|
Ne eylemcisi, terörist bunlar terörist!
Bizim kuşak, hatta daha sonraki kuşaklar bu oyunları ilk kez seyretmiyor. Bunlar sürüp giden, terör ve ülkeyi parçalama gösterileridir.
Ama nedense adı bir türlü konamamıştır! Eylemci mi bunlar, gerilla mı, kahraman mı, eğer ölürse şehit mi? Bütün bunlar ıska geçilir, hoş görülür de, demokrasi havası içinde bal gibi teröriste terörist denilemez! Bazılarının dilleri varmaz! Eylemciymiş! Ne eylemcisi yahuu! Ellerinde silah, insanları, kadın-çocuk, genç-ihtiyar öldürüyorlar. Bankaları, dükkânları soyuyorlar. Devletimizden toprak istiyorlar!
Ve ayrıca bunlar, içimizden besleniyorlar ekonomimizi sömüre sömüre!
Kırmızı, yeşil, mavi TC pasaportu taşıyan, milyarlarca lira maaş alan, hastasına bedava baktıran bunlar. Güneydoğu'da kaçağı besleyen, kaçaktan yararlananlar bunlar. Kandil Dağı'nda eli silahlı, Ankara'da İstanbul'da kravatlı, Avrupa'da monşer bu efendiler, bu ağaların lüks yaşamları, idealleri uğruna bir avuç cahil insan ne yazık ölüyor, öldürüyor. Sonunda kurtuluşu filan da yok!
Muğlalı kompleksi
1970'li yılların başında Türkiye yine böyle terörle karşılaşmıştı. Bankalar, dükkânlar soyuluyor, insanlar yollarda öldürülüyordu. Komünistler yaptı, yapıyor bunları deyip Moskova'ya yükleniyordu.
Pür silah gözü pek teröristlere karşı polis bir şey yapamıyor, etkili olamıyordu. Perişandı halleri. Copunu sallasa suçlu oluyordu. Cinayeti işlerken katili öldürse, yaralasa veya canını kurtarsa yine polis suçlu oluyordu! Aman demokrasi yaralanmasın!
Polis baş edemeyince önce jandarma geldi yardıma, arkadan Türk Silahlı Kuvvetleri. Yani sıkıyönetim...
Yasalar terörle mücadeleye karşı yetersizdi. AP iktidarı bu yasalarda değişiklikler yapılmasını istiyordu. Muhalefetteki CHP ise demokrasi zedelenir diye bu değişikliğe razı değildi.
Polis, asker bir teröriste elini sürse olay büyütülüyor, komutanlar zaman zaman müdahaleden çekiniyorlardı. Ama bu defa başarısızlık çıkıyordu ortaya. Terör durmuyordu!
O yıllarda buna "Muğlalı kompleksi" deniliyordu. İsmet İnönü döneminde ünlü general, asileri kanunsuz öldürttü, kurşuna dizdirdi diye yıllarca sonra hapse mahkûm edilmişti.
Asker yetki ister
Bir gün Donanma Komutanı Kayacan Paşa ile orduevinde konuştum bu konuları. Ayrıca Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç'la görüştüm. Komutanlar yeterince müdahale edemediklerini söylüyorlardı.
- Bu Anayasa'yla terörle mücadele edemeyiz, sonunda hepimiz içeriye gireriz, diyorlardı.
Askerin yetkileri belli olmalıydı. Hâkimler, savcılar ve polis göz göre göre suç işleyen teröristleri, suç işleyenleri içeride tutamıyorlardı. Yüksek rütbeli subaylar, generaller sık sık Genelkurmay'da sabahlara kadar bu konuları tartışıyorlardı. Radikal önlemler alınmasını isteyenler çoktu. Hatta silah çekenler de vardı. Yani tepeden inme gelinecekti. Tağmaç Paşa yumuşatıyordu ortamı.
İki siyasi parti bu konuda anlaşamamıştı.
Ne oldu? Ordu ültimatom verdi, hükümet çekildi, istifa etti. Demokrasi bir süre tatile girdi.
Beklenen yasalar çıkmaya başladı.
Bu 12 Mart olayı idi...
|
|