|
Umuda kepenk
Milliyet'in dünkü manşeti, Güneydoğu'da yükselen şiddetin ticaret ve ekonomik yaşama vurduğu darbe nedeniyle en çok bölge halkına verdiği zararı anlatıyordu:
"Umutlar kepenk kapattı."
Diyarbakır ve Batman'dan sonra Hakkâri Yüksekova'da da esnaf dükkânlarını açmamıştı. Neyse ki dünden itibaren hayat normale dönmeye başladı.
Bölgede 'siyasi sorunu' öne çıkarmak üzere başvurulan eylemler 1998'den bu yana hızla normalleşen Doğu ve Güneydoğu'da ekonomiyi vuruyor. Bu gidişle yoksulluk ve işsizlik daha da artacak. PKK'nın çocukları kullanarak terörü kentlere yayma stratejisi, 1993 nevruzunda yaşananlara benzer bir atmosfere dönüş izlenimi veriyor.
Batman Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Rıfat Taşan, bölgeyi bekleyen tehlikeyi şöyle dile getirmiş:
"Cam kırıkları içinde oturuyoruz, tank sesinden başka ses yok. Hayat durmuş durumda. Ticaret hayatı da durdu. İyileşme, bu bölgenin gelişmesi demek ki bazı kesimlerin işine gelmiyor. Bu kargaşadan fayda uman bir kesim var."
Hakkâri'nin yüzde 70'i işsiz durumda.
Güneydoğu'da kişi başına harcama 3.3 YTL ile yoksulluk sınırının da çok altında. Ancak şiddetin durduğu ortamda bölgeye yeni yatırımcı gelir ve istihdam olanağı artar. Nitekim Şemdinli'deki patlamalar yaşanmadan önce, bölgede hayli iyimser beklentiler vardı. Kuzey Irak'la artan ticari ilişkiler, uçak seferlerinin başlaması, turizmin gelişmesi ekonomiyi canlandıran faktörlerdi. Türkiye altı ayda nerelere savruldu?!
Diyarbakır'da '90 kuşağı' gençliğin çatışma ortamında doğduğu, terörden başka bir şey tanımadığı, eğitimsiz, işsiz ve yoksul binlerce kişinin provokatif ortamlarda 'kontrol edilmesi imkânsız bir güce dönüştüğü' gözleniyor.
Ancak çocukları kullanarak tırmandırılan şiddetin bölgedeki ticari ve ekonomik hayata vuracağı darbe nedeniyle, işsizlik ve yoksulluğun daha da artacağı ve bundan en büyük zararı da bölge insanının göreceği unutuluyor.
Güneydoğu'yu yeniden 'OHAL'e mahkûm etmek neyi çözer?
PKK tehlikeli bir oyun oynuyor.
Canından bezmiş halkı bir kez daha polis ve askerle karşı karşıya getirmeye çalışıyor.
Bu tuzağa düşmemek Türkiye'nin ortak davası olmalı.
Ankara da, şiddet olaylarını bahane edip Diyarbakır Belediye Başkanı'nı ya da DTP'li yerel yöneticileri 'görevden alma' yoluyla, 1994'te DEP milletvekillerinin Meclis'ten alınmasına benzer uygulamaları gündeme getirmekten kaçınmalı.
'Umutlar kepenk kapatmasın' istiyorsak, demokrasi içinde çözüm aramalıyız.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|