Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Nisan 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çiğdem, bir dayak 10 günlük tatil eder mi?

Birileri çıkıp "Dayak yiyorum" dediğinde üzülmekten çok kızıyorum. Ya da birileri çıkıp "Aldatıldım ve affettim" dediğinde "Kapa çeneni" diyesim geliyor...


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Birine "vurmak" öğrenilmiş bir davranıştır. Yakınınızda bulunan birinden öğrenirsiniz. Birilerinin birilerine vurduğuna tanık olursunuz hep.
Birine "bağırmak", "sözle şiddet uygulamak" öğrenilmiş bir davranıştır. Yakınınızda birileri birbirine sürekli sözlü tacizde bulunur. Aşağılar.
"Aldatılmayı kabullenmek" de öğrenilmiş bir davranıştır. Çevrenizde birileri aldatır, birileri aldatılır. O kişiler bunun herkesin başına gelebilecek doğal bir durum olduğunu söylerler, kendilerini rahatlatmak için.
Bir hatayı çok sayıda insan yapınca, o aslında "hata" olmaktan çıkmaz.
"Razı olmak" öğrenilmiş bir davranıştır. Yakınınızda birilerine birileri vurur. O biri bu şiddete "razı olur". Yakınınızda biri birine sürekli hakaret eder, aşağılar.
O biri sesini çıkarmaz, "razı olur" yaşadıklarına.
Birisi size ilk tokat attığında içinizden doğal olarak gelen tepki, öfke ve karşınızdaki insana duyduğunuz tüm saygı ve sevginin çöküşüdür. Ama bu doğal tepkiyi bastırıp çevrenizdeki insanlarda karşılaştığınız ya da dizilerde, filmlerde, magazin programlarında gördüğünüz zorlama sosyal rolleri kabullendiğinizde, aslında sadece ortak bir hatayı tekrarlayıp kendinize karşı suç işliyorsunuz demektir. Çünkü sizin çöküşünüz de o zaman başlar. İlk tokada sesiniz çıkmadığı takdirde daha çok tokat yersiniz. Çünkü insani tepkinizi bastırarak zaten siz kendinizi aşağılamış olursunuz.
Bu durum sadece açık şiddetle ilgili değildir. Aşağılandığınızda, şu ya da bu biçimde tacize uğradığınızda, ilk ve haklı tepkinizi sosyal tavize kurban ettiğinizde aslında kendinizi, kişiliğinizi kurban edersiniz. Aldatılmayı da size, hatta tüm ruhunuza atılmış bir tokat gibi hissedersiniz. Kabul ederseniz arkasının gelmemesi imkansızdır. Çünkü o anda siz de ruhunuzu aldatmış olursunuz.
Bu kişiliğinize karşı işlenen suçlara yerinde bir ceza vermediğiniz sürece aslında kendinizi cezalandırmış olursunuz. Tabii hâlâ bir kişiliğiniz kalmışsa...
Durum çok basit ve kolayca anlaşılır: Etki ve tepki =Tepki ve etki...

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Hani ağustosböceğiyle karınca vardı ya... Bütün yaz boş gezerseniz, kışın aç kalırsınız.
O yüzden, birileri çıkıp "Dayak yiyorum" dediğinde üzülmekten çok kızıyorum. Ya da birileri çıkıp "Aldatıldım ve affettim" dediğinde "Kapa çeneni" diyesim geliyor. Kendi saçma "razı oluşunu normalleştirmesine" izin vermemek, hatasını salgına dönüştürmesine engel olmak için...
Çiğdem Kayalı sevgilisinden dayak yiyip ardından o kişiyle tatile gidiyorsa: "İki göz morarması=10 günlük bir Amerika tatili mi eder?" diye sormak lazım.

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Her insanın kendi "anayasası" olmalıdır: Şunu yapmam, bunu istemem, bu bana göre değil... Kendimize belli bir yol çizeriz. Suçlar ve cezalar vardır içimizde. Geceleri hesaplar yapar, kendimize işkenceler ederiz... Neye yarar peki? Hiçbir şeye! Akıllanmadıkça...
Hani Özal'ın "Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz" dediği yerde neler olduğunu görmedik mi hep birlikte? Anayasa meşruiyetinden, toplum da etiğinden oldu. Bu arada hayatımızdaki delikler süzgeç oldu, ne zaman uyanacağız? Başkalarının hatalarını tekrarlamamız gerekmiyor, bu hatalara göz yumduğumuz sürece aslında onların normalleşmesine hizmet ediyoruz.
İyi oyunlar herkese...

Haftanın en saçma yazısı!

Pakize Suda 25 Mart'ta Hürriyet'teki köşesinde "Kocanızın bir sevgilisi olacak!" başlıklı bir yazı yazmıştı. Efendim kocanızın eninde sonunda zaten bir sevgilisi olacakmış da, siz de o sevgiliye öyle sessiz kalmalıymışsınız ki, işte o zaman adamın karısı rolünü o kadın oynarmış siz de sevgilisi gibi olurmuşsunuz, falan da filan. Yazarken daralıyorum... Bu taktiğin sonucu size yol, su, elektrik çarpar gibi döner, emin olun! Bulaşıcı hastalıklar, depresyon, aşağılık duygusu... Bu yazı olsa olsa "yanlış örnek tanıma" dersi olarak yararlı olabilir. "Aldatıldım, olsun herkes aldatılıyor!", "Dayak yedim, affettim, tatile gittim" demekten beter... Neymiş; kocanızın sevgilisi olacakmışsınız! Aman ne zekice bir bahane!


Erkek köşesi!

Hangi kadın dövülür?
Birini dövmek sizin haddiniz değildir.
Birinin size "razı olması" ona eziyet etmenizi haklı çıkarmaz.
Birinin hatasını zorla düzeltmek sizin göreviniz değildir.
Birinin çalışmayan kafasını sarsarak çalıştırmak misyonunuz değildir.
Birinin sizin verdiğiniz tepkilere etki etmesi sizin bahaneniz değildir.
Ama hatalarınızı normalleştirenlere razı olmak, sizin hatanızdır.
O zaman -çok akıllısınız ya- akıllıca değiştirin hayatınızı...

Öptüm sizi
Tuba Ünsal boşandı. Bir röportajında "Ama ben evlendiğim zaman hayatta daha yapmak istediğim şeylerin olduğunu gördüm" diyordu. Peki hayatta yapmak istediğimiz şeyler bitince mi evleneceğiz? Hayır! Hayatta birlikte bir şeyler yapacağımızı düşündüğümüz kişiyle evleneceğiz.
O zaman aşk da evlilik de bitmez. Öpelim de yanlış düşüncelere kapılmasın.







CUMARTESİ
"Sevdiğim parçaları söylemek için grup kurdum"
Renkte sınır yok
Şimdi sıra üçüncü kuşakta
Roman'ın romantik yazı
En moda En yeni
ne var, ne yok
"İstanbul'un vazgeçilmez vahası"
Bir kalemi dokuz ayda yapıyorlar
Daha bakımlı daha güzel
Dansta "bodyjam" devri





Melis Alphan
Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet