Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Nisan 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Barınağın değerini bilelim

Çeşitleme / Selim Türsen

Mesleğin güzel bir cilvesi olarak dünyanın dört bir yanında en olmadık zamanlarda en akla hayale gelmedik ülkelere gidip gelmişliğim vardır. Bu seyahatlerimde nedense bir şey hep dikkatimi çeker.
Türkiye'deki gibi sokaklarda başıboş kedi ve köpeklerin gezdiği başka bir ülke yoktur.
Hayvanlar sahipleriyle birlikte dolaşır ve çok da terbiyelidirler. Bizdeki gibi köpek önde sahibi peşinden koşmaz.
* * *
Geçen hafta İzmir Işıkkent'te çok özel bir yeri "Hayvan Barınağı"nı ziyaret ettim. Barınağın sorumlusu uzman veteriner Anıl Güngör okul sıralarından beri arkadaşım. O ve yardımcıları anlattı ben dinledim.
Barınak, Başkan Ahmet Piriştina döneminde, 2000 yılının temmuz ayında kurulmuş.
İl ve ilçe belediyelerinde sokaklarda başıboş dolaşan köpekler toplanıp buraya getiriliyor.
Aşıları, bakımları yapılıp, kısırlaştırılıp kulaklarına küpeleri takıldıktan sonra tekrar alındıkları yere bırakılıyorlarmış.
Bu arada barınaktan hayvan almak isteyen vatandaşlara bu hayvanlar ücretsiz olarak veriliyormuş. Köpek almak isteyenlere önerim barınağı bir kez ziyaret etmeleri. Çok sevebilecekleri bir dostla her an karşılaşabilirler.
Erkeklerin ve dişilerin ayrı ayrı bölümlerde tutulduğu, emziren köpekler ve yavruların ayrı, kaza ve ya benzeri nedenlerle ayağını, gözünü kaybetmiş köpekler ayrı bir bölümde tutulduğu barınak gerçekten çok önemli bir hizmet veriyor.
* * *
Bu güne kadar yaklaşık 2500 köpek kısırlaştırılmış. Başıboş 25- 30 bin civarında köpek olduğu tahmin ediliyor.
Bu hayvanların kontrolsüz üremesiyle, başta kuduz olmak üzere doğan sorunları düşünecek olursak barınağın önemi daha da iyi anlaşılır.
Ama çok ciddi bir sorun var.
Benim ziyaretim sırasında barınakta yaklaşık 300 köpek vardı.
Bu üç köpeğe sadece üç işçi ve üç veteriner yetişmeye çalışıyordu.
Bir taraftan yemekler veriliyor, bira yandan hayvanların pislikleri temizleniyor ve bir yandan da kısırlaştırma operasyonları sürüyordu. Belediyede çalıştıkları için maaşlarını filan soramadım ama bazen haftalarca tatil bile yapamadan ancak yüreği sevgiyle dolu insanların yapabileceği bir işin üstesinden gelmeye çalışıyorlardı.
Çalışanlar "Hiç olmazsa kadroda birkaç kişi daha olsa, bir değil, birkaç duş yapabilecek kabinimiz olabilseydi" diyerek sanki gözden ırak olanın gönülden de ırak olmasının hüznünü yaşıyorlardı.
* * *
Sayın Aziz Kocaoğlu yakın zamanda ziyaret etmiş midir bilemiyorum ama, beş on dakikalığına da olsa Işıkkent'e uğrayıp, belediyenin kurduğu o çok özel dünyadaki çabaları görüp verilen mücadeleye şahit olsa ne iyi olur.


AB'den köpeklere 3 milyon euro

Malum Türkiye ile Avrupa Birliği arasında tarama süreci başladı. Avrupa "Bizde kuduz vakası kalmadı. AB üyesi olacaksa Türkiye de bu standarda gelmeli" diyormuş.
Tarım Bakanlığı, Avrupa Birliği'nin ilgili fonlarından modern hayvan barınakları için 3 milyon euro kaynak temin etmiş.
İzmir'in de 3 milyon eurodan pay alması için girişimler başlamış. Beğenelim, beğenmeyelim AB'nin 10-15 yıl sonra da olsa içine almayı düşündüğü Türkiye'nin belli bir standardı yakalaması için maddi destekler verip, manevi olarak zorladığı da bir gerçek.
Sokakta boş dolaşan köpeklerin olmadığı, modern barınakların yapıldığı bir ülkeye kimsenin itirazı olamaz.
Ama birileri çıkıp "AB parasıyla kurulacak modern barınaklardaki köpekler Türkiye'yi bölmek için kullanılacak" derse de şaşmamak gerek.


O metroya nasıl binecektik?

Salı günü Milliyet Ege'de Banu Şen'in Metro'da korsan tünel haberi çok çarpıcıydı. Zaten başına gelenler neredeyse gazetelere tefrika olmuş bir firmaya, ucuz teklif verdi diye belediyenin nasıl güvenip de metro ihalesini verdiğini anlamak da mümkün değildi.
Şimdi de milletin arsasına izinsiz metro giriş tüneli yaptıkları ortaya çıktı. Benim bildiğim ihaleyi kazanan firmaya önce belediye "Burayı kazacak, şurayı çakacaksın" diyerek "yer teslimi"ni yapar ondan sonra iş başlar.
Eğer yeri teslim almadan firma kafasından bu işi yaptıysa iyi ki ihale iptal olmuş. Yoksa yapılacak metronun tünellerinin ne kadar güvenli olacağı da ayrı bir soru işaretiydi.
Ama eğer belediyeden birileri arsa sahiplerinden habersiz yer teslimi yaptıysa, o zaman bu skandalın sorumluluğunu taşıyan kadrolar mutlaka tesbit edilmeli ve hiçbir şey örtbas edilmemeli.


stursen@milliyet.com.tr







EGE
Hırsızın merhametlisi!
Bu adamları seviyorum...
Emeklilik hakkında her şey
Dereler tekrar kokmaya başladı
Herkes dışarıda yaşam istiyor ama gidenler de geri dönüyor
Barınağın değerini bilelim





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet