Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Nisan 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

AK Parti'nin ABD ile ilişkileri sarıya döndü...


Geçen hafta Washington'da yıllık Türk-Amerikan doruğu vardı. Türk ve Amerikan iş adamları, gazeteciler, siyasiler ve askerler her yıl resmi olmayan bir çerçevede bir araya gelirler. Biraz iş, biraz nabız yoklama şeklinde geçer. Katılımdan ve katılanların söylediklerinden, ilişkilerin ne aşamada olduğu ve nereye doğru geliştiği anlaşılır.

İlişkiler iyi ise, ABD yönetiminden gelenlerin düzeyi yükselir, işler iyi gitmiyorsa, katılım düşer ve eleştiri dozu artar. Bu yılkini izleyen ve sözüne güven duyduğum kişilerin anlattıkları olsun, Milliyet'in Washington temsilcisi Yasemin Çongar'ın gözlemleri olsun , son derece karamsardı.

Ankara ve İstanbul'a gelen ve alışılmışın dışında uzun, yoğun ve üst düzey görüşmeler yapan, ABD Genelkurmay Başkanı Pace'in söylediklerini, ABD Büyükelçisi Wilson'un Salı günkü TABA (Türk-Amerikan İş Adamları Derneği) konuşmasını, ayrıca Washington'da tanıdığım gözlemcilerle yaptığım konuşmaları bir araya getirince, karşıma daha da rahatsızlık veren bir tablo çıktı. Sizlerle bunu paylaşmak istiyorum…

AK Parti hükümet olduğunda, Irak istilasına kadar geçen dönemde, eller üstünde taşınıyordu. İlişkilere ilk darbe, Tezkere olayı ile indi. Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden geçmesine izin vermeyen Meclis kararı, ABD'nin Türkiye'ye karşı bakışını zedeledi. Ancak, bu karar nede olsa Meclis'ten çıkmıştı. Demokratik bir sürecin sonucundaydı. Anlatılabilir, anlayışla karşılanabilir bir gelişmeydi. Eleştiriler daha çok, Türk Genelkurmayına ve Türkiye'nin genel tutumuna yönelikti. Zaman içinde ilişkiler tamir edildi.

Bush yönetimi,bu olayın faturasını AK Parti'ye çıkartmadı.

Bugün durum farklı.

Yere göğe konulamayan AKP hükümetine bakışlar değişmeye başladı.

AKP artık kuşkuyla izlenen, sabıkalılar listesine konmuş durumda.

Türk-Amerikan ilişkilerinde henüz bir krizden söz edilemez. Ancak, miğde ağrısı gibi bir rahatsızlık var. Üç yıl önceki yeşil ışık, sarıya dönüşmüş.

Bush yönetiminin dış politikasını oluşturan kişiler "Türkiye ile hala aynı yere bakmadığımız, karşılıklı güven havasını oluşturamadığımız, ortak hedefleri saptayamadığımız açıkça hissediliyor" diyorlar.

HAMAS ziyareti bardağı taşırmış. Üstünden bu kadar zaman geçmesine rağmen, yara hala açık, hala kanıyor. Ancak sorun sadece HAMAS ziyaretinden de kaynaklanmıyor. AKP'nin çeşitli tutumları kuşkuları arttırıyor. Başbakan ve daha da önemlisi, bazı AK partililerin Amerika ile ilişkiler hakkındaki sözleri, parti'nin bakışını Avrupa Birliğinden çok Doğu'ya doğru çevirdiği izlenimi giderek yaygınlaşıyor.

ABD gibi, süpergüç konumundaki ülkeler, müttefiklerinin farklı bir tutum almasından hoşlanmazlar.Süpergüç olmanın doğasından gelen bir yaklaşımla " Bizim dostumuzsanız, bizimle aynı yere bakın" derler. Farklı sesler çıkınca sinirlenirler.

Türkiye, ABD' nin uydusu değildir. Gayet tabii kendi politikaları bulunacak ve gerektiğinde de bu politikaları uygulayacaktır. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, bunu yaparken yolun sonunda nasıl bir faturayla karşılaşılabilineceğinin iyi hesap edilmesini gerektirir. Zarar ziyan hesabı iyi yapıldı mı, o zaman büyük sorunlarla karşılaşılmaz. Dış politika sanatı da zaten budur…

Tekrar edeyim, Türk- Amerikan ilişkilerinde kriz yok, ancak gerginlik var. Bu gerçekten hareket edilip, bu ilişkilere gereken titizlik ve duyarlıklar gösterilebilirse, sorun çok kolaylıkla çözülebilir. Eğer durum ciddiye alınmazsa, o zaman durum ciddileşebilir.

