Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Nisan 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sinema sarhoşu


İstanbul Film Festivali'nde Abel Ferrara'nın Mary adlı filmini izlerken daha da büyük patlamalara gebe bir dünyada yaşadığımızı hissettim. Kudüs, kutsal topraklar, dinlerle, inançlarla beslenen çatışmalar, Filistin sorunu, Irak'ın işgali, intihar saldırıları. ABD'nin bölgeye "düzen ve demokrasi" getirmek için attığı adımların kargaşayı artırması, büyük bir çıkmazın işaretleri mi acaba?
Üç ünlü yönetmenin (İtalyan Olmi, İranlı Kerostami ve İngiliz Ken Loach) imzasını taşıyan, bir tren yolculuğunun birbirine bağladığı üç kısa filmden oluşan Biletler'de birçok duyguyu peşpeşe yaşıyorsunuz. Özellikle Ken Loach'un yönettiği, futbol takımlarını desteklemek için Roma'ya giden üç İskoçyalı gencin, göçmen işçiler sorunuyla yüzleşmesini anlatan üçüncü film müthiş esprili ve düşündürücü.
İstanbul Film Festivali, dünyanın dört bir yanından yeni filmleri peş peşe görme olanağını sağladığı için benim gibi sinema tutkunlarının gündemini belirliyor şu günlerde.

Sinemanın büyüsü
İyi bir film, sizi farklı mekânlara ve iklimlere taşıyarak bir görsel doyum sağlamanın ötesinde, insanı ve insan ilişkilerini düşünmek, bireysel ve toplumsal gerçekliklerin farklı boyutlarını yakalamak için sonsuz olanaklar sunabiliyor insana. Yerine göre bir insanın, bir ülkenin, bir toplumun, bir dönemin heyecanlarını, özlemlerini, çelişkilerini, dramlarını yansıtabiliyor perdeye.
Sayın Süleyman Demirel'in yıllardır sinemaya gitmediğini açıklaması üzerine yıllar önce de yazmıştım bunu, şimdi yeri gelmişken tekrarlayayım: Sinemaya ilgi duymayan bir politikacının algılama ufkunun sınırlı kalacağını ve sağlıklı kararlar alma şansının azalacağını düşünüyorum ben.
Geçen hafta 25. İstanbul Film Festivali kapsamında 11 film izledim ve bir "sinema sarhoşu" haline gelirken bir yandan da sinemayla ilgili yargılarımın temelsiz olmadığını düşündüm. Gördüğüm filmlerden özellikle Mary ve Biletler'in yanısıra, Ademin Elmaları, Ofsayt ve İşçi'nin Ölümü farklı yönleriyle etkiledi beni. Günümüzün gerçeklikleriyle bu gerçekliklerin insanların yaşamına yansıyışını, bazen duygusal nüanslarla hissettiren, bazen çarpıcı görüntülerle perdeye yansıtan filmlerdi bunlar.

Dönemin havası
Gördüğüm filmlerin konuları ve tarzları farklı, yönetmenleri ve yapımcıları da farklı ülkelerdendi ama hepsi son iki yıl içinde yapılmış olan bu filmlerde, bazen öne çıkan, çoğu kez de geri planda kalan ama bir fon müziği gibi etkili olan temalar, nasıl bir dönemde yaşadığımızı anlatıyordu aslında. Bu filmleri izlerken benim aklıma gelen temaların başlıcaları şunlardı:
  • Dini inançların dünyanın gündemini giderek daha fazla etkilemesi
  • Dini inançlarla terör eylemleri arasındaki bağlantı
  • Filistin sorununun ve Irak işgalinin yarattığı dramlar
  • ABD'nin dünyadaki sevimsiz görünümü
  • Göçmenlerin ve mültecilerin sorunları
  • Küreselleşmenin yol açtığı sorunlar
  • Neo - Naziliğin ve ırkçı milliyetçiliğin yükselişi
  • Düşünce özgürlüğünün tehdit altında olması
  • Futbolun, küresel boyutta bir toplumsal olay olarak önemi.

  • İstanbul Film Festivali'nin 2. haftasında bunlara neler eklenecek bakalım.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Çetin ALTAN
    Arapsaçı, deli pöstekisi, pirincin taşı...
    Washington'da ABD sözcülerinin, diplomatik ka...
    Melih AŞIK
    Fareli Kavalcı...
    Gazeteci dostumuz Arda Uskan, yeni kitabı "Fa...
    Fikret BİLA
    Baykal: Neyi görüşeceklerini söylesinler
    CHP lideri Deniz Baykal, İstanbul'dan Sinop'a...
    Güneri CIVAOĞLU
    Keklik
    Loş sokak ansızın TV kameralarının ışıklarıyl...
    Can Dündar
    İşte ilk Kürtçe yerel televizyon
    Diyarbakır Galeria'nın üst kat bürolarından ...
    Abbas GÜÇLÜ
    Erken seçimin ayak sesleri
    Genel seçimler normalde gelecek yıl yapılacak...
    Metin MÜNİR
    O kadar mutluyum ki, utanıyorum
    Fransız düşünürü Voltaire (1694-1778), nerede...
    Hasan PULUR
    Hâlâ verginin peşinde koşanlar...
    ŞU bizim "Güngör Urasgiller" bir türlü alışam...
    Meral TAMER
    Antik Köy'e beton elektrik direkleri!
    Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma...
    Ece TEMELKURAN
    Kız kolunda damga var!
    Kadınlık, büyük oranda bir görünme ve görünme...
    Tamer HEPER
    Tüketicinin pek işine yaramadı
    Vatandaşın derdi olan kredi kartlarından sıkç...
    Osman ULAGAY
    Sinema sarhoşu
    İstanbul Film Festivali'nde Abel Ferrara'nın ...
    Güngör URAS
    Julia Roberts tiyatro sahnesinde
    Filmleri nedeniyle ün yapan, uzun boylu, ince...
    Serpil YILMAZ
    Turizmin güneşi soluyor
    Tekstil sektörü, Başbakan Tayyip Erdoğan'dan ...

    © 2006 Milliyet