|
 |
|
|
Gerets yine de şanslı
Gerets'in bugüne kadar oluşturduğu takım formatlarını hep eleştirdik ve kötü oyunları şansla kazandığını ileri sürdük. Dün de şanslı olan adam yine Eric Gerets'ti. Hayır ! Bu defa yanlışlarına rağmen kazandığı için değil, Türkiye'nin en uyumlu, en dinamik ve en kalpten oynayan profesyonellerine sahip olduğu için ! O nedenle antrenörlüğüne, futbola kazandırdığı hücum güzelliğine ve kariyerine saygı duyarak Eric Gerets'i şansı nedeniyle de kutluyoruz.
Galatasaray, geçmişte Ali Sami Yen Stadı'nda şampiyonluğa giderken az çelme yemedi Gençlerbirliği'nden !.. Zaten Ankara takımı hangi İstanbullu için kolay rakip ki ? Özellikle şampiyonluk yarışında koşanların önünde can sıkıcı bir engel olmakla övünüyorlar. Galatasaray'ın dünkü can sıkıntısı maçtan önce başladı. Malum nedenle savunmanın en sağlam dişlisi Song resti çekmiş, tek kişilik bir boykotla arkadaşlarını yalnız bırakmıştı. Onun yerini alan Emre ise neredeyse iki yıldır top oynamıyordu. Ergün, ilk on birde sol bek olarak görev üstlenmişti. Bütün rizikolu görüntüye rağmen takım, gerçek bir takım gibi oynadı. Yıldızlarıyla, generalleriyle, savaşçı askerleriyle gerçekten bir komando timi gibiydiler. Koştular, savaştılar, birbirleri için yardımlaşmanın, özverinin, ustalığın ve profesyonelliğin en iyi örneklerini verdiler.
Kişilikli futbol
Gençlerbirliği de hedef takımıydı. Onlar da üçüncülük için yol açmaya çalışıyordu. Koşarak, çalışarak skora asla bakmadan, kişilikli bir futbol anlayışıyla maça ortak oldular. Ne varki en çok top kullanan, frikikleri ve penaltıyı kaçıran Uğur Boral, bir hayal kırıklığı kahramanı olarak parladı.
Fırat Aydınus'un ilk penaltı kararı kuşkuluydu. Risp-Hakan Şükür ilişkisinde biz kurallara aykırı bir durum gözleyemedik. Ama öteki penaltı kararları, gösterdiği sarı kartlar doğru ve yerindeydi. İyi niyetle koşa koşa oynanan maçı koşa koşa yönetti.
Galatasaray da çifte penaltıyla gelen goller büyük bir rahatlık yaratmış, Gençlerbirliği'nde ise tüm çabalara rağmen skoru dengeleme fırsatını ortadan kaldırmıştı. Yine de teslim olduklarını söyleyemeyiz. Kaleci Mondragon'un penaltıyla birlikte önlediği en az üç gol var.
Hepsi kahraman
Bu maçın kahramanları mı ? Hepsi ! Ama üçüncü golde Hakan Şükür'ün markajcısıyla birlikte orta sahada savaşırken, Gençlerbirliği savunmasında boş alan yarattığını, Hasan Şaş'ın da yaptığı uzun asistle Iliç'e golü attırdığını söyleyelim. İşte, gecenin üç yıldızı daha... Ötekiler de az değildi. Hırsla, enerjiyle, coşkuyla oynadılar. En kuşkuyla bakılan ve bir frikik, bir de penaltıya neden olan Emre dahil hepsi de gerçek kahramanlardı.
Galatasaray, hedefi görmüş, zirve ortağından kopmamak için vitesi yükseltmişti. Bize de düşen bu takımı alkışlamaktı. Keşke o güzel tablonun içinde küfürsüz seyirci de yerini alabilseydi, yazık !..
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|