|
Darfur'da olan ne?
TÜRK kamuoyu Darfur'un adını duymuş da olsa, bunun tam olarak neresi olduğunu ve hangi nedenlerle dünyayı meşgul ettiğini pek bilmez...
Şimdi medyamızda birdenbire Darfur'dan söz edilmesi, Sudan'ın başkenti Hartum'daki Arap Birliği zirvesine katılan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu vesileyle ülkenin batısındaki bu çok konuşulan bölgesini ziyaret etmesi sayesinde olmuştur.
Erdoğan bu ziyaretinde, Sudan yetkililerinin duymak istediklerini söylemiş, bu arada Darfur'da "soykırım" veya "asimilasyon" zorlamalarının yer aldığı görüşünde olmadığını öne sürmüştür...
Saldırı ve sonrası...
Sahi, Darfur'da neler oldu?
Yıl 2003. Darfur bölgesinde, merkezi yönetime karşı bir ayaklanma başladı. "Sudan Kurtuluş Ordusu" ve "Adalet ve Eşitlik Hareketi" adlı iki örgüt, silahlı bir mücadeleyi başlattı.
Darfur'da yaşayanların (çeşitli kabileler) geniş kesimi, "siyah" Afrikalı. Bir kısmı da Hıristiyan. Sudan genelinde ise -ve yönetimde- egemen olan kesim, Arap ve Müslüman.
Darfurlu "asiller", yöneticilerin baskıları altında yaşadıklarını, eşit haklara sahip olmadıklarını ve bölgenin de ihmal edildiğini öne sürerek eyleme geçtiler. Hartum'daki hükümet bu isyanı bastırmak için, kendi denetimindeki ("cancevid" diye bilinen) milisleri devreye soktu. Ne var ki, bu milisler ayaklanmayı bastırayım derken, yerli halka ait köyleri yaktılar, insanları öldürdüler, kadınlara tecavüz ettiler, kaçmak isteyenleri arkadan vurdular...
Sonuç olarak, kitle halindeki bu katliamda 180 bin kişi öldü. İki buçuk milyon insan da evini barkını kaybetti. Bir kısmı Darfur'da kurulan kamplarda barındı, bir kısmı da komşu Çad'a sığındı...
Dünya başta Afrika'nın bu gözden uzak diyarındaki insanlık dramına seyirci kaldı. Ama facianın boyutları anlaşılınca BM devreye girdi, Afrika Birliği asker gönderdi, sivil toplum örgütleri yardım kampanyaları açtı...
Ama kanlı olaylardan iki buçuk yıl sonra, bugün hâlâ Darfur'da güvenlik tam sağlanmış değil. Çatışmalar sürüyor. Kamplarda yaşam koşulları çok kötü. Açlık, hastalık kol geziyor. Hartum'daki hükümet bu büyük yükün altından kalkamıyor...
Farklı tavır
Darfur'daki kanlı olayların tanımı, ayrı bir tartışma konusu. Sudan hükümeti "milis"lerin yaptığını "self-defence" (öz savunma) diye nitelendiriyorsa da, buna kimse itibar etmiyor. BM ve diğer kurumlar, açıkça milisleri suçluyor ve hükümeti de bir ölçüde bundan sorumlu tutuyor.
Ama bu, bir "soykırım" mıydı? ABD ve diğer bazı Batılı ülkeler öyle nitelendiriyorlar. Bu sözcüğün her benzer olayda kullanılması, yanlış... Ancak Darfur'daki olayın çok ciddi bir etnik-dinsel saldırı olduğu, yani bir "insanlık suçu" sayılması gerektiği de açık.
Başbakan Erdoğan'ın bu konudaki değerlendirmesi doğru da olsa, Darfur'un ziyaretinde sergilediği tavır, Sudan yönetimini politikasını değiştirmesi için baskı altında tutmaya çalışan uluslararası camianın çizgisinden uzaklaşıyor...
skohen@milliyet.com.tr
|
|