
İsrail'in büyük bir terör eylemi ihtimali karşısında diken üstünde olduğu söylenebilir. Tel Aviv'de, Kudüs'te güvenlik önlemleri çok yoğunlaştırılmış. Bu ayın sonuna kadar Gazze ve Batı Şeria'dan İsrail'e geçişler yasaklanmış durumda...
Ultra-Ortodoksların siyah giysileri, siyah şapkalarının iki yanından sarkan bukle bukle saçlarıyla dolaştıkları İsrail Kralı Caddesi de farklı değil. Duraklarda sivil güvenlik görevlileri, yere doğru sarkıttıkları uzun namlulu silahlarıyla nöbetteler...

Yeşil Yaprak Partisi!
İsrail parlamentosu Knesset 120 sandalyeden oluşuyor. Seçim barajı sadece yüzde 2. Bu yüzden uyuşturucu kullanımının serbest bırakılmasını da isteyebilen Yeşil Yaprak isimli bir partinin baraj sınırında dolaştığı alaylı bir dille konuşuluyor.
Demin belirttiğim 'kafa karışıklığı'nın Hamas'tan kaynaklandığı da söylenemez. Hamas'ı kimsenin muhatap almaya niyeti yok. Hamas'ın değişebileceğine ihtimal verene pek öyle rastlanmıyor.
İsrail'de kulağıma çalınan, "Hamas'tan önce değişmesi gereken İsrail'in kendisi..." diyen marjinal görüşler bir yana bırakılırsa, partilerin tümü şimdilik Hamas'a pencerelerini kapatmış gözüküyorlar.
İsrail'in varlığını tanımayan, Yahudi düşmanlığı yapan, terör ve şiddeti siyaset aracı olarak benimsemiş bir örgütün, seçim kazanmış ve hükümet kurmuş bile olsa muhatap alınmayacağını kesin bir dille belirtiyorlar.
Bu arada, Hamas'ın çeşitli taktiklerle yıpratılmasını öngören ve Filistin'de yeni bir seçimin yolunu açabilecek politikaların da önde gelen partilerce genel olarak benimsendiği söylenebilir.
Genel tutum bu.
Ama iş bununla bitmiyor.
Hamas'la hükümeti muhatap alınmayacak ama ne yapılacak? Nasıl bir politika izlenecek? İsrail'in güvenliği nereden geçiyor? İsrail'in sınırları nasıl belirlenecek?
Kafa karışıklığı bu sorulardan kaynaklanıyor. Hamas'la birlikte insanların kafasında güvensizlik duygusunun yeniden tomurcuklandığı belli oluyor.

Barış şimdi daha uzak
Bir yıl önce böyle değildi.
Daha bir iyimser hava esiyordu. Bir yıl önce barış daha yakındı çünkü.
Şimdi daha uzak!
Bu yüzden de, özellikle Hamas'ın seçim zaferiyle birlikte, "Filistinlilerden bize hayır yok. Biz gerekeni yaptık ama karşılık görmedik. Gazze'yi verdik, onlar gidip bizim varlığımıza kasteden Hamas'ı seçtiler. İyisi mi, biz kendi yolumuza gidelim. Ne yapacaksak, kendi başımıza yapalım. Sınırlarımızı kendi kendimize belirleyelim. İster gelir, ister gelmez Filistinliler. Bundan sonra paşa gönülleri bilir" sesi her yandan olanca netliğiyle duyuluyor ve taraftar topluyor.
Bu politikanın adına gelince:
Tek taraflılık!
Şaron'un önderliğinde kurulan, İşçi Partisi'nin bölünerek Şimon Peres'in de katıldığı, halen Ehud Olmert'le başa oynayan Kadima'nın ana politikası böyle. Bir yerde seçimler de bu politikanın referandumuna dönüşmüş durumda.
Tek taraflılık güvenlik getirir mi, getirmez mi? Kanlı statüko mu devam etsin? Yoksa sınırlarımızı biz tespit edelim, arkasına çekilelim mi?

