Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Nisan 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Sevdiğim parçaları söylemek için grup kurdum"

"Avrupa Yakası"nın Yaprak'ı Hale Caneroğlu dizide Hande Yener şarkıları söylese de yeni kurduğu grubuyla sahnede müzikal parçalarını seslendiriyor

ELİF BERKÖZ


Hale Caneroğlu "Henüz caz şarkıcısı adayıyım. Haşa, Sibel Köse varken 'Ben çok iyi caz söylerim' demek ayıp olur" diyor. "Avrupa Yakası"nda Yaprak'ı canlandıran oyuncu kendi sevdiği parçaları söylemek için kurduğu Hale Caneroğlu Cover Project ile ilk konserini geçen ay Jazz Cafe'de verdi. Şimdi sıra 7 Nisan'dakinde. Oyuncu sahnede jazzy (cazı andıran) ve 1980'lerin disko parçalarını söylüyor. "Bu iş kilometre işi. Sahnede kilometre yaptıkca ustalaşacağım. Ekipçe 10 üzerinden 10 almayız ama iyi bir performans sergileyeceğiz" diyor.
Çekimler elverdiğince ayda bir Jazz Cafe'de sahneye çıkmayı planlayan oyuncu İstanbul Gelişim Orkestrası'nın da solisti. Onlar kendisini kovuncaya kadar gruptan vazgeçmeyeceğini söylüyor ve ekliyor: "İstanbul Gelişim'le şarkı söylemek büyük bir ayrıcalık."
Hale Caneroğlu röportaja mini eteğiyle geldi. Sorulara geçmeden önce kepekli tost siparişi verdi. Yani kıyafetiyle ve sağlıklı yemek seçimiyle tıpkı Yaprak. Güler yüzü ve sempatikliğiyle de öyle.

Sinema okumuşsunuz. Müzik hayatınıza nasıl girdi?
Galatasaray Üniversitesi Sinema TV Bölümü'nü bitirdikten sonra yönetmen olmak istemediğime karar verdim. "Kamera arkasında durdukça önündekileri hep kıskanacağım" dedim ve au-pair olarak New York'a gittim. Bir yıl çalıştıktan sonra The Neighborhood Playhouse tiyatro okuluna girdim. Okulda çok iyi bir müzikal hocasıyla çalışma imkanı buldum. Ama ne nota ne de solfej eğitimi aldım.Yalnızca şan eğitimi gördüm. Orada rol aldığım iki oyun sayesinde müzikal oyunculuğuyla ilgili ciddi tecrübelerim oldu. Türkiye'ye dönünce rahmetli Melih babamla (Kibar) tanıştım. Onun yardımlarıyla İstanbul Gelişim'le çalışmaya başladım.

"Dizide sesimi değiştiriyorum"

Neden kendi grubunuzu kurdunuz? İstanbul Gelişim Orkestrası'nın repertuvarının dışına mı çıkmak istediniz?
Evet. Çünkü İstanbul Gelişim'in repertuvarı yabancı popüler parçalar ağırlıklı. Hale Caneroğlu Cover Project orkestranın tarzına uygun olmayan ama benim çok sevdiğim parçaları söylemek için kuruldu. Grubun repertuvarı jazzy (caz havalı) müzikal parçalarla dolu. 1980'lerin yabancı disko parçalarına da yer veriyoruz.

Grubu nasıl topladınız?
Şanslı bir kızım çünkü abim müzik piyasasında saygı gören bir müzisyen: Hakan Caneroğlu. Şu anda da Sibel Tüzün'ün Eurovision parçası üzerinde çalışıyor. Onun sayesinde müzisyen toplamam kolay oldu. "Abisi gibiyse bu kızda iş vardır" diyerek bana sahip çıktılar.

"Avrupa Yakası"nda Hande Yener'den şarkı söylediğiniz de oluyor. Jazz Cafe'deki programınızın repertuvarına bir Hande Yener parçasının girme ihtimali nedir?
Jazz Cafe sahnesinde Türkçe parça söylemeyeceğim. Pek fazla Türkçe pop müzik dinlemiyorum. Hande Yener'in parçasını dizi için ezberlemiştim. Söylerken parçayı katlettim ne yazık ki. Yaprak çocuk gibi konuşan bir tip. O yüzden dizideki şarkıları onun sesine uydurmaya çalışıyorum. Benim sesim daha kadife ve esli bir ses.

