Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Mart 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Daha çook su lazım!


22 Mart 2006, Birleşmiş Milletler tarafından "Dünya Su Günü" olarak kutlandı...
Her gün en az iki litre su içmek, su kaynaklarını korumak, sularımızı temiz tutmak ve gelecek kuşaklara da tertemiz aktarmak zorundayız. BM, evrensel bir sorun olarak giderek büyüyen "su" konusunda bilim insanlarını, toplumun kanaat önderlerini, devlet adamlarını, bürokratları uyarmak amacıyla her ülkede etkinlikler düzenleyerek gündem oluşturmaya çalıştı.
Türkiye de "su"yu gündemine almıştı elbet...

İktidar savaşı!
Ali Sami Yen Stadı'ndaki Fortis Türkiye Kupası çeyrek final rövanşında, Galatasaray - Fenerbahçe derbisinde!
Eski anlamını ve heyecanını giderek yitirmeye başlayan, oyundan ve sportif yarışmadan çok "iktidar savaşı"nın aracı haline gelen derbilerden çok farklı olarak o maç, antrenöründen futbolcusuna, malzemecisinden masörüne kadar her birinin saygı duyulması gereken emekleriyle kıran kırana gerçek bir futbol şöleni olarak yaşandı...
Atılan goller, kaçanlar... Çalımlar, koşular, taktikler,beceriler ve beceriksizlikleriyle "futbolsever"in aradığı her şeyi sunan bir derbiydi o maç.
Ama dayanamadılar... İçlerindeki öfkeyi, nefreti, kini, husumeti dışa vurarak kutulanmış - şişelenmiş sularla maçı durdurmak için, maçı maç olmaktan çıkarmak için her şeyi yaptılar. Küfür, pat - küt su kutuları... Oyunu saha dışındaki bu rezillik yüzünden durdurmak zorunda kaldı hakem...
Keyfimize limon sıktılar...
Pırıl pırıl derbiyi hiç utanmadan hem de en temiz tutmamız gereken "su" ile kirlettiler...
Çok isterdim o seyircilerin taraftarı oldukları kulübün tarihini okumasını... Çok sevdikleri kulüplerine saygı göstermeleri gerektiğini bilmelerini... Zehirlenmiş rekabet duygularından arınmış olarak o maçı doya doya seyretmelerini...
Hayır olmadı...
Çünkü onlar da farklı bir "tribün rövanşı" nın peşindeydiler.

Zehirli rekabet
İki kulüp arasında hemen her derbi öncesi doruğa çıkan gerilim, yönetici davranışlarıyla bozulan ilişkiler, her iki tarafın seyircisini de zıvanadan çıkarmaya yetmişti...
Dahası tüm derbilerdeki o zehirli rekabet, TV görüntüleriyle tüm Türkiye'ye taşınıyor, kötü örnek oluşturuyordu.
Futbolumuz giderek kirleniyordu.
Endüstriyel tanımlamalarla, bütçe ile, stat gelirleriyle, reytinglerle, skor tabelalarıyla ortaya çıkan yeni yarışma ve rekabet anlayışı, o masum oyunu bozuyor, yozlaştırıyor, giderek çözülmesi olanaksız görünen bir kaos ortamı oluşturuyordu.
Bülent Tulun'un öküz altında buzağı arayan, Erciyesspor'un teşvik primi alıp almadığını sorgulayan imalı demeçlerine, üç yıllık suskunluğunu bozarak "fakir - fukara edebiyatı" demecini veren Murat Özaydınlı'nın sergilediği antisportif davranışları ekleniyordu...
Olup bitenleri kendilerine hiç yakışmayan "taraftar" gözlüğüyle görüp yorumlayan "bazı" meslektaşlarım da futbola son darbeyi indirdiler...

Kirlettik ve kirlendik
Kirlilikteki seçkin yerlerini aldılar...Olayı "Ama zamanında onlar da öyle yapmıştı" sığlığına taşıyıp ahkam kestiler...
Yönetmelikler, saha kapamalar, disiplin cezaları... Hoş görmeye, kimseyi kırmamaya özen gösteren, taviz üstüne taviz veren yönetim anlayışları, sonunda buralara getirdi bizi...
Hep beraber kirlettik ve kirlendik...
Şimdi temizlenip arınmamız için daha çook su gerek!
Suyu da akıllıca kullanabilirsek şayet!

