|
Zoraki oyun
Malatya'da oynanan Diyarbakırspor - Fenerbahçe maçının hangi penceresinden futbolu anlatalım sizlere... Kendi sahasında ve seyircisi önünde dahi tribün baskısı altında ezilmekten başını kaldıramayan talihsiz Diyarbakır'ın, Malatya gibi tarafsız ve seyircisiz sahadaki futbol sesi ve nefesi nereye kadar yeter ki ?..
Hele rakibiniz Fenerbahçe gibi şampiyonluk adayı bir takımsa... Hele darmadağın bir futbol üslubu olmasına rağmen Appiah, Aurelio, Nobre, Tuncay gibi belki Diyarbakır'ın on kat üstü borsa değerine sahip oyuncularıyla boğuşmak zorundaysanız eğer, o zaman puan kazanma hesaplarınız kaç kuruşluk bir ihtimale düşür ki ?..
İtiş kakış mücadele
Biraz da Fener'i anlatalım derseniz, futbolun şaşmaz kuralıdır "rakibiniz ne denli kalitede oynarsa, diğer ekibin futbol ölçekleri de o denli ayaklanır"... İşte bu önemli gerçek dün geceki Malatya oyununu sarıp sarmalayınca, şampiyon namzeti Fenerbahçe'nin göz kamaştırıcı pozisyon şemaları yerine, maçın zamanını devirmeye yönelik bir futbol angaryacalığı ortada sırıtıp duruyordu... Hele ikinci yarısı "itiş kakış" bir hallerle oynanıyordu ligin 3 puan kapışması... Bu arada Aurelio'nun her şeyi ciddiye alan futbol tutkusu gözlere hoş gelse de, insanın sahada nelere bakacağını dahi şaşırıp, kaldığı bir geceydi Malatya'daki "zoraki oyun"...
Zor dostlar, zor...
Ligde işlerin kargaşa halinde devam edişi, tribünlerdeki küfür koroları, sahayı kutsal bir futbol alanı değil de, sanki bir çöplük ambarı gibi gören gözlerle futbolumuzdaki bu berbat haftaları nasıl aşacağız ki ?.. Hele Diyarbakır gibi kendi kentinde yapılan oyunlara dahi isyan bayrağı çekip, tribün koltuklarını parçalayıp, hakem döven bir anlayışı nasıl doğru çizgilere getirip de, futbolda birçok şeyi nasıl yenileyebiliriz ki ?.. Maalesef "zor dostlar, çok zor"...
esenay@milliyet.com.tr
|
|