|
Refleks
Türkiye'nin refleksleri zayıfladı. Özal'ın ilk başbakanlık yıllarında sadece Gökova'ya bir termik santral yapıldığı için tüm çevreciler, aydınlar, medya tozu dumana katmıştı.
Müthiş bir kamuoyu oluşmuştu. Özal, medyayı ve kamuoyunu ikna etmek, çevrecileri yatıştırmak için uçak dolusu gazeteciyi Gökova santralına götürmüştü.
Kıyıların bozulmayacağının, yeşil ve maviye dokunulmayacağının, santral bacasına en ileri teknolojiyi yansıtan filtre konulacağının "güvencesini" defalarca tekrarlıyordu. Dilinde tüy bitmişti.
Gerçi güvenceleri lafta kaldı ama zaten anlatmak istediğim şey, neredeyse çeyrek yüzyıl önce "Türkiye'nin doğayı koruma reflekslerinin böylesine diri ve bilinçli olduğunu" ortaya koymaktı.
...............................
Şimdi...
Sadece Gökova'da 3-5 bin metrekare değil, tüm kıyılarda yeşil ve maviyi beton kirlenmesine açacak yasa değişikliği yapılıyor.
"Tık" yok.
Nerede çevrecilerin, aydınların, medyanın "doğa refleksleri?"
Kıyılar limitsiz, kayıtsız betonlaşmaya açılıyor.
Hazine arazilerine "fizibilite" hesaplarıyla başvurulacak ve Maliye Bakanlığı "olur"uyla o güzelim koylar, yeşille mavinin dudak dudağa geldiği güzellikler tüketilecek.
Öyle...
Başlangıç için "pilot" yöre falan yok. Tümüyle "beton işgaline" açılacak.
Sanki kıyılar kaçıyor...
...............................
Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ,"Daha fazla turistin gelmesi lazım. Kapasite doldu. İlave yatağa ihtiyacım var" diyor.
Peki tüm kıyıların aynı anda açılması mı gerek?
Bir plan yapılır. Yıllık ihtiyaç ve öncelikli yöreler saptanır.
Buna göre yıllara yayılarak kademeli bir tahsis uygulamasına geçilir.
Yok... "Hepsini ben dağıtacağım. Benden sonra geleceklere bırakmayacağım" gibi bir iktidar zihniyeti varsa çok yazık...
Çocuklarınıza, torunlarınıza şu kirlenen dünyada en büyük nimet olan yeşili ve maviyi bırakamayacaksınız.
Turisti sadece tesis çekmez. Beton klostrofobisi bunalımından kaçmak için doğaya gelmiştir zaten.
Otel her zaman yapılır ama binlerce yıldır dokunulmamış kıyılar bir kez öldürüldü mü yeniden yaşama kazandırılamaz.
..............................
Burada bazı kuşkulara da değineyim.
Kıyıların "tesettür turizmine" bölgeler yaratmak amacıyla açılacağı iddiaları var.
Yani...
Yanı başında bikinili ve üstsüzlerin otelleri varken tesettür turizmine hizmet verecek tesislerin gene de sakıncalı bulunduğu gibi gerekçeler konuşuluyor.
O nedenle "nokta tesettür turizmi tesisleri" değil, bu konsepte uygun tesislerin bir arada toplanacağı bölgeler oluşturmak isteniyormuş.
Olabilir...
İnsanların inançları doğrultusundaki yaşamlarına saygı göstermeliyiz.
Böyle bölgeler ayrılması gerekebilir.
Fakat... Bunu yapmak yerine bütün kıyıları beton yağmasına açmak neden?
Üstelik daha evvel kaçak yapılanmaları da affetmek. Akarsu, göl, gölet ne varsa kirleneceği görülen düzenlemeler yapmak...
İşte "refleks" bunlara gösterilmeli.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|