Ergün, hiç 'pembe' değil!

Ergün Penbe, Galatasaray'ın ve Milli Takım'ın tarih yapan başarılarına emeğiyle ortak oldu. Savunmada, orta alanda - kanatta, ön liberoda hangi görev verilirse gerçekleştirmeye çalıştı. Centilmenliği, dürüstlüğü, soğukkanlılığı ve teknik becerisiyle özel hayranları olan bir futbolcu olarak yıldızlaştı... Kulislere, dedikodulara, her takımda zaman zaman görülen çatışmalara hiç girmedi...
Haftalardır dikkatle gözlüyorum...
Ergün Penbe, artık hiç "pembe" değil! Durgun, suskun ve karamsar...
Eric Gerets, haftalardır Ergün'e forma vermiyor... Hasan Şaş sakatlandı, Marek Heinz'ın formdan ve gözden düştüğü zamanlar oldu. Belçikalı hoca, sol kanat ve ön libero için olmadık adamları zoraki oynattı... Ama Ergün Penbe'nin yüzüne bile bakmadı. Duyduğuma göre, Ergün'ün antrenman performansını yeterli bulmuyormuş.

Ne yaptılar?
Galatasaray'ı izleyen arkadaşlar, "Ergün ne zaman antrenman futbolcusu oldu ki! O sakat sakat oynadığı maçlarda bile görevini başarıyla gerçekleştirmiş bir oyuncu" diyorlar ve ekliyorlar : "Gerets çoğu zaman antrenmanı 20. dakikada yardımcılarına bırakıp ofise kapanıyor... Ergün'ü ne zaman izledi acaba?"
Beşiktaş'ta Okan Buruk... Galatasaray'da Ergün Penbe...
UEFA Kupası'nı ve Dünya Kupası üçüncülüğünü bize sunan kadrodaki öteki futbolcuları da hatırlayın...
Böylesine "mutsuz son"ları hak etmek için ne yaptılar acaba?

Denizlispor'a 'Ulusoy' faturası

Denizlispor-Galatasaray maçı için gittiğim Pamukkale'de dinlediğim öykü, can sıkıcıydı...
Dostlar anlattı ki, Türkiye'nin en güvenli maç seyredilebilen ilinde Denizlispor dolaylı olarak cezalandırılıyor...
Yeşil - siyahlı kulübün bazı delegelerinin, TFF kongresinde Haluk Ulusoy'a oy vermesi Belediye Başkanı Nihat Zeybekçi'yi(AKP) kızdırmış... Başkan, o günden beri Denizlispor'dan yardım elini çekmiş...

Belediyeden yardım yok
Dostlar şöyle anlatıyor: "Diyarbakırspor, Malatyaspor, Bursaspor, Kayseri Erciyesspor ve Kayserispor, belediye başkanlarından ortalama üçer milyon YTL yardım alırken, Denizli belediyesi bize tek kuruş yardım yapmadı. Önceki anlaşmamızda belediye hizmetleri için - örneğin hale girip çıkan araçlara - satılması planlanan yardım pulları hiç devreye sokulmadı. Belediye Başkanı'na yaptığımız her başvuru yanıtsız kaldı. Sonunda o pullardan toplanmış olan 4 bin YTL'yi de bırakarak pullarımızı geri aldık ve kendi başımıza kaldık!"
Denizlispor bu ligde yaşama savaşı veriyor... Taraftarıyla, seyircisiyle barışmış... Ali İpek ve arkadaşları yeniden yapılanma sürecinde özveriyle çalışıyor. Tüm Ege'ye Süper Lig keyfi yaşatmak için çaba gösteriyor...
Ama önlerine konan " Ulusoy Faturası" soluklarını kesiyor!

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
Terör futbolu yendi
Daum formül arıyor
Ceza ve polemik
Şimdi de Cordoba!
Kayseri derbisine dikkat!
10 dakikalık protesto
Şampiyonlar iş başında!
Bursa tökezledi: 0-0
Efes Pilsen'in kader sınavı
Arsenal yolu yarıladı: 2-0
Dopingli Merkez'e!
Haber turu...
Daha çook su lazım!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Atilla GÖKÇE
Daha çook su lazım!
22 Mart 2006, Birleşmiş Milletler tarafından ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet