|
 |
|
|
MÜZİK
Çıplak ayaklı diva
Cesaria Evora 15 parçadan oluşan onuncu albümü "Rogamar" ile yeniden kulaklara şeref veriyor
MURAT BEŞER
Onu bakım ürünleri reklamlarında oynatamazsınız. Manken olarak podyuma da çıkaramazsınız; görüntüsü uygun değil. Kaldı ki, olsa bile bildiğiniz burnundan kıl aldırmayan (onun yerine kalçadan yağ aldıran) yıldızlardan, yaratanı cömert davrandığı için "Yetenekliyim, güzelim; onu da yaparım bunu da" diyecek ahulardan biri değil.
O yukarıdakilerin hiçbirini yapmaz; yapamaz ama sadece sesiyle insanlık için hepsinden fazlasını yapar. Çünkü onun adı Cesaria Evora. Sanatı Billie Holiday ile mukayese edilen, ülkesi Cabo Verde'nin (Yeşil Burun) medarı iftiharı olan, önünde "Çıplak Ayaklı Diva" sıfatıyla kırmızı halı serilmesine rağmen, içsel değerlerinden hiçbir şey yitirmeme erdemini gösterebilen yüce insan. Dümdüz söylemek gerekirse, güzel insan.
Su ve deniz
Görüntüsüyle de hakiki biri Cesaria. Alelade, özensiz, süssüz, bir hayli kilolu ve alabildiğine doğal. Aynı sevecen, hüzünlü ve tutkulu şarkıları gibi, aynı ilk duyuşta sizi dostluğuna davet eden sesi gibi.
Cesaria yerel morna şarkılarının (bir nevi Afrika vurmalıları, Portekiz fadosu, Brezilya şarkıları ile İngiliz denizci şarkılarının karışımı ulusal blues) önde gelen yorumcusu. 16 yaşında şarkı söylemeye başlayan Cesaria, 1985 yılına dek ülkesini hiç terk etmez; hatta geçim sıkıntısı yüzünden 1970'lerin ortalarında şarkı söylemeyi bırakınca, yaşamını yine ülkesinde ücretli emek olarak sürdürür. Cesaria şimdi tescilli bir uluslararası süper yıldız. Düzenli olarak albüm yapan, konser veren bir yıldız.
Cesaria onuncu albümü "Rogamar" ile yeniden kulaklara şeref veriyor. Buradaki 15 parça, albüme adını veren şarkıya (denize dua) şahitlik eder gibi. Su, deniz temaları albüm içinde tekrar tekrar ele alınan temalar. Bu devamlı olarak sunulan, hayat ile kıyaslanabilen bir eğretileme Cesaria için. O alır ve verir; o aşktır ve ayrılıktır, arkadaştır ve ölümdür.
Ek olarak, Cesaria'nın sesi sürekli denizi ima eder. En iyi bildiği yaşam biçimi sayesinde albümü denetimi altına alır, hayat verir. Düzenlemeler kusursuz; orkestra uyarlamalarını yapan Jaques Morelenbaum'un etkisi geri kalanları biraz ezse de, neyin nasıl olması gerektiği konusunda dizginler Cesaria'da. Her şarkı, Cesaria her ne anlama gelmesini istiyorsa o anlama geliyor. O kadar usta ki, her şey duygularının emrine amade.
Melankolik yaşama sevinci
Onun için Küba ve Brezilya müziğini aynı şapka altında toplamak çok yeni bir şey değil. Yenilik, Afrika ve Avrupa karışımı kozmopolit duruşunun, onurlu bir tevekkülle taçlanıyor olması.
"Ragomar", Cesaria'nın en iyi albümlerinden biri. Bunda birlikte çalıştığı müzisyenlerin hem kafa hem de yürekleriyle eşlik etmelerinin payı büyük.
Kendisini var edene dek pek kimsecikler tarafından adı bilinmeyen bu ülkenin dilinde söylüyor Cesaria. Dili ne olursa olsun, insan kalbinin derinliklerine hitap ediyor.
İflah olmaz özlem duygusuyla yoğrulmuş melankoli, bu topraklara bir kez dahi ayak basmamış olanları bile sıkıca kucaklıyor. Sadece melankoli değil, içimizi gün ışığı ile aydınlatan bir yaşama sevinci de sızıyor satır aralarından.
Onun "Ragomar" albümündeki haletiruhiyesinden yayılan çikolata tadındaki mornaları, bağımlılık yapan bir kafeine sahip.
Sokaklar siyah beyaz
"Leylak rengi bir akşam zenci olmayı istedim" der Jack Kerouac. Son 20 yıl beyazlardaki bu isteği körükleyen en büyük tutku hiphop müziği. BRB'nin (Barış Aytöre) albümünü, resimlerini görmeden ya da internetten indirdiğiniz mp3'lerden dinliyorsanız onu da siyah sanabilirsiniz.
Ruh halini ve düşüncelerini dile getireceği en iyi şeyin hiphop olduğunu düşünerek müzik yapıyor 23 yaşındaki bu genç adam; caz müzisyeni babasının desteğinde.
Rap müziğin kanındaki asilik çekiyor onu. Dağdaki geyik seslerini duyunca tüfeğine seğirten avcı misali.
Diğer rap'çilere göre daha bir MC takılıyor BRB, evinde kaydettiği "Sokakların Müziği" albümünde. Nakaratlarını R&B solisti gibi Amerikan aksanı ile söylüyor, East Coast / Dirty South tarzı takılıyor. Albümdeki son şarkı "Aile İçi Şiddete Son", aynı adlı kampanyaya destek için yazılmış.
Zaman ötesi klasikler
En son Dionne Warwick şarkılarını yorumladığı bir albüm kaydetmişti İsveçli caz şarkıcısı Rigmor Gustafsson.
Şimdiyse "On My Way To You" albümünde bir cesaret örneği daha göstererek Fransız besteci Michel Legrand'ın ünlü film müziklerine el atıyor. Gerçi bu parçalar çoktandır caz standartları kitabında. Ancak Rigmor'un değdiği noktada kadife yumuşaklığında bir gizem kazanıyor.
Rigmor'un üçüncü albümü, onun sebatla işlediği tarzındaki tutarlılığı ve sürekliliği ortaya koyuyor. Nils Landgren'in yapımcılığını üstlendiği albümde, kendisi de konuk sanatçı olarak yer alıyor.
Legrand'ın melodileri ile Rigmor'un duygusal derinlik taşıyan, çocuk saflığındaki sesinin karışımının sonucu müspet. Yorumlar son derece tertipli, düzgün; albüm akustik, klasik ve tüm zamanlar için.
|
|
|

|