Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Nisan 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Siyasetçiyi uyarmaya değer mi?


Bazen kendime ve benim gibi davranmaktan kendini alamayan gazeteci yazar takımına şaşıyorum. Şaşmama neden olan olay, bizim basit bir gerçeği göz ardı ederek siyasetçileri eleştirmemiz ve bu eleştirinin siyasetçileri bizim umduğumuz yönde etkileyeceğini düşünmemiz. Biz bunu yıllardır yapıyoruz ve yapmaya da devam ediyoruz.
Bunu yaparken göz ardı ettiğimiz gerçek şu : Biz gazetede yazı yazarak fikir beyan etme ayrıcalığını elde etmiş kişiler olarak gelişmeleri yorumlama ve kişileri değerlendirme hakkını buluyoruz kendimizde. Bu yorum ve değerlendirmeleri de kendi ölçülerimize, bilgi dağarcığımızın ve algılama yeteneğimizin belirlediği çerçeveye göre yapıyoruz. Siyasetçileri ve sergiledikleri davranışları da bu çerçeve içinden bakarak değerlendiriyoruz, övüyoruz ya da eleştiriyoruz, bazen de akıl öğretiyoruz onlara.

Siyaset çıkmazı
Oysa bizim eleştirdiğimiz siyasetçinin yetişme tarzı, ölçüleri, bilgi dağarcığı ve algılama yeteneği bizimkinden çok farklı olabiliyor. Bizim aklımız sıra ona oynatmak istediğimiz rolle onun oynamak istediği rol de çok farklı olabiliyor. Ayrıca, siyasetin çok boyutlu baskılarını ve iktidar koltuğunda oturmanın getirdiği ağır yükü üzerinde hisseden bir siyasetçinin ruh haliyle, tek derdi anlamlı bir şeyler yazabilmek ve kendini iyi ifade edebilmek olan bir yazarın ruh halinin çok farklı olması da doğal. Siyasetçi, hele işlerin tam da istediği gibi gitmediği dönemlerde, kendisini gizli ve açık düşmanlarla kuşatılmış hissediyor.
Bu durumda bizim yaptığımız eleştiri ya da uyarı, umduğumuzun tam tersi sonucu veriyor çoğu kez. Siyasetçi, yapılan bir uyarının neden yapıldığına ve kendisine yarar sağlayacak bir tarafı bulunup bulunmadığına bakmadan bunu hemen kendisine karşı bir hamle ya da tuzak olarak algılıyor. Olayı böyle algılayınca yapması gereken şey de uyarıya hiç aldırmadan bildiğini okumaya devam etmek ve uyarıyı yapanları suçlamak oluyor.

Merkez Bankası olayı
Süreyya Serdengeçti'nin Merkez Bankası Başkanı olarak görev süresinin ne zaman biteceği aylar öncesinden belliydi. Bu tarih yaklaşırken benim ve başkalarının dile getirmeye çalıştığı şey şuydu: içerde ve dışarıda olumlu bir izlenim bırakmış olan Serdengeçti'nin göreve devam etmesi istenmiyorsa aynı izlenimi yaratabilecek nitelikte bir adayın son dakikaya kalmadan belirlenmesi ve görevi Serdengeçti'den devralması sağlanmalıydı. Bunu yapmamanın bedeli hükümet için güven kaybı olabilirdi.
Bu uyarı dikkate alınmış olsaydı içeride ve özellikle dışarıda, hükümetin niyeti ve ekonominin geleceği konusunda bugünlerde dile getirilen kaygılar gündeme gelmeyecek, ciddi sorunlarla uğraşmak zorunda olan hükümetin başı bu nedenle ağrımayacaktı.
Ben iyi niyetle böyle düşünüyordum çünkü ekonominin ve yönetimin olumsuz bir sürece girmesini istemiyordum. Ama Sayın Başbakan'ın çerçevesinden olay farklı görünüyordu herhalde. Merkez Bankası'na dilediği kişiyi getirmenin ve "istediğim yere istediğim kişiyi atarım" diyerek tavır koymanın önemi daha fazlaydı onun için.

oulagay@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Kaynana zırıltısı
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
Melih AŞIK
Ortaya karışık
Dış siyasetin komiği olur mu? Elbette olur......
Fikret BİLA
Mayınlı arazilerin akıbeti ne olacak?
Suriye sınırı boyunca mayından temizlenecek a...
Hasan CEMAL
Barış için acıyı anlamak önce...
Tepeden, Zeytin Dağı'ndan Eski Kudüs'ü seyred...
Güneri CIVAOĞLU
Değnek
Güneydoğu'da akan kanın "laboratuvar tahlili"...
Can Dündar
Çocuklara kıymayın!
Diyarbakır'ın varoşu Bağlar semtinde cumarte...
Abbas GÜÇLÜ
Öğretmen tayinleri (2)
Öğretmenlerin, tayin ve yer değiştirmeler sır...
Metin MÜNİR
Gelinciklerin efendisi
Sabahın erken bir saatinde bahçede çay içerek...
Hasan PULUR
Türk basınının 50 yıl öncesi...
"OYSA Başbakan gazete sahipleriyle kurduğu do...
Derya SAZAK
Umuda kepenk
Milliyet'in dünkü manşeti, Güneydoğu'da yükse...
Meral TAMER
Beni arayan olursa Beyoğlu'ndayım
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın düzenlediğ...
Ece TEMELKURAN
'Halkımız' nerede?
İstanbul Üniversitesi'nde bir konferans salon...
Tamer HEPER
Davaya kim bakar?
Van olayları bir okuyucumun da dikkatini çekm...
Osman ULAGAY
Siyasetçiyi uyarmaya değer mi?
Bazen kendime ve benim gibi davranmaktan kend...
Güngör URAS
Gelir ve büyüme üretime bağlı
TÜİK 2005 yılında kişi başı gelirin 4.172 dol...
Serpil YILMAZ
TÜSİAD cephesi hiç şaşırmadı!
Başbakan Erdoğan'ın "politik mesajlar" olduğu...

© 2006 Milliyet