"Şimdi sıra müzikalde"

Siz Jazz Cafe'den önce Hayal Kahvesi'nde de sahneye çıktınız. Rock bar solistliğini neden bıraktınız? Sevmediniz mi?
Rock bar solistliği bana göre değildi. Çünkü sahneye geç çıkıp geç iniyorsunuz. Jazz Cafe çok daha bana göre bir mekan. Gelenler içkileri ellerinde, sakin sakin masalarda oturuyor. Bağırmanıza gerek kalmadan, müziğin tadını çıkararak şarkı söyleyebiliyorsunuz.

Birini seçmeniz gerekse bu hangisi olurdu? Dizi oyunculuğu mu, şarkıcılık mı yoksa müzikal mi?
Müzikalde aldığım heyecanı ne kamera karşısında ne de bir bar sahnesinde alabiliyorum. Başka hiçbir şey için iyiyim demem ama ben iyi bir müzikal oyuncusuyum. Her hafta çok önemli bir kadroyla "Avrupa Yakası"nda oynuyorum. Bunun şımarıklığıyla bazen "En çok müziği seviyorum" diyebiliyorum. Ama oyunculuk yapmazsam çok özlerim seti. Oyunculuk yanımı tatmin ediyorum. Müzik yanımı tatmin etmek içinse İstanbul Gelişim Orkestrası ve grubum var. Şimdi sıra müzikal yapmakta.

"Atilla Özdemiroğlu ile üzerinde çalıştığınız proje müzikaldir" sonucunu çıkarabilir miyim buradan?
Melih baba ile temellerini attığım, müzik babam dediğim Atilla Özdemiroğlu ile devam ettiğim projenin bitimine az kaldı. İçeriğini onun izni olmadığı için anlatmıyorum. Atilla Özdemiroğlu'nun yer aldığı bir projenin ne olacağını tahmin etmek güç değil aslında.

"Vejetaryen mönümüz yok diye özür diliyorlar"


Yaprak ile Hale birbirine benziyor mu?
Yaprak kadar takıntılı olmasam da Doğu felsefesine ilgim var, yoga yapıyorum. Vejetaryen değilim. Yaprak da ben de sinirlenince çekilmez oluyoruz. İkimiz de deli doluyuz. En komiği, beni günlük yaşamda görünce "Hiç öyle saf salak biri değilmiş, cin gibi kızmış" demeleri. Karakterle beni öyle özdeşleştiriyorlar ki bir restorana gittiğimde utana sıkıla "Kusura bakmayın vejetaryen mönümüz yok" diyorlar.

Dizide bir moda editörünü canlandırıyorsunuz. Pek çok kişi kıyafetlerinizi takip ediyor. Çekimlerde ne giyeceğinize ne kadar müdahale ediyorsunuz?
Kıyafet hayattaki en büyük zaafım. Bütçemin büyük bölümünü kıyafetlere harcıyorum. Setteki arkadaşlarım bana engel olmaya çalışıyor ama nafile. Küçükken de modacı olmak istiyordum. Dizinin kostüm sorumlusu Kerem Bozok, Yaprak karakterinin kostüm sponsoru ise Top Shop. Ayakkabılar Hotiç ve Puma'dan geliyor. Ne giyeceğime müdahale ediyorum ve kombinasyonlara kendim karar veriyorum. Ben de Yaprak gibi mini etekle rengarenk çoraplar giymeyi severim.

Sizin fotoğrafınızla kuaföre gidip saçlarını Yaprak gibi boyatmak ve kestirmek isteyenler var...
Ekrandan fotoğrafımı çekip "Yaprak kızılı istiyorum" diyenler varmış. Kariyerimin akışını değiştiren adam Tarabya Essential'dan Özgür Ataş'tır. Üç-dört yıl önce reklamlarda oynamak için ajanslara kayıt olmuştum ama bir türlü teklif almıyordum. O dönem saçlarım sarıydı. Özgür'ün saçımı kızıla boyamasından sonra 13 tane reklam çektim. Ve Yaprak'ı oynama teklifini aldım.



CUMARTESİ
"Sevdiğim parçaları söylemek için grup kurdum"
Renkte sınır yok
Şimdi sıra üçüncü kuşakta
Roman'ın romantik yazı
En moda En yeni
ne var, ne yok
"İstanbul'un vazgeçilmez vahası"
Bir kalemi dokuz ayda yapıyorlar
Daha bakımlı daha güzel
Dansta "bodyjam" devri





Melis Alphan
Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet