|
 |
|
|
Song'un şarkısı
Galatasaraylı Rigoberg Song, üzerinden çok uzun bir süre geçtiği halde ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle zor durumda kaldığını, kredi aldığı banka tarafından takibe uğradığını belirterek Teknik Direktör Eric Gerets'e başvurdu: "Moralim bozuk. Kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Oynarsam görevimi aksatabilir, takımıma zararlı olabilirim. Bu maçta beni affedin!".
Belçikalı hoca, Song'a karşı sert bir tavır takınmadı. Önündeki maçı kazanması gerekiyordu. Song'u maç kadrosuna almadı ve maç tecrübesi olmayan Emre ile Gençlerbirliği'ne karşı mücadele etti, kazandı.
Song, farklı da davranabilirdi. Avukatı ya da menajeri aracılığıyla FIFA'ya başvurup sözleşmesini iptal ettirebilir, hatta geçici lisansla başka bir kulübün formasını giyerek kabuk bağlayan Ribery yarasını deşerek kanatabilirdi.
Afrika Kupası'ndan geç dönerek disiplini bozuyormuş. Galatasaray'ı en zor maçında yalnız bırakarak şantaj yapıyormuş. Gerets de futbolcusunun bu şantajına boyun eğmeyerek adam olduğunu göstermiş!
Camın üzerinden toz almak gibi böylesine ezbere, kolayından yapılan yorumları hayretle dinliyorum.
Mesaj açık
Song'un içinde bulunduğu durum, kolay kolay hazmedilecek bir durum değildir. Kredinin geri ödenmesinde ortaya çıkan faiz sorunları bir yana, malınızı mülkünüzü de alabilirler elinizden. Yabancı bir ülkede hesapta olmayan koşullarla böyle bir dramı yaşamak sporcunun performansını olumsuz yönde etkiler... Futbol gibi "psikosomatik" ruhsal ve bedensel etkinlik gerektiren bir işiniz varsa, görevinizi aksatabilirsiniz.
Song'un yaptığı hiç de şantaj değil... Hocasına gidip takımına zarar vermek istemediğini söylüyor, hepsi bu!
Dahası, takım arkadaşları tarafından da destekleniyor Song... Anlayışla karşılanıyor. Cezalandırılmasına gerek olmadığı söylenerek yönetime bir mesaj veriliyor:"Önce vecibelerinizi yerine getirin. Ödemelerinizi yapın. Sorunu ortadan kaldırın!".
Başkan Canaydın ve arkadaşları kongre sonrası görev dağılımı yapıyor ama, ondan çok daha acil paraların dağılımı (ödenmesi) konusunda en küçük bir adım atmıyor. Belli ki, 15 Nisan'daki yeni Riva oylamasına kadar ufak tefek pansumanlar yapılsa da futbolcu paralarının tamamen ödenmesi hayal... Canaydın artık koşulları zorlamıyor. Günlük ve insani çözüm formüllerine uzak duruyor. Genel Kurul'a verdiği mesaj açık: "Riva'ya onay yoksa, para da yok!".
Arabesk yorumlar
Canaydın'ın haksız olduğunu söyleyen var mı ? Hiç sanmıyorum. 74 milyon dolara kişisel kefaletiyle imza atan başkan, onca rakibin arasından Riva tezleriyle seçim kazandığına göre, bu onayı beklemekte hiç de haksız sayılmaz. Arada geçici çözümler pansumanlar yapsa, fikir ve değer üretmeyen laf ebelerinin engellemesiyle karşılaşacağını, projenin sulandırılacağını çok iyi biliyor.
Song, İngilizce'de "şarkı" anlamına geliyor. O, kendini en ince, en insani duygularla ifade etti. Sorunlarını Galatasaray'ın başına iş açmayacak biçimde özetledi. Şarkısını dürüstçe söyledi.
Şimdi o şarkıya arabesk yorumlarla karşılık vermek kulakları tırmalıyor.
Futbolcular... Birleşin!
Galatasaray'daki para kriziyle ortaya çıkan büyük gerçeği artık görmenin zamanıdır. Türkiye'de en ağır, en güç ve en riskli meslek gruplarından birini oluşturan profesyonel futbolcular, hâlâ yapay olarak kurulan sosyal bir dernek dışında örgütlenebilmiş değiller.