Sınırlar hâlâ belli değil
Sınırların tespiti...
İlginç değil mi? Neredeyse bütün dünyanın tanıdığı İsrail devletinin kurulmasından bu yana yarım yüzyıldan fazla zaman geçti. Ama sınırları hâlâ belli değil. Sınırları belli olmayan devlet olur mu? Filistin sorunu da böyle bir şey işte...
Tek taraflılık siyasetine İşçi Partisi karşı. Müzakere yolunu savunuyor.
Netanyahu'nun Likud'u ise tek taraflılıktan yana olmakla birlikte, taktik olarak Kadima'dan ayrılıyor. Şaron'un politikalarını Hamas'a toprak vermek olarak niteliyor. Bunun Hamas'ı ve şiddeti azdıracağını, İsrail'e barış ve güvenlik getirmeyeceğini savunuyor. Kısacası 'statüko'nun devamından yana...

Kanuni'nin surları
Buna karşılık, 2010 yılına kadar İsrail'in sınırlarını tek taraflı olarak saptayacağını söyleyerek, yani Şaron'un politikalarını sürdürerek seçimlere giren ve açık ara önde giden Kadima lideri ve başbakan adayı Olmert, kuracağı koalisyona ancak bu tek taraflılığa evet diyeni alacağını tekrarlayıp duruyor.
Ne olacak?
İsrail'e her geldiğimde görüştüğüm emekli Büyükelçi, Likud Partisi'nin daha düne kadar dış politika sorumlusu, Şaron'ın yakın çevresinden Zalman Shoval, geçen gün şöyle özetledi İsrail'deki durumu:
"Seçim sonrasına dönük olarak şimdi belirli olan tek bir şey var, o da belirsizlik!"
Eski şehrin tepesine sis inmiş... Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı surların ışıkları yandı. Gün batarken King David'den kim bilir kaçıncı kez seyrediyorum eski şehri, bütün dinlerin kucak kucağa yaşadıkları büyüleyici mekânı...
İsrail seçimlerinden ikinci yazı yarın.

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Fiske, çimdik, kulak çekme...
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
Melih AŞIK
Küçük itiraflar...
'itiraf.com" adlı sitede her zaman hoş itiraf...
Fikret BİLA
Terör 'zirvesi'nin sonuçları
Genelkurmay Başkanlığı Terörle Mücadele Mükem...
Hasan CEMAL
Tek taraflılığın referandumu!
Bizim alışık olmadığımız bir seçim bu. Sanki ...
Güneri CIVAOĞLU
Matruşka süreci
Daha 3 gün önce bu köşede şöyle yazmıştım......
Can Dündar
Edibe'nin babası
Tel Aviv'de kaldığımız otelin lobisinde onu ...
Abbas GÜÇLÜ
Okullarda şiddet neden artıyor?
Okullardaki şiddetin giderek artması, aslında...
Metin MÜNİR
Hoş bir şey düşün
"Hoş bir şey düşün" diyor doktor, dişimi çekm...
Hasan PULUR
Ağustosböceği ile karıncanın yeni hikâyesi...
HİKÂYEYİ bilirsiniz, La Fontaine'in ünlü hikâ...
Derya SAZAK
Kurtlar Vadisi, Berlin
Roza-Lüksemburg Caddesi'nde eski Sinematek sa...
Meral TAMER
Japonya'nın en yeni nükleer santraline kapatma kararı
Dünkü Radikal'in 2. sayfasında BBC - Tokyo ma...
Ece TEMELKURAN
Hayat Defteri:
Biz büyürken çocuklar birer proje değildi; bi...
Tamer HEPER
Görevli mahkeme niye değişti?
Yeni çıkan 5464 sayılı yasaya göre kredi kart...
Osman ULAGAY
Atama komedisi drama dönüşmese
IMF Başkanı Rodrigo Rato'nun Türkiye'ye yaptı...
Güngör URAS
Hem yazık hem de ayıp oluyor
AKP iktidarının başarısı, sadece bu partiyi k...
Serpil YILMAZ
TGRT Bush'un sesi mi olacak?
Satılması, satılmaması değil konu, asıl konu ...

© 2006 Milliyet