|
Seçim sonucu neyin habercisi?
ÖNEMLİ olan bundan sonra ne olacağı, nasıl bir hükümetin kurulacağıdır... İsrail'in izleyeceği siyaset, Filistin'in kaderi, Ortadoğu'nun geleceği, her şey buna bağlı...
İsrail'deki seçimlerin ilk sonuçları (bu yazının yazıldığı saatlerde), günlerdir anketlerin öngördüğü sonucu aşağı yukarı doğruluyor. Bu bakımdan Ehud Olmert'in liderliğindeki Kadima'nın birinci parti olarak çıkması sürpriz değil. (Sürpriz Likud'un 4. duruma düşmesi ve sağcı İsrail Evimiz'in 3. sıraya ulaşmasıdır.) Bu kuşkusuz çok önemli bir gelişme. Çünkü hükümeti kurması beklenen Olmert, Kadima'nın geliştirdiği yeni siyasi yaklaşımı -veya doktrini- hayata geçirmeye çalışacak.
Bunu ne ölçüde başaracağı, oluşacak koalisyonun şekline bağlı. Olmert elbet koalisyon ortaklarını Kadima'nın vizyonu üzerinde mutabık kalabileceği tercihen (güçlenmiş İşçi Partisi olmak üzere) soldaki partiler arasından seçmek isteyecek.
Tek yanlı uygulama
İsrail'deki tüm seçimler için "çok önemli", "tarihi" veya "belirleyici" gibi sözcükler kullanılır. Bu kez de öyle denmemesi için bir neden yok. Üstelik bu seçimler bir "referandum" olarak nitelendirilmiştir. Gerçekten İsrailliler iki temel seçenek arasında bir seçim yapmak durumunda kalmıştır: Biri, Kadima'nın sunduğu yeni fikirler veya "tek yanlılık" (unilateralism) doktrini... Diğeri ise, Likud ve diğer sağcı grupların savunduğu ve daha fazla ödün vermeye karşı olan geleneksel tutum...
Olmert'in, Kadima'nın kurucusu eski Başbakan Ariel Şaron'dan miras olarak devraldığı yeni doktrin, İsrail'in artık müzakerelerde muhatap bulamadığı için, İsrail ve Filistin topraklarını ayıracak sınırları bizzat kendi çizmesi gerektiği esasına dayanıyor. Buna göre İsrail Gazze'den sonra şimdi Batı Şeria'dan -ama kısmen- çekilecek. İsrail'in bu bölgedeki ufak yerleşim birimleri kapatılacak ve bu topraklar Filistinlilere devredilecek; ama daha büyük kasabalar İsrail'in egemenliği altında kalacak, sınırlar da buna göre belirlenecek...
Kuşkusuz bu, daha önce İsrail'in savunduğu "barış için toprak" anlayışını geride bırakıyor. Oslo'dan Camp David'e kadar, müzakere sürecinde kilometre taşı sayılan çeşitli aşamalarda, bu prensibin yaşama geçirilmesine çalışılmıştı. Ama bu sürecin kesilmesinden ve "yol haritası"nın askıya alınmasından sonra, bütün parametreler de değişti. Özellikle Hamas'ın iktidara gelmesinin ardından şimdi Kadima liderleri "Bizi tanıyan muhatabımız yok ki, müzakereye oturalım" deyip, "tek yanlı çekilme ve sınır çizme" programını savunuyorlar...
İkili uzlaşma
Aslında bu tek yanlı uygulama konsepti, Hamas'ın iktidara gelmesinden önce, Şaron tarafından ortaya atılmıştı. Eğer Filistin seçimlerini El Fetih kazansaydı ve Mahmud Abbas yönetimi durumunu pekiştirseydi, Olmert onu muhatap sayıp masaya oturur muydu, yoksa gene tek yanlı uygulama sürecini mi başlatırdı?
Gerçek şu ki, bugün Filistin'de Hamas iktidarda. Ve Hamas İsrail'i tanımayı, onunla görüşmeyi reddettiği sürece, bu Olmert'i seçmen çoğunluğunun onayladığı politikayı uygulamaya sevk edecektir. Bu bakımdan dün güvenoyu da alan yeni Hamas hükümetinin, Mahmud Abbas'ın da tavsiyelerine uyarak, eski pozisyonunu değiştirmesi gerekmektedir.
Aslında tek yanlılık politikası ile de çözüme ve barışa ulaşılmayacağı açıktır. İşin doğrusu, iki tarafın yeni bir anlayışla masaya oturup uzlaşmasıdır. Ama iki tarafta da, seçimlerden sonra bunun gerçekleşmesi şansı artmış görünmüyor...
skohen@milliyet.com.tr
|
|