|
Erdoğan'ın zarfları ve medyanın suçu (!)
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) dünya görüşünü kendisine fazla yakın bulmadığı halde AKP iktidarına ilk günden beri hoşgörüyle yaklaşan işadamı dostum son zamanlarda çok karamsar. Türkiye'nin geleceğiyle ilgili sağlıklı öngörüde bulunmanın çok zorlaştığını düşünüyor. Son günlerde sürekli olarak birilerini ve özellikle de medyayı suçlayan Başbakan Erdoğan'ın bu tavrını nasıl karşıladığını sorduğumda, daha önce de duymuş olduğum şu hikâyeyi anlattı.
Görevinden ayrılmak zorunda kalan deneyimli başkan, halefine üç kapalı zarf bırakır. İşlerin iyi gitmediğini ilk hissettiğinde birinci zarfı, yeniden sorunlarla karşılaştığında ikinci zarfı, işlerin iyice çıkmaza girmesi halinde ise üçüncü zarfı açmasını tavsiye eder.
Yeni başkan, göreve başladıktan kısa süre sonra işlerin istediği gibi gitmediğini görünce ilk zarfı açar. Deneyimli selefinin tavsiyesi şudur: "Senden önceki yönetimi suçla, 'Enkaz devralmıştım' diyerek kendini kurtar." Yeni başkan, tavsiyeye uyar ve bir süre için durumu idare eder. Fakat işler iyi gitmemektedir. İkinci zarfı açar ve şu tavsiye ile karşılaşır: "Suçu başkalarına at, dış mihrakları suçla." Biraz daha zaman kazanır yeni başkan ama durum daha da kötüye gitmektedir. Mecburen üçüncü zarfı açar ve şu tavsiye ile karşılaşır: "Üç zarf hazırla."
Erdoğan'ın zarfları
Başbakan Erdoğan'a üç zarf bırakıldı mı bilmiyorum ama Sayın Erdoğan'ın son günlerdeki söylem ve davranışları ilk iki zarfı peş peşe açtığı izlenimini veriyor. İktidarının ilk üç yılında "enkaz devraldık" edebiyatına fazla rağbet etmeyen ve bu nedenle, en azından benim gibi düşünenlerden olumlu not alan Sayın Erdoğan, şimdi birinci zarftaki tavsiyeye uyarak "80 yıllık bedeli bu iktidar ödüyor" demeye başladı. Kendinden önceki hükümeti suçlamayı yeterli görmeyerek bütün Cumhuriyet hükümetlerini suçlamayı tercih etti.
Ama Sayın Erdoğan'ın gözünde asıl suçlu medya. Memlekette her şey fevkalade yolunda giderken medya asparagas haberler yaparak, aslı astarı olmayan söylentiler çıkartarak olumsuz bir tablo yaratıyor. Dış dünya da bundan etkileniyor.
Burada bir itirafta bulunayım, aslında pek de haksız değil Sayın Başbakan. Örnek olarak yerli ve yabancı medyanın diline doladığı şu Merkez Bankası'na başkan atama olayını ciddiyetle (!) ele alalım.
Suç bende (!)
Efendim baktım bunlar eşinin başı türbanlı birini getirip oturtacak koskoca TCMB'nin başına, aldı beni bir telaş. Sayın Cumhurbaşkanı'na güveniyorum ama ne olur, ne olmaz piyasaları da ayaklandırmak lazım.
Hemen yabancı medyadaki ve yatırım kuruluşlarındaki dostlarımı aramaya başladım. Çocuklar kırmaz beni, Merkez Bankası atamasının garipliğiyle, Türkiye'nin yükselen riskleriyle ilgili açıklamalar, yazılar çıkmaya başladı banka bültenlerinde ve yabancı gazetelerde.
Ama ben sağlamcıyım ya, dayanamadım Meksika'da bulunduğunu öğrendiğim bizim Radrigo'yu, yani IMF Başkanı Rodrigo Rato'yu da aradım. "Aman" dedim, "TCMB, IMF düşmanlarının eline geçmek üzere." O da kırmadı beni, patlattı uyarıyı. Olay bundan ibaret yani, telaşa mahal yok.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|