
|
|
|
 |
|
|
Yeni göç dalgalarına dikkat
Çeşitleme / Selim Türsen
Hafta başında açıklanan istihdam verileri ekonomideki yapısal dönüşümün hızlandığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Tarım kesiminde çalışanların sayısı son bir yılda yaklaşık 2 milyon kişi azalarak 7 milyon kişiden 5 milyon kişiye inmiş durumda. Köyünde tarlasında karnını doyuramayanların kentlere göçü bugünkü ve gelecek 10- 15 yıldaki Türkiye'nin önemli bir gerçeği olacak.
* * *
İşte bu noktada belediyelere, kent planlamacılarına büyük görevler düşüyor. İzmir büyük göç alan kentlerden birisi. Turizmdeki iş potansiyeli nedeniyle Ege Bölgesi'nde pek çok il ve ilçede aynı durumda. Kent yönetiminde gelecekteki göç dalgaları göz önüne yapılan çalışmalar var mı bilmiyorum. Ancak 70'li yıllardaki gecekondu patlamasından ders alınarak aynı hataların yapılmaması gerek. İzmir'in yeni göç dalgaları altında ezilip yaşanabilir bir kent olmaktan çıkmaması için iskan sorunu başta olmak üzere güvenlikten, ulaşıma çok özel projeler geliştirilmesi gerek.
* * *
Şu an yaşanan kapkaç, hırsızlık olaylarındaki patlamalar yeni göç dalgalarıyla daha da vahim boyutlara ulaşabilir. Artık bu olaylar sadece güvenlik önlemleriyle de çözülemez. Göç dalgalarının dalga kıranı ancak yeni yatırımlar olabilir. Eğer bu yatırımlar en fazla göç veren illerin çevrelerine yönlendirilebilirse en ideal çözüm bu olur. Ancak bugüne kadar başta terör olayları olmak üzere pek çok nedenden dolayı bu politikalar yeterince başarılı olamadı. O zaman geriye tek bir yol kalıyor İzmir ve Ege Bölgesi'ne mümkün olduğu kadar fazla yatırım çekip yeni iş olanakları yaratmak. İzmirli iş adamları, sanayiciler ve örgütleri gelecekte huzursuz bir şekilde sırça köşklerde oturmak istemiyorlarsa yeni yatırım projeleri için iç ve dış arayışlarını hızlandırmalı.
Artık bu iş sosyal huzur için toplumsal bir görev haline geldi.
Bir Türkiye klasiği
Hükümet yıllarca katlanılan bunca fedakarlıktan sonra bir çuval inciri berbat etmek için elinden geleni yapıyor.
Merkez Bankası Başkan seçimiyle ilgili belirsizlik iş aleminde kaygı yaratmış olmalı ki İzmirli sanayiciler de seslerini yükseltmeye başladı. EBSO'da yapılan toplantıda Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili kaygılar dile getirilmiş.
Merkez Bankası'nın bağımsızlığına el uzatmak tipik bir Türkiye klasiği. Politikacıların elinden kurtulmuş bir Merkez Bankası Türk ekonomisine bugüne kadar az görülen saygınlık kazandırmıştı. Şimdi hükümet bu saygınlığı yıkmak için var gücüyle çalışıyor.
Hükümetin niyeti belli. Seçim rüşveti dağıtabilmek için elinin kolunun bağlı olmasını istemiyor. Kendisine yakın bir ismin başkan olmasıyla, ekonomik programdan sapılmak istendiğinde fren yapan Merkez Bankası'nı da kontrol altına alacağını hesap ediyor hükümet.
İktidarı bu yanlış adımlarından ancak piyasalar döndürebilir. Ekonomiye güven sarsılıp yurtdışına hızlı bir döviz çıkışı olursa geri adım atmaya alışık olan Erdoğan hükümetinin hemen inadından vazgeçeceğinden kimsenin şüphesi olmasın.
Geç kalan bahar
Bahar geç de olsa sonunda geldi güneş yüzünü göstermeye başladı. Kış aylarını ılıman geçirmeye alışmış İzmirliler bu yıl adeta kara bir kış yaşadı.
Yağmur, soğuk derken kar bile yağdı: Neyse, "kar yıl var yılı" der eskiler. Bu yıl tarımda iyi bir hasat bekleyebiliriz. Ürün bolluğu ekonomiye de hareket getirir. Bu arada şu sıralar fırsat buldukça kırlara, bahçelere gidin.
Papatyalar, sümbüller göz kamaştıran renkleri ve güzellikleriyle adeta defile yapıyor. Biraz kafayı dağıtmak, enerjiyi yenilemek için doğayla buluşmanın tam zamanı.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|