Ülkeyi iyi yönetmekle sorumlu olan AK Partinin, son derece kırılgan bir ekonomik, siyasi ve sosyal süreçten geçen Türkiye'nin, ABD ile kriz içine girmesi çıkarına değildir.

* * *

BENİM TERÖRİSTİM İYİ, SENİNKİ KÖTÜ …

Terörle mücadele konusundaki çifte standart sürüyor.

Amerikalılar, HAMAS ziyaretine dikkat çekip "Adam 60 intihar gerillasını eğitip masum insanların ölümüne yol açmış ve siz , PKK teröründen bu kadar çekmiş bir ülke olarak, Ankara'ya resmen davet ediyor ve muhatap kabul ediyorsunuz. Bunun mantığı var mı ?" diyorlar.

Buna karşı Türk tarafı da, Baydemir'in Washington'da kabul edilesine dikkat çekip, "Peki siz ,PKK'yı destekleyen bir insanı neden kabul ediyorsunuz ?" diye yanıt veriyor.

Amerikalılar "Ancak Baydemir, seçilmiş bir politikacı. Biz bu sıfatla çağırıyoruz"diyorlar. O zaman yanıt "Hamas'ta seçimle gelmedi mi ?" oluyor.

DTP bile çıkıp aynı örneği gösteriyor. "Hamas'ı kabul eden Başbakan, neden bizi görmek istemez" diye tepki gösteriyor.

Tam bir kısır döngü.

Herkesin farklı bir terörist tanımı var.

Hatta o kadar ileri gidiliyor ki, sanki "sen , benim terörist dediğime dost gözüyle bakarsan, ben de senin terörist gördüğün kişiye farklı muamele yaparım" deniyor. Aba altından sopa gösteriliyor.

Anlayacağınız, kimse samimi değil. Herkes kendi işine geldiği gibi hareket ediyor. Herkes çifte standart uyguluyor.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Hamas, PKK ve DTP
AKP ve hükümetin Hamas'la görüşmesini baştan ...
Çetin ALTAN
"Kalkınma", "ilkelliği" mi çıkarıyor su yüzüne?
Bendeniz, İstanbul nüfusunun 500 bini aşmadığ...
Melih AŞIK
Uzman bakışı...
Bahçeşehir Üniversitesi'nden stratejist ve te...
Fikret BİLA
Erdoğan-Baykal karşılaştırması
Son günlerde yaygınlaşan terör olayları neden...
Yılmaz ÇETİNER
Ne eylemcisi, terörist bunlar terörist!
Bizim kuşak, hatta daha sonraki kuşaklar bu o...
Güneri CIVAOĞLU
Kareler
Bir başarı filminden kareler... Hüsnü Özyeği...
Can Dündar
Apo'ya Milliyet'in hangi sayfaları verilmedi?
Güneydoğu efsaneler diyarı...
Hurşit GÜNEŞ
Finansbank'ın satışı: Yunanlılar Türkiye'ye güveniyor
Hüsnü Özyeğin'in sahibi olduğu Finansbank'ın ...
Doğan HEPER
Yarın çok geç olacak
'ÖNCE PKK, artık bölünme' dedik. Sonra, "Ben ...
Semih İDİZ
Davutoğlu: Yenilik değil, etkinlik arayışındayız
Son yazım üzerine Başbakan Erdoğan'ın dış pol...
Sami KOHEN
Amos Oz'u dinlerken...
AMOS Oz, eserleriyle Türkiye dahil, dünyaca t...
Hasan PULUR
Akan kan yerde, çalınan para cepte kalır...
CUMHURİYET'in 50. yılında Osmanlı Bankası'nın...
Meral TAMER
Hükümetin özel sektörle nükleer dansı
Dün sabah 07.00 haberleri için televizyonu aç...
Yaman TÖRÜNER
Kredi kartı faizleri ağlatıyor
Merkez Bankası kredi kartlarına uygulanacak a...
Güngör URAS
Ekonomi için ABD desteği önemli
ABD'nin desteği olmasa IMF Türkiye'ye bu kada...
Serpil YILMAZ
Malta'da iki tane Finansbank
Yunanistan'ın en büyük bankası National Bank ...
M. Ali BİRAND
AK Parti'nin ABD ile ilişkileri sarıya döndü...
Geçen hafta Washington'da yıllık Türk-Amerika...

© 2006 Milliyet