|
Hamas, PKK ve DTP
AKP ve hükümetin Hamas'la görüşmesini baştan itibaren eleştirdim. Çünkü bu görüşme, müttefiklerimizle ilişkilerimizde sarsıntılara yol açabilirdi, acele edilmemeli, Hamas Filistin'de hükümet kurduktan sonra görüşülmeliydi.
Bu kanaatimi koruyorum, Hamas'la görüşmek dış politika açısından hatalı olmuştur.
DTP'lilerin Başbakan'la görüşmek için terörü kınamaktan kaçınarak PKK ile Hamas arasında benzetme kurmaya kalkmaları ise, 'diyalog' zeminini dinamitleyen 'şiddetli' hatalar zincirine ekledikleri yeni bir vahamettir.
Hamas bir yönüyle terör örgütü, öbür yönüyle meşru seçimleri kazanarak hükümet kurmakta olan bir siyasi partidir. Hükümeti kurduktan sonra İsrail de Hamas'la görüşecektir.
PKK ise illegal bir terör örgütüdür.
Bu önemli hukuki farktan başka, daha vahim olanı, DTP'lilerin "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı" gibi değil, işgal altındaki Filistinlilerin yabancı bir devlet olan İsrail'e bakışları gibi bir konuma kendilerini yerleştirmeleridir! Diyalog ihtimalini berhava eden korkunç bir zihniyettir bu!
Terör durduğu zaman
DTP'yi tanımak için şu sürece dikkat etmek gerekir:
Ağustos 2000: HADEP kongresinde Genel Başkan Ahmet Demirel, Türkiye vatanının bölünmezliğini ve üniter devleti vurgulayan aklı başında bir konuşma yapıyor.Mayıs 2002: Oktay Ekşi, Ertuğrul Özkök, Güngör Mengi, Hasan Cemal, Taha Akyol gibi yazarlarla görüşen HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak ve arkadaşları üniter devleti, 'Kürtlerin de değişmesi gerektiğini' ve 'demokratik metotları' savunan konuşmalar yapıyor, basında çok olumlu karşılanıyor.Ekim 2002: Murat Bozlak, Derya Sazak'a özgür bir ortamda hiç baskı görmeden seçimlere gidilmekte olduğunu, 'Kürt partisi değil, Türkiye partisi' olduklarını anlatıyor, barajı çoktan aştıklarını söylüyor.Kasım 2002: Seçimlerde ancak yüzde 6 oy alıyorlar; büyük hayal kırıklığı... Sosyolog Ahmet Özer, partisine verdiği raporda, 'Türkiye partisi olduğumuza halkı inandıramadık' diyor.
Bu dönemde Türkiye genelinde demokratikleşme gelişiyor, AB süreci ilerliyor.
Terör başlayınca...
Sonraki gelişmeler bugünkü DTP'yi yaratıyor:
Haziran 2004: PKK terörü başlatıyor.Kasım 2004: Hatip Dicle, yeni partinin Öcalan'ın talimatıyla kurulacağını imaen ifade ediyor! Demek ki, başlatılan teröre paralel bir parti kurulacak...Ağustos 2005: DEHAP yeni kurulacak DTP'ye katılmak üzere kendini feshediyor, yayımladıkları bildiride amaçlarının 'Kürtler arası birliği sağlamak' ve 'Öcalan'ın muhatap alınması için çalışmak' olduğunu vurguluyorlar, 'Türkiye partisi' terimi ağza alınmıyor!Ekim 2005: Ahmet Türk 'Kürtler toparlanırsa Türkiye partisi oluruz' diyor! 'Türkiye partisi' teriminin rafa kaldırıldığını buradan da anlıyoruz.
Belli ki, DTP, başlatılan terörün 'siyasi müfrezesi' olarak kurulmuş! Eylemleri de ortada zaten!
Halbuki PKK kontrolünden kurtulup 2000-2002 arasındaki ılımlı çizgiyi ısrarla sürdürebilselerdi zamanla inandırıcılık kazanabilir, hatta o çizgide diyalog zemini de oluşabilirdi. Dünyada bu işlerin nasıl olduğu belli...
Çok yanlış yaptılar. Şiddete arka çıkan böyle bir "siyasi müfreze" ile hiçbir demokratik ülkede hiçbir başbakan görüşemez. Hükümet Leyla Zana'larla görüşmüştü, ama bu iyi niyetin karşılığı, terör ve şiddet oldu!
Önce inandırıcı bir biçimde "görüşülebilirlik" vasfına sahip olmaları gerekir. Görüşme, konuşma ancak öyle mümkün olur.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|