Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Nisan 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
MÜZİK
Uzun ve sakin bir nehir

"On An Island" albümü anıtsal bir figürün, rock gitarının onursal büyükelçisi David Gilmour'un başyapıtı

MURAT BEŞER

Senfonik şarkıların mahir zanaatçısı, efsanevi Pink Floyd'un gitar ve vokali David Gilmour, 22 yıl aradan sonra bir solo albüm teşebbüsünde bulundu. İyi ki de bulundu, çünkü topluluğun daha ziyade "Dark Side Of The Moon" öncesini sevenlerinin pek hoşnut kalacağı türden bir çalışma oldu bu. Pink Floyd'un altında ezilmeyen "On An Island" adlı albüm, bir gitar kahramanının sanatsal liyakati. Anıtsal bir figürün, rock gitarının onursal büyükelçisinin başyapıtı. Uzunca bir süre topluluğunun kabul gören yüzü haline gelen, hatırlanacağı üzere bir zamanlar evini satarak evsiz insanlara yardım eden güzel ruhlu adamın iç dünyası.
Gilmour'un kapı gibi dükkanı varken solo albüm çıkarmak için aslında çok nedeni yok diye düşünebilir insan. Ancak tam öyle değil. Bir kere bu bir Pink Floyd albümü gibi değil. Son dönem çalışmalarının binlerce kilometre uzağında olduğundan müzmin Pink Floyd sever şartlanmışlığı içinde dinlenmemeli. Eğer bu bakış açısından sıyrılamazsak, "On An Island"ın müzikal şifrelerini çözemeyiz.

Bir gitar düşünürü
Benzetmek geçer akçe olmasa da, Pink Floyd'un düzene başkaldıran gençlik yıllarına göre yaşlı; yaşlılık psikolojisi sergileyen son zamanlarına göre de olgun bir iş olduğunu söylemeliyiz. Syd Barret'in insan ruhunu ve aklını ele alan sözlerinden, Roger Waters'ın insandan kaçan (mizantropik) çığlıklarından oldukça uzak. Yaşı ilerledikçe kendiyle, etrafıyla ve geleceğiyle daha fazla yüzleşen derin bir adamın ya da müzikal lügatle söyleyecek olursak bir gitar düşünürünün albümü
"On An Island".
Evet Gilmour, Pink Floyd'un sesi ve gitarı, ancak kendi başına bir birey; bağımsız ve farklı kişiliğe sahip. Bu nedenle solo albüm onun toplulukta üstlendiğinden fazlasını içeriyor. Progresif öğeler ıskontolu, senfonik öğeler ise pek bir cömert kullanılmış. Dört dakikalık enstrümantal açılış parçası "Castellorizon", yerini albüme adını veren şık parçaya bırakıyor. Dramatik, atmosferik parçayı Gilmour söylüyor, David Crosby ve Graham Nash koro yaparken Richard Wright'ın Hammond orgu arka planı besliyor.
"Take A Breath", Gilmour'ın rocker ruhunu ayağa kaldıran, özgün gitar sound'unu doyurasıya tattıran parça. Zeki ve zarafet dolu bir solo var albümde, yerini Gilmour'un üflediği hüzünlü saksofona (yanlış okumadınız, kendisi çalıyor) bırakan bir solo.

