|
 |
|
|
İyi insanlar neredeler?
Görüş / Bülent Buda
Cumhuriyet düşünmek, öğrenmek, sorgulamak, kulluğu aşıp birey olmaktı. Cumhuriyet, Hasan Ali Yücel'in, 100 Dünya Klasiği'ni Türk diline çevirtme girişimi ile başlatılan ışıltılı bir yolculuktu.
Önce insan olmayı öğrenmeliydik. Kuru köftemizi, yaprak sarmasını, türlü renklerde lop yumurtalarımızı tokuşturarak paylaşarak hıdırellezler, bahar bayramları kutladık.
Birlikte eğlenerek, oynayarak. Niğmet hanım teyzenin belediye Kamil'in, bakkal Şevket'in, Bahriyeli Ahmet'in, Tini Kemal'in, Efe Yaşar'ın köklerini sormak, merak etmek kimsenin aklına gelmedi. Hoşgörü cenneti yoksul mahallenin birbirini kucaklayan iyi komşularıydık. İzak Atas, Eli Bencuya, Aron Taranto, Jak Ürek, İlya Roditi, Sion Barki, Ovi-Marko Sarda kardeşler yaşama anlamı kılan evreleri paylaştığımız dostlarımız, arkadaşlarımızdı. Komşularımızla arkadaşlarımızla birlikte sevmeyi öğrendiğimiz, birey olmanın kıvancını yaşadığımız güzel bir "ülkemiz" vardı bizim.
Resmi plakalı takımlar
Sonra neler olup bittiğinin farkında olmadan, insanlar birbirlerine "nerelisin" ya da "Neredensin" diye sormaya başladı. Büyü bozuldu. Karanlığın içine çekildik. Ayırdılar bizi komşularımızdan.
Sonra giderek ülkesini, bayrağını sevmek, geniş bir alanda gezinen futbol topunun devinimlerine indirgendi. Ucuzlatıldı. Soylu bir yarışmayı, savaşın içine çektiler. Bizden olmayana, ötekine atılan gol kutsanır oldu. Başları sıkışınca, yapay döllenmeyle resmi plakalı takımlar yarattılar. Yarışma alanları, kapışma alanlarının mekanı oldu. Verilen ödünler, insanların kendilerini iyi hissetmesi için seçilmiş ucuz bir yöntemdi. Kendine ait olan başkasının güdümüne girince "Sevgi" bitti. Bireyin özgür istenci hiçe sayıldı. Birey gitti. Kulluk dönemi geri geldi.
Olay budur. Uzadıkça da uzar. Salt kolundaki saati bir servet, iyi giyimli, okumuş, seçkin, seçilmiş beyzadelerin mikrofon uzatıldığında iki dudağı arasından inciler dökülüyor. Futbol topunun çekiciliğinde yandaşları kapıştırıp, adam sayılmanın dayanılmaz hafifliğini sergiliyorlar. Tribünler yetmedi futbolcudan "Bir baba hindi" çektiren amigolar dönemi başlattılar. Kan kokusu sardı spor yapılan yerleri. İşin ürkütücü yanı hiç de alınganlık göstermiyor payı olanlar.
Savunmasız adamlar
Yönetici, futbolcu, teknik adam, dolduruşa getirilen taraftar, her hafta mangalı eşeleyen bazı televizyon bülbülleri!..
Belledikleri tek kurban, arenadaki aslanların önüne yem niyetine adadıkları yalnız, savunmasız, korunmasız adamlar. Hakemler!
İnsafsızlık, haksızlık bu. İyiler nerede?.. Nereden türedi bu denli kötülük?.. Kuru köfteyi, yaprak sarmasını, renkli yumurtaları paylaştığım komşularımı özlüyorum. Neredeler?.
Umuyorum, Özdemir Asaf'ın şu dizeleri yanıt olur;
Çocukluğumda her şey büyük görünüyordu. Gençliğimde her şey önemli görünüyordu. Sonra çok şey büyüklüğünü ve önemini yitirdi. Çocukluğumdan da gençliğimden de çok az şey kaldı.
Şimdi yaşlıyım sayılır.
Çok şey gülünç görünüyor.
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|