|
 |
|
|
"Kredi kartı isteyen velisini ve psikoloğunu da getirsin"
"Medeni adama kredi kartı yakışır, yeter ki kullanmayı bilsin" diyen Okan Bayülgen, Bankalararası Kart Merkezi'nin reklamında herkesin gözünü korkutan şifre sistemini kazasız belasız kullanmayı beceren Şelale hanım tiplemesini oynuyor. Bayülgen bu kampanyayı bir "sosyal bilinci yükseltme" projesi olarak değerlendiriyor
KADİFE ŞAHİN
İki yılı aşkın bir süredir Bankalararası Kart Merkezi'nin (BKM) reklam kampanyalarında rol alan Okan Bayülgen, en son BKM'nin chip&pin kampanyasında oynadı. Tüketicinin kredi kartını kopyalanma, kayıp ve çalınma ihtimaline karşı daha güvenli bir biçimde kullanmasını amaçlayan şifre sistemini tanıtan kampanyayı bir "sosyal bilinci yükseltme" kampanyası olarak değerlendiren Bayülgen, "Tamam ben bu işi bir profesyonel olarak yapıyorum ama bunu bir sosyal kampanya olarak gördüğüm için de canı gönülden yapıyorum" diyor.
Türkiye'de kredi kartı mağdurlarının yaşadıkları konusunda ne düşünüyorsunuz? Bir yılı aşkın bir süre, Meclis'te yasa çıkana kadar bunu konuştuk...
Benim toplumda, daha doğrusu çevrem ve çalışma arkadaşlarımda, para ile ilgili bazı şeylere toplu bir yönelim olduğunda ödüm patlıyor. Devlet Tiyatrosu'nda çalışmaya başladığım ilk yıllarda bankacılıkta bir ferdi kredi dalgası başlamıştı. Sonra off-shore konusunda aynı şey oldu, yakından tanık oldum. Daha sonra kredi kartları konusunda... Biz televizyona prodüksiyon hizmetleri veren büyük bir ekibiz. Kimi işe alsam üç gün sonra kredi kartı borcu olduğu ortaya çıkıyor. Adamı işe almış bulunuyoruz, doğal olarak o borçları ödüyoruz. Başka çaremiz kalmıyor. Şimdi de tanıdığım insanların ya bir ferdi kredi borcu ya kredi kartı borcu var. Neredeyse kredi kartı alan kişi ile beraber sadece kefili değil "velini ve psikoloğunu da getir" gibi yönteme geçilmesi lazım. Bu mağduriyeti bildiğim için iki yıldır BKM'nin çalışmalarında hakikaten canı gönülden rol alıyorum.
"Nakit çekmiyorum"
Kredi kartını ilk ne zaman kullanmaya başladınız?
Çok erken olmadı. Daha doğrusu bu tip şeylere başta biraz şüphe ile bakarım. Biraz eski kafalıyım. Cep telefonuna, kredi kartına, bu tip vücudumuza iliştirmemiz gereken, yani bir süre sonra neredeyse vücudumuzun bir parçası haline gelen şeylere şüpheci yaklaşıyorum. Çok erken, hevesle koşup almış değilim. Ama kredi kartı bilinçli kullanıldığında uygar bir adama rahatlık sağlayan bir bankacılık hizmeti.
Kredi kartını nakit çekmede mi alışverişte mi kullanıyorsunuz?
Kredi kartıyla nakit çekmiyorum. Banka kartıyla nakit çekiyorum. Kredi kartını alışverişlerde kullanıyorum. Banka kartının bilinçli bir şekilde alışverişlerde de kullanılmasından sonra zaten illa kredi kartının kullanılması gerekli değil.
"Tasarruf zengin etmez"
Kredi kartınızı kullanması için bir başkasına verir misiniz?
Hayır vermem. Arada kaldım, çok güç durumda kaldım belki. Çünkü bizim işimiz prodüksiyon ve televizyon. O anda fiziken bir yerde olmak zorundasınız ve İstanbul gibi trafiği perişan olmuş bir yerde ben sürekli herkesten özür dileyerek yaşıyorum. Bir tür motorlu kurye gibiyim, sabahtan çıkıp akşama kadar özür diliyorum. Bu arada bir banka işlemi yapmak gerektiği zaman kendi güvenlik görevlime veya kız arkadaşıma verdiğim falan oldu ama imtina ediyorum, vermemeye çalışıyorum.
Paraya bakışınız nedir? Tasarrufu sever misiniz?
Bu şöhretler geçidi içinde hayatımı anlatan "eskiden fakirdik" cümlem yok benim. Normal bir vatandaşım. Benim bütün zenginliğim işimle ilgili enstrüman, ve ekipman yatırımıdır. İşine yatırım yapan biriyim. Çocuğum yok, evli değilim. Ailemle ilgili ekonomik tedbirlerimi almış durumdayım. Tasarruf yaparak zengin olunmaz. Çalışarak, üreterek, yaratarak zengin olunur.
"Küba'da kartım kopyalandı"
Küba'nın başkenti Havana'da havaalanına iner inmez bankamdan kredi kartımın kopyalandığıyla ilgili bir mesaj aldım. 10 saat yol gidiyorsunuz, eğer tek bir kredi kartınız varsa, kredi kartına güvenerek para almadıysanız ve fotoğraf çekmeye gittiğiniz için harcamanız da çok olacağından çok güç bir durumda kalıyorsunuz.
Böyle bir sorunla karşılaşmamak için başka bir bankadan kredi kartı almıştım. Bu kredi kartını otelde verdiğimde resepsiyondaki kişi hemen bir makasla kredi kartımı kesmeye kalktı. Ben eline yapıştım, o benim onun elini tutan elime yapıştı. Arkadan iki kocaman güvenlik görevlisi gelip belime sarıldılar. Güvenliği sakinleştirip banka ile konuşmak için birkaç dakika süre istedim. Bankanın adını vermiyorum çünkü onların suçu yok ama o call center denilen arama numaralarında karşıma uzun bir süre makine çıktı. Daha sonra oradaki bir hanıma düştük. Uzun bir uğraş sonucu hallettik. Sonunda öğrendik ki bu kadar hevesle kartı kesmek istemelerinin nedeni şuymuş: Küba'da normalde aylık maaş 10 dolar civarında. Fakat çalıntı bir kredi kartı yakalatırsanız uluslararası ölçekte 50 dolar ikramiye veriyorlar. Kadın benim kredi kartımı kesebilseydi 5 aylık maaşını benden alacaktı.
Sonuçta ben orada bir hafta fotoğraf çekeceğim yerde kredi kartımı kurtarmaya çalıştım. Her gün belli mercilere gittik. Herhalde bir tek Castro ile görüşmedim konuyla ilgili olarak. Sonra kurtardık.
|
|
|

|