Profesyonel Futbolcular Derneği'nin, salt Türkiye Futbol Federasyonu seçimlerinde bir taban birliği oluşturmak amacıyla etkinlik yaptığını biliyoruz. O taban birliği, kongrede oy kullanacak delegeleri belirliyor, federasyonla ilişkileri düzenliyor ve böylece sorunlar çözümlemiş oluyor.
PFD'nin başkanlığını Turgay (Şeren) ağabey üstlenmiş durumda... Faal futbolcular derneğin adresini bile bilmiyor. Turgay ağabey, iyi niyetle özellikle olanakları kısıtlı küçük kulüplerin futbolcularına yardımcı olmaya çalışıyor. Özellikle sağlık sorunlarını çözmek için yoğun çaba gösteriyor.
Yetmez
Ama bunlar yeterli değil... Daha fazlası gerek. Daha fazlası için Türkiye'deki tüm profesyonel futbolcuların sendikalaşması, haklarına sahip çıkması, bireysel hak kavgalarının ötesinde sosyal bir kimlikle bu mesleğin onuru, gelişimi ve saygınlığı için çaba göstermesi gerek.
Sendikalaşma, AB standartlarının da talep ettiği bir örgütlenme biçimidir ayrıca...
Sendikalaşma, futbolcuyu egoizmden, şişmiş egolardan uzaklaştırır, sosyalleştirir. Mesleksel anlamda rizikoları azaltıp güvenceleri artırır. En önemlisi, herkesin söz hakkına sahip olduğu futbol ortamında bu işi yapan gerçek emekçilerin de sesini duyurur. Transfer, ceza yönetmeliklerinden emekliliğe kadar her alanda haklarının savunulmasını sağlar.
Futbolcular, mesleklerinin en vazgeçilmez özelliği olan "paslaşma"yı , artık oyundan hayata taşımak zorunda!
Aksi halde topu kaybedecekler. Haklarını da!
Vızıldanma Mızıldanma
Başlıktaki sözcükleri "şikayet etme" ve "mızıkçılık yapma" anlamında kullandım.
Galatasaraylı dostlar, şampiyonluk yarışının kızıştığı şu günlerde Vestel Manisaspor'un kendi evinde Fenernahçe ile yapacağı maça takmış kafayı...
Vestel Manisaspor, sezon başında Üç Büyükler'le oynayacağı maçlar için İzmir Atatürk Stadı'nı seçmiş. Federasyona başvurup onay almış... Galatasaray da ilk yarıdaki maçını orada Atatürk Stadı'nda oynadı . Hiç itiraz etmedi. Çünkü 70 bin kişilik statta on binlerce seyircisi vardı. Şimdi aynı avantajı Fenerbahçe'nin kullanmasını istemiyorlar. İtiraz gerekçeleri şu : Biz oynarkan Manisa'daki statları onarımdaydı. Şimdi onarım bitti. Fenerbahçe ile Manisa'da oynasınlar!".
Bunun adı resmen şikayet ve mızıkçılık... Adamlar sezon başından izin almış. Bu işin onarımla bir ilgisi yok... Fenerbahçe maçı, Manisaspor nerede istemişse orada İzmir'de oynanır.
Galatasaraylı dostların şikayete hiç hakkı yok. Futbolcularına baksınlar... Onları örnek alsınlar. Sussunlar ve işlerini (takımı yalnız bırakmamak) yapsınlar!
TüMert Metin
Beşiktaşlı Tümer Metin, bütünüyle örnek alınacak, davranışlarının tümü onaylanacak bir futbolcu değil.
Çok iyi futbolcu... Tek başına maç alabilecek bir oyuncu.
Sporcu olarak sık sık çatışmalara girmesini, zaman zaman polemikler yaratmasını yadırgıyorum. Sürekli kırılgan, öfkeli ve tepkili...
Son olarak Ankaragücü karşısında takımının galibiyet golünü atarken alkışlandı. İbrahim Yavuz'la girdiği tartışma ve rakip takım soyunma odasının kapısını yumruklaması ayıplandı.
Ne var ki, ayıpta ısrar etmedi. Mertçe, dürüstçe özür dileyerek kendisinden daha genç olan meslektaşının gönlünü aldı. Özür dilemek de bir erdemdir.
Tümer'i "akil" davranışı için kutluyorum.
Umarım, adı etrafında ortaya çıkan öteki polemikleri de bitirir!
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|