|
Bir 'bekle gör' dönemi başlıyor
İsrail'de seçimi Kadima kazandı, Olmert koalisyon hükümeti kuracak. Hamas'tan değişim beklenmiyor. Şaron'un, bugün Olmert'in siyasal danışmanlarından Çorev'in değerlendirmesi de öyle: Hamas değişirse Hamas olmaktan çıkar
İsrail'de sancılı seçim - 4
TEL AVİV
FOTOĞRAFLAR: Bünyamin Aygün
İsrail seçimlerinde sürpriz yok. Kadima kazandı, Ehud Olmert başbakanlığında bir koalisyon hükümeti kurulacak. Yeni koalisyonu Kadima'yla birlikte İşçi Partisi, Solcu Meretz ve Ultra Ortodoks Şas Partisi'nin oluşturması bekleniyor.
Seçimi kazanan Kadima yine de umduğunu bulamadı ve sandıkların kapanmasından sonra ilk yapılan araştırmalara göre 29-32 arasında sandalye çıkardı.
İşçi Partisi 20-22, Solcu Meretz 5, Ultra Ortodoks Şas Partisi 10 milletvekiline sahip oluyor. Çok uzun yıllar İsrail'i yönetmiş olan Likud Partisi'nin ise 11-12 milletvekilliğinde kaldığı anlaşılıyor. Bu durumda Netanyahu'nun parti liderliğinden istifa etmesi bekleniyor.
Seçimin sürprizini Lieberman'ın "İsrail Evimiz Partisi" yaptı. Likud'u geçerek, 12-14 milletvekiliyle üçüncü sıraya oturdu.
Seçime katılım bugüne kadarki en düşük oranda gerçekleşti ve yüzde 65'te kaldı. Bu düşük katılımın en çok Kadima'yı olumsuz etkilediği görüşü üzerinde duruluyor.
Bu arada şunu kaydetmekte yarar var. Şaron'un sağlığında Kadima, kamuoyu yoklamalarında 45 sandalyeye kadar çıkmıştı. Ehud Olmert'in bunu koruyamadığı anlaşılıyor.
Başbakanlık koltuğunda oturacak olan Olmert'in merkez sol ağırlıklı yeni koalisyon hükümetinde, İşçi Partisi ile Meretz'i, aşırı dinci Şas partisiyle dengelemesi bekleniyor. Bir ikinci ihtimal olarak, Olmert'in bu dengelemeyi ilk kez seçimlere katılan ve 6-7 milletvekili çıkaran Emekliler Partisi ile yapması da gündemde.
Böylece İsrail'le birlikte Filistin'de de bir "bekle-gör" dönemi açılıyor.
Aşağıda seçim sonuçları açıklanmadan önce yazdığım yazı yer alıyor.
* * *
İsrail seçimlere giderken, kamuoyunda fazlasıyla ağır basan bir hava vardı. Özeti şuydu:
"Gazze'den de çıktık, değişen bir şey olmadı. Gittiler, bizim varlığımızı bile tanımayan, bizi denize dökmeye kararlı bir örgütü, Hamas'ı seçtiler. Çok açık, Filistinliler bizimle barış istemiyor. O zaman biz kendi başımızın çaresine bakalım, kendi yolumuza gidelim. Güçlü ve güvenlikli bir İsrail'i ve sınırlarını biz kendi bildiğimiz gibi yapalım. Onlar da ne zaman isterlerse o zaman yanımıza, müzakere masasına gelirler. Fakat ne kadar gecikirlerse, zararları o kadar büyür. Bunu da Filistinliler böyle bilsin."
Hava buydu seçim öncesi İsrail'de.
Seçimleri kazanan Kadima'nın kuruluşu da böyle bir havanın ürünüdür. Onun için bu seçimler, Gazze'den sonra Batı Şeria'dan da çekilmeyi öngören tek taraflılık siyaseti açısından bir referandum olarak geçti denebilir.
Belirsizlik dönemi
Dünkü seçimlerle birlikte şimdi yalnız İsrail'de değil, Filistin'de de bir bekle-gör dönemi dönemi açılıyor. Sorularla yüklü olan, birçok açıdan belirsizliklerin fazlasıyla ağır bastığı bir dönem...
