Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Mart 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ATV | CINE-5 | CNBC-E | CNN-TÜRK | KANAL 7 | KANAL D | LİG TV | NTV | STV
SHOW | STAR | TGRT | TRT 1 | TRT 2 | TRT 3 | TV 8
Ne haddime!


KANAL D'nin "Anadolu Kaplanı" dizisinde Çetin Tekindor tam bir "Beyaz Türk". Bu rolde olmuyor. Bana göre yanlış seçim... Kızmayın, küsmeyin; ukala, bilmiş, kücümseyici laflar değil bunlar. Seyrederken belki de alışagelinen bir Vahi Öz hasretidir benimkisi. Yoksa ustamız Çetin Tekindor benim iki satırımın arasında sanatı yanına bile yaklaşılmayacak ummanda bir isimdir.
* * *
"BÖREKLER, çörekler, şaraplar hazırlanmış İpekçiğim, Sevilay telefon hattımızda kal. Çok değerli bilim adamı telefonumuzda". Güneş tutulacak, TV'de onun telaşında bir ses. NTV müzik eşliğinde veriyor new age tadında. "Dünyadaki gerçek sıcaklığı hissediyoruz"... Şu an Antalya da oda orkestrası yerini almış Vivaldi mi, Purcel mi çcalıyor? Bir televizyon kanalının dediği gibi bu yaşanan güneşin hapsi mi?
* * *
YEDİ yıl önceydi. Evet yedi yıl önce bir Antalya sıcağında tutulmuştu. Kaçar gibi perdelerin arkasına. Yedi yıl önce, yalnızlık komedyasının ilk adımlarının atıldığı yıllarda. Yedi yıl önce yeniden başlamanın umuduydu. Güneşin tutulmasından çok, bir yedi yıl sonra rakamla yazar gibi, olmuş gibi bir hayatın, o günden bugüne halet-i ruhiyesi şimdi yaşanan. Daha çok içebilmenin, daha çok hayal kurmanın kalıntıları varmış. Koşarcasına gidilen bir telefon kulübesi, böcek uğultuları, dedim ya hani bir nefes almanın sıkıntılarında "geçecek, merak etme" demenin kendi iç huzur egzersizlerindeki o gün. Yedi yıl önce güneş tutuldu. Bir yedi yıl sonra da tutulacak. Bilmem görecek miyim?
* * *
"KIRIK Kanatlar"ın elektronik posta adresime hücumu devam ediyor. Kurtuluş Savaşı üzerine "para harcamayı" beceremeyen sinemamızın tek tük ürünlerinin kırıntılarını görmek heyecan veriyor. Ama bakıyorum, aklıma okulda oynadığımız bir müsamere geliyor. Kurtuluş Savaşı Destanı'nın okul sıralarında mutlaka oynandığı bir salonda, annelerimizin sağdan soldan buldukları o kıyafetler (sahi o zabit elbisesini annem nereden almıştı?) eşliğinde heyecan içinde oynandığı yıllar aklıma geldi bu diziyi izlerken. Kıyafetler giyilmiş o yıllara uygun. Ama ya gerisi? Bir çiftlikte sadece yıl 1900 diyerek geçen bir aşk hikayesi, milli mücadelemiz ile bağlantılı mı? Bir askerin aşkı o savaş yıllarının mücadelesi içinde mi anlatılıyor yoksa o yıllar bir aşk kolyesinin dekoru mu oluyor?


s.kologlu@milliyet.com.tr






  Sina
  KOLOĞLU
Ne haddime!

© 2006 Milliyet