Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Mart 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yeni ufuklar

Bence / Fatih Tanfer

Altay kulübünün tüm medya kuruluşlarına yolladığı "İsmail Kartal ile sözleşmemizi feshettik" şeklindeki açıklamanın yer aldığı faks, köşe yazımın kurgusunu da değiştirdi.
Futbolla ilgilenenler zaman zaman yorumculara kızarlar. "Her hikayenin iki yönü vardır" ifadesinde olduğu gibi, haklı olunan yönler de vardır.
Ancak bu işi ciddi biçimde yaptığına inandığımız tüm yorumcular, okuyucuları karşısında hiçbir şekilde hata yapmayı düşünmezler. Yoksa inandırıcılık vasıflarını kaybederler. İçinde bulunan durumları anlatırken de gelecekle ilgili düşüncelerini belirtirken de en büyük dayanakları "Gerçekler"dir. Benim yazılarımdaki en son örneğim, Altay Teknik Direktörü İsmail Kartal'ın durumuydu. Kendisine dört hafta önceki yazımda "Sevgili Hocam, yaptığın teknik hatalar senin kariyerini etkiler, ancak Altay'ın bu hatalardan zarar görme gibi bir lüksü yoktur" diye bir ifade kullanmıştım. Görünen köy kılavuz istemezdi.

Olan Altay'a oldu
Saplantılar ve "ben bilirim" edası Uşak'ta karaya oturdu. İsmail Kartal da Altay kulübü ile vedalaştı. Böyle mi olmalıydı? Kartal'ın, başında bulunduğu Altay'ın Süper Lig'e çıkış mutluluğunu yaşamaya hakkı vardı. Olan Altay'a oldu. İkinci yarıda aldığı puanlara ve kaybettiklerine bakınız. Şimdi Antalyaspor'un iki puan gerisinde.
Kalan sekiz maçın beşi deplasmanda. Herşey bitti mi? Kesinlikle hayır. Ancak 24 puanlık kalan müsabakalarda en az 19 puan alması şart. Çünkü Antalyaspor'la son üç haftaya bu puan farkıyla bile girse, son üç haftada Antalyaspor Bursa ve Sakarya deplasmanlarında iken, Altay'ın, Mardin ve umudu azalmış Sebat deplasmanında oynaması bir avantaj olabilir. Yapılacak tek şey, Yozgat deplasmanı ile birlikte üç puanlık serilere başlamaktır. Bunun da imkansız bir düşünce gibi görünmesine karşıyım. Bütünleşmiş Altay'ın bunu gerçekleştirmesi mucize değil. Altay isminin önüne "Büyük" kelimesinin eklenmesinin sebeplerinden birisi de herhalde zorları başarmasından geliyor.

Sözümün arkasındayım
Karşıyaka'ya gelince, Hakan Güray'ın Teknik Direktör Feyyaz Uçar ile yaptığı bir röportajda yer verdiği "KSK'yi gör artık İzmir" çağrısına katılmamak mümkün değil. Altı hafta önceki yazımda, ikinci yarı ile birlikte 12 maç ve 36 puan bulundugunu Kaf Kaf'ın Play Off umudu olduğunu savunmuş, "Karşıyaka'nın oynadığı çağdaş futbolu" gerekçe göstermiştim. İşte bu haftaki Elazığ maçında Ekrem, Onur, Serkan, Süper Lig kalitesindeki Olgay, Ömür, Mehmet Albayrak, Volkan, Türker, Murat Karakoç, Atilla, Ufuk, Uğur, genç Ramazan ve deneyimli file bekçisi Recep'ten oluşan kadrosu ile başarıyı yakalamasının sürpriz sayılmaması gerektiğini belirtebilirim. En büyük güç, KSK'nin bu işe inanması ve sahip çıkmasıdır. Kalan altı maçın içeride oynanması büyük avantaj. İlk altı mücadelesi son ana kadar sürecek. En zorlu rakip İstanbul BŞB ile gelecek iç sahada karşılaşacak olması da güzel fırsat. Ben altı hafta önce söylediğim şeylerin arkasında duruyorum. İçerdeki maçların kazanılması, dışarıdan en az bir galibiyet alınması, KSK'yi hedefe taşır. Yeter ki başarıya inanan ve terini akıtan bu ekibe gereken destek verilsin.

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Bu sözün sahibi kimdir?
Mahallede hiç huzur bırakmadılar
Yeni ufuklar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Fatih Tanfer

© 2006 Milliyet