Koalisyonun kuruluşu ve yeni bütçenin birkaç ay sürmesi yakın ihtimal.
Daha sonra sıra Filistin tarafıyla, Hamas'la müzakere olabilir mi, olamaz mı sorusuna gelecek. Çünkü Kadima'da Şimon Peres, İsrail'in tek taraflı yolculuğuna başlamasından önce bu sorunun yanıtını görmek isteyecek.
Bunun gibi, eğer merkez sol bir koalisyon oluşturulursa, (ki çok yakın ihtimal) İşçi Partisi de Filistin tarafıyla önce müzakere yolunun denenmesinden yana tutum koyacak.
Hamas'a üç önkoşul
Bu denemeden ne çıkabilir?
Ve ne kadar zaman alır?
Bu konuyu, dünkü seçimlerden sonra Başbakanlık koltuğuna oturması kesinleşen Ehud Olmert'in siyasal danışmanlarından Lior Çorev'le konuştum.
Hamas'la müzakere beklentisinin boşa çıkacağını belirtti. Aslında Şimon Peres'in de bu gerçeğin farkında olduğunu, ama bir süre müzakere yolunu zorlayacağını, daha sonra tek taraflı yolculuğun başlayacağını söyledi.
Şu noktalara işaret etti:
"Hükümet kurulduktan sonra Hamas'a üç önkoşul bildirilir: İsrail'in varlığını tanımak... Şiddet ve terörden kayıtsız şartsız vazgeçmek... Filistin yönetiminin daha önce İsrail'le yaptığı anlaşmaları tanımak... Bu önkoşullara evet der mi, demez mi Hamas? Ne kadar beklenir? Üç ay, altı ay..."
Hamas'ın ilişkileri
Hamas değişir mi?
Bu sorunun yanıtı genellikle olumsuz. Hamas'tan değişim beklenmiyor. Düne kadar Şaron'un, bugün de Olmert'in yakın siyasal danışmanlarından Lior Çorev'in değerlendirmesi de öyle. Bu arada alaylı bir dille, "Hamas değişirse, Hamas olmaktan çıkar" dedikten sonra şöyle devam ediyor:
"Arafat bir zamanlar terörist liderdi. 1993'te başlayan Oslo barış süreciyle değişti. Hamas için de değişimden söz edilebilir tabii. Ancak seçimden beri bu açıdan herhangi bir değişim eğilimi görmüş değiliz. Hamas ile İran, Hamas ile İslami Cihad ilişkileri... Bunlar tatsız! Bu arada El Kaide'nin Batı Şeria'da bir hücresi çıktı."
Olmert'in danışmanı, Hamas'ın İran-Suriye bağlantısı için çok rahatsız edici deyimini kullanıyor. Bu arada dikkat ediyorum, Suudi Arabistan adı geçmiyor.
Zamana oynayacaklar
Nasıl bir strateji?
Şu karşılığı veriyor:
"Hamas'a yönelik olarak büyük ihtimalle ikili bir strateji izlenecek. Bir yandan Hamas'a baskı (yani para musluklarının kısılması, kapatılması), ama aynı zamanda Filistin'e insani yardımı serbest bırakmak..."
Hamas'la ilgili olarak, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın eski müsteşarı Büyükelçi Dr. Alon Liel de değişime ihtimal vermeyenlerden biri.
Şöyle dedi:
"Varsayalım Hamas değiştiğini söyledi. Hatta Ebu Mazen'den bile ılımlı olduğunu söyledi. Hemen inanacak mıyız? Hayır. Hamas'ın gerçekten değişip değişmediğini görmek için bile üç dört yıl gerekir."
İşte bütün bu nedenlerle, seçim sonrasında bir bekle-gör döneminin açılmakta olduğu söylenebilir. İsrail'de olduğu gibi, Filistin tarafı için de geçerli bir durum bu. Hamas'ın da zamana oynayacağına dair sinyaller alınıyor.