Şiirsel iyimserlik hakim
Mum ışığı ile aydınlatılmış, şarap kokulu ve kitap dolu bir odaya eşlik etmesi tavsiye olunan albümde, müziğiyle bizi dans ettirmek istemiyor Gilmour. Simgelerle dolu, notaları uzatan ifadeci sololarının üzerine Eric Clapton'ı andırarak söylüyor.
Şiirsel iyimserliğin hakim olduğu bu üçüncü solo albümün hissiyatı onun duygusal kişiliğinden ve aile merkezli bir içe dönüş ihtiyacından besleniyor. Şarkı sözlerinin çoğunu karısı Polly Samson ile kaleme almış (yok, yok yeni bir Yoko Ono değil); hayattaki en önemli şeyin aşk, aile ve mutluluk üçgeni olduğuna olan inançla.
Yapımcılık için kendisiyle Roxy Music'in haşmetli gitarcısı Phil Manzanera ve deneyimli piyasa adamı Chris Thomas'ın kolları sıvadığı albüm, müzik tarihinin en haysiyetli kişiliklerinden Robert Wyatt'ın sesi ve vurmalıları ile daha da güçleniyor.
Bu kulvara uzun zamandır bu kadar kelama değecek albüm gelmemişti. Pink Floyd seviyor ve son zamanlarından artık eskisi gibi tat alamıyorsanız, "On An Island"ı mutlaka deneyin.

Tuşlarla kozmik yolculuk

Babylon'da Garanti Caz Yeşili zaman tünelinin loş, gizemli ve mor tünellerinde sürüyor. Bu kez 13 ve 14 Nisan gecelerinin konuğu funk cazın büyülü parmağı Lonnie Liston Smith ve topluluğu The Cosmic Echoes.
Doktor lakaplı bu göz kamaştıran klavyeci, dönemine göre nabız tutan bir bukalemun olarak da görülebilir. Döneminin en aranan eşlikçilerinden biri olan Lonnie, hem usta bir hard-bop piyanisti hem de post-bop orgcusu olarak birden fazla karpuzu koltuğuna sığdıran özel yetenek. Otoriteler "Earth, Wind&Fire ile John Coltrane arasında" bir yere koyuyorlar onu.
Baş döndürücü org seslerinin keşif dumanlı bir havaya karıştığı, 1960'lı yılların kulüp ortamını yeniden yaşatan unutulmayacak bir caz gecesini, yıllar sonra torunlarınıza anlatmak iyi bir hikaye olabilir.

80'ler cimcimesi döndü

Madonna bir, Cyndi Lauper iki. Hiçbir kadın şarkıcı 80'ler müziğine onlar kadar damgasını vuramamıştı. Halen bir pop yıldızı olan Madonna bir yana, özellikle bu 10 yıllık zaman diliminin ikinci yarısında çıkardığı şarkılarla ortalığın tozunu atan diğer küçük cimcime, yüzünü pek eskitmemeyi başardı.
Phil Collins'ten Miles Davis'e kadar yüzlerce isim yorumladı parçalarını. Ama sıra şimdi kendisine geldi. Cyndi kendi kendini yorumluyor son çalışması "The Body Acoustic"te.
Cyndi şimdi eski şarkılarının tozlarını üzerinden alıyor ve eşlikçileriyle onlara akustik bir yüz kazandırıyor. "Girls Just Wanna Have Fun" tabii ki var. Hediye babından iki yeni şarkı; Vivian Green'in eşlik ettiği "I'll Be Your River" ile Jeff Beck'in gitar çaldığı "Above The Clouds". Sarah Mclachlan, Shaggy, Ani DiFranco eşlikçiler arasında. O zamanlar karşı tarafı dansa kaldıranlar, parçaları iyi hatırlayacaklar.



PAZAR
"Çamburnu'na aşık oldum"
Model planörlerin yer pilotları
Kimler gelecek, kimler geçecek?
"Bu gösteride sadece sürat var"
"Kredi kartı isteyen velisini ve psikoloğunu da getirsin"
Türkiye bölgedeki en cazip 'dizüstü' pazarı
Uzun ve sakin bir nehir
Trafolar renklendi
Yer gök kablosuz internet erişimine açılıyor
Trivandrum'a yolculuk
Çılgın hücreler
İşte ilk Kürtçe yerel televizyon
Ruhun çekim noktası
Izgara tarak ve kalamarı etkileyici
Saraybosna günleri
Anti-aging'de "İlk 3"
Sırat köprüsü üstünde aşk
Side bu mevsimde çok güzel
Havyarla içilen rakı





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet