Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Mart 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
TB (Türkiye Birliği)


Dağlarda güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada öldürülen PKK'lıların cenazeleri nedeniyle Diyarbakır'dan manzaralar "karabasan" gibi.
Emirle kepenklerin indirtilmesi... Emre uyulmayan dükkânlarda camların kırılması, mallarının yağmalanması/tahribi... Güvenlik güçlerine taşlarla saldırılar... Molotofkokteylleriyle araçların yakılması...Olayların bütün gün ve gece sürmesi...
Ve... En "düşündürücü" olanı ise, Diyarbakır'ın oynayacağı maçın bile "güvenlik sağlanamayabileceği" gerekçesiyle başka "il"e alınması... Ünal Erkan'ların, Gaffar Okan'ların alkışlandığı, omuzlara alındığı, coşkunun ve neşenin paylaşıldığı Diyarbakır Stadı mı maça kapatılıyor?
.........................
Hangi Diyarbakır bu?
Daha birkaç yıl önce "Sokaklarına, caddelerine bayram gelmiş" diye satırlar yazdığımız Diyarbakır mı?
Caddelerinin gece gündüz yeniden kalabalıklaştığı, kafelerin açıldığı, tiyatroda bilet kuyruklarının oluştuğu, sanayinin boy göstermeye başladığı, ticaretin canlandığı, tarlaların ekildiği, üniversitenin huzurla eğitim yapabildiği, 5 yıldızlı otellerin açıldığı, güvenlik güçleri mensuplarının tatil saatlerinde yerel halkla kahvelerde tavla oynadığı, lafladığı Diyarbakır mı?
Bir yılda Diyarbakır nasıl oldu da "intifada"ya perde açmanın son provaları izlenimini veren şu çok esef verici görüntülerin hortladığı korku filmleri görüntülerini yansıtır hale geliverdi...
.........................
Herhalde bir "yanlış" yapıldı.
Yahut... "Yapılması gerekenler" yapılmadı.
Ya da... Orada birileri bir şeyler yaparken Ankara'da, devekuşları gibi tehlikeyi görmemek için "kafalar" kuma gömüldü.
.........................
Tam bir hafta önce bu köşede şöyle yazmıştım:
.........................
Geride kalan haftayı değerlendirirken şu gerçek de saptanacak:
"Türkiye, PKK'ya karşı silahlı mücadeleyi biliyor ve başardı.
Ancak... Siyasal ve sivil alanda yeterince hazır değil. Sivil ayak topallıyor."
1990'lı ilk yıllarda yaşananların bir tekrarı mı bu?
O zamanlar PKK saldırırdı. Güvenlik güçleri saldırıdan sonra harekete geçerdi. Geceleri güvenlik güçleri duvarların arkasına çekilirdi, meydan PKK'ya kalırdı. İnisiyatif PKK'daydı.
Ne zaman ki bu strateji değişti, güvenlik güçleri gece ve gündüz PKK'yı kovalamaya başladı. Saldırıyı beklemeden PKK'nın üstüne gitti, lojistik yollarını kesti... Resim tamamen değişti.
Silahlı mücadele böyle kazanıldı.
Şimdi de öyle mi? Yani... PKK siyasallaşma süreciyle birlikte sivil boyutta mücadele için ataklar yapıyor, vesileleri kullanıyor. Devlet siyaseti daha sonra tavır alıyor.
Demokrasi, insan hakları, kültürel boyut için atılan adımlar bir ara devletin "ön aldığı" umudunu yaratmıştı.
Fakat... Bu inisiyatif fren yaptı.
"Aksiyon"dan "reaksiyon"a gerileyen bir "durağan" politikayla bu duyarlı soruna çözüm üretmek zor.
Bazı istekler ve sloganlarla yüz göz olunma psikolojisi, önümüzdeki aylarda, durumu çok daha zora sokacak isteklere ve onu destekliyor görüntüsünü veren "taban"a uzanabilir.
Demokrasi, insan hakları, kültürel haklar, ekonomide adil paylaşım ve yurttaşlık ortak paydalarında sivil çözümler stratejisi oluşturmak zamanıdır.
............................
Evet... Sanıyorum eksiklik, yukarıdaki satırlarda yansıttığım gibi "PKK'ya karşı silahlı mücadelede stratejisi olan ve başaran Türkiye'nin, silahsız mücadele stratejisinin olmayışı..."
Demokratikleşme, ekonomi, kültürel haklar ve diğer sivil adımlar iyi başladı ama bir süredir patinaj yapıyor.
Birer saatlik Kürtçe TV yayını bile çok uzun bir süreçten süzülen iki damla...
Bırakılan boşluk, başka siyasetler, söylemler ve eylemlerle dolduruluyor.
Oysa... Doğa nasıl boşluk bırakmaz, siyasetin doğasında da boşluk kalmaz. Birileri doldurur.
Avrupa Birliği (AB), Arap Birliği (AB) iyi de... Türkiye'nin Birliği'ni (TB) de düşünelim.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kürtler ve PKK
VAHİM olaylar devam ederken, DTP'nin Siirt İl...
Çetin ALTAN
Güneş tutulması da, geldi geçti işte...
Dünya ile Güneş'in arasına Ay'ın girmesiyle, ...
Melih AŞIK
Gençliğin öfkesi
Fransa'da önceki gün son yılların en büyük ki...
Fikret BİLA
Mayın temizleme işinde soru işaretleri
Suriye sınırındaki mayınlar temizlenecek ve o...
Hasan CEMAL
Merkez sol kazandı ideolojik sağ yenildi!
Sabahın körü... Seçimlerle ilgili resmi sonuç...
Yılmaz ÇETİNER
Digiturk maçlarda kendini yenilemeli
Yaşantımızın dinlenme, vakit geçirme bölümünü...
Güneri CIVAOĞLU
TB (Türkiye Birliği)
Dağlarda güvenlik güçleriyle girdikleri çatış...
Can Dündar
Taşra hatırlar, şehir unutur
Carlos Saura'nın 2004 yapımı "7. Gün" filmini...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizliğe devam
İki gündür okurlarıma işsizliğin nedenlerini ...
Doğan HEPER
Bu komisyon mahkeme mi?
MECLİS Şemdinli Araştırma Komisyonu'nun 9 üye...
Semih İDİZ
AB'siz Türkiye nereye gider?
Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi...
Sami KOHEN
Herkes kendi yoluna giderse...
İSRAİL'deki seçimlerin sonucu, İsrail-Filisti...
Hasan PULUR
Hilmi Yavuz'un yetmişinci yılı...
ŞAİR, felsefeci, yazar Hilmi Yavuz'un 70. doğ...
Derya SAZAK
Okulda ölüm
Berlin'de "Kurtlar Vadisi, Irak" filmi ve diz...
Meral TAMER
Yetişkin erkek nasıl eğitilir?
Hafta başında konuşmacı olarak katıldığım bir...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası için asıl risk
Bir ülkede "Enflasyon Hedeflemesi" yapılıyors...
Güngör URAS
Taşeronluk esir tüccarlığına dönüştü
Sanayici dostum anlatıyor: "Dövizin ucuzluğu ...
Serpil YILMAZ
"Seyrantepe'ye gökdelen dikilemez"
İstanbul'un kalbinde 24 hektar arazide konuml...
M. Ali BİRAND
Dayak cennetten çıkmadır (!)
Geçenlerde Milli Eğitim Bakanı Çelik, Kanal D...

© 2006 Milliyet