'Kadima - Hamas benzer'
Ramallah'ta geçen cumartesi günü, Filistin'de demokrasinin yayılmasını öngören Panorama isimli bir sivil toplum kuruluşunun yöneticisi Dr. Riad Malki'yle sohbet ederken ilginç bir noktaya işaret etti:
Kadima ile Hamas'ın önümüzdeki döneme ilişkin stratejilerindeki benzerlik...
Özetle şunları söyledi:
"İki taraf da önümüzdeki dönemde durumu idare etmeye çalışacak. Çatışmayı idare etmenin peşinde olacaklar, anlaşmazlığı çözmenin değil. İki tarafın da işine bir yerde tek taraflılık geliyor. İsrail'in tek taraflı olarak Gazze'den çıkmasını, Hamas, Filistin kamuoyuna nasıl kendi gücünün ürünü olarak sattıysa, benzer durum, Batı Şeria için de geçerli olabilecek. İsrail'in Batı Şeria'da boşaltacağı yerleşim birimlerini de Hamas yine kendi başarısı olarak anlatacak Filistinlilere. Tek taraflı çekilme planının uygulanmasına gelince, kolay iş değil, zaman alacak. Ama bunun gibi Hamas'ın da Filistin'de kök salmak, kendi öncelikli programını uygulamak, Gazze'yle Batı Şeria'da devlet ve toplum düzeninin dokusunu istediği gibi, yani İslamcı esaslara göre değiştirmek için zamana ihtiyacı olacak. Yani iki taraf da için de zaman faktörü ağır basıyor. Kadima'nın da, Hamas'ın da bugün için müzakere merakı yok bir başka deyişle..."
İddialı öngörü zorluğu
Sonuç?..
Şöyle özetlenebilir:
Hamas'ın 'hudna'sı, yani ateşkesi... Ya da tahadiye, yani çok daha uzun süreli, gevşek eylemsizlik hali... Bu ikisinden biri uzun süreli olarak devreye girebilir İsrail ile Filistin arasında...
Böylece iki taraf da kendi alanlarında, kendi gündemlerini uygulamaya sokup birbirlerini kollayarak geçirecekleri üç dört yıllık bir sükûnet dönemine sahip olabilirler.
Mümkün mü?.. Bu da bir senaryo.
Gerçekleşebilir mi? Kim bilir?
Bıçak sırtındaki dengelerin üstünde yaşayan bir bölgede çok iddialı öngörülerde bulunmak gerçekçi bir tutum olamaz. Patlayan bir bomba, korkunç bir intihar eylemi, olmadık ölüm ve suikastlar bir anda bölgeyi karıştırabilir, hatta cehenneme çevirebilir.
Batı Şeria'daki zorluk
İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın eski müsteşarı Büyükelçi Liel şöyle diyordu:
"Şaron, Gazze'yi boşaltırken 7200 Yahudi yerleşimciyi evlerinden çıkardı. Kadima'nın planına göreyse Batı Şeria'da 70 bin civarında yerleşimci evinden barkından olacak. Muazzam bir iş bu. Ayrıca bir noktayı unutmayın. Batı Şeria'ya göre çok küçük bir toprak parçası olan Gazze, işgal edilmiş bir toprak sayılıyordu. Buna karşılık Batı Şeria, kutsal topraklardan sayılıyor ve kurtarılmış bölge olarak görülüyor birçoklarının gözünde. Onun için buraların boşaltılması Gazze'ninki kadar kolay olmayabilir. Bu planın uygulanması uzun yıllar alabilir. Ayrıca, boşaltma sırasında üç dört yerleşimci ölse, planın uygulanması birkaç yıl ileriye atabilir."
Ne kadar konuşursanız, ne kadar ayrıntıya inerseniz, o kadar zorlaşabiliyor ileriyi görmek bu topraklarda...
Şimdilik şu kadarla yetinelim:
İsrail'de seçimler yapıldı; Kadima kazandı. Ehud Olmert yeni başbakan olarak bir koalisyon hükümeti kuracak. Ve İsrail'le Filistin'in önünde belirsizliklerin fazlasıyla ağır bastığı bir bekle-gör dönemi açılıyor.
İsrail'den seçim yazılarının beşincisi yarın...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|