|
 |
|
|
Dinamo Kiev'de kaç yabancı oynuyor?
İngiliz Observer, Highbury Arsenal'e yetmeyip kendilerine daha büyük bir stat aradıklarında bir anket yapmıştı. Kulüp, Federasyon'dan Wembley'i istiyor, onlar ise milli stadı sadece Avrupa maçları için veriyor, tartışma büyüyordu. Anketten çıkan sonuç ilginçti: Stade de France...
İngilizler gittikçe Fransızlaşan Gunners'ın, Paris'te oynamasını uygun görüyorlardı espriyle karışık. Tamamen haksız değiller. Bugün Arsenal'in kadrosunda 6 İngiliz varken, Fransız pasaportlu oyuncu sayısı 7. West Ham teknik direktörü Alan Pardew'nun, Arsenal'in başarılarından gururlanmasının manasız olacağını çünkü bu takımda İngiliz olmadığını söylemesi de, bir dünya görüşüyle baktığınızda anlaşılır. Ama gerçek bize başka bir şey söylüyor.
Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde mücadele eden takımlardan, Barça 14, Villarreal 12, Milan 14 yabancı oyuncu barındırıyor ilk kadrolarında. Rezerv ya da 2. takımlarında daha fazlası da var. Elenenlerde durum ne peki? Benfica 12, Lyon'da çift pasaportluları saymazsak 9, Juventus'da 11, Inter'de tam 19 yabancı var. Geçelim UEFA'ya. Middlesbrough 12, Schalke 19, Sevilla 11, elenenlerden Basel 13, Zenit 16 yabancılı. 16 takım arasında 3 ekip bizim kadar ya da az kullanıyor. Levski 6, Rapid 2, Steaua 1.
Geçen haftanın sevinçleri
Geçen hafta yaşadığımız 2 uluslararası sevinç var. Bizi Dünya Kupası'ndan eden İsviçre'nin 13 yabancılı temsilcisi, Dünya Kupası'nın müdavimi, en iyi savunma ve orta sahalarından birine sahip İngiltere'nin lig 14.'süne elendi ve biz 2 takımla kaldık. Ve Önder Turacı. Avrupa'nın en genç ve fakir 70 milyon nüfusundan, yani en büyük potansiyel futbolcu tarlasından bir sağ bek çıkaramayan biz,100 binlik Türk nüfustan çıkaran Belçika'nın elinden kaptık Önder'i. Halil, Hamit, Yıldıray, Ümit Davala, Serhat vs vs gibi. Farkında mısınız? Bu 2 sevinçte bizim hiç payımız yok.
Durum buyken, yabancı sınırlaması ve alt yapıdan oyuncu yetiştirme Türkiye standardındaki ülkeler için birbirinden tamamen bağımsız olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü sınırlama var ve bölge antrenörleri şunlar bunlar, 30 milyonluk potansiyelden bir sol bek ve sağ bek çıkaramıyor. Bakın 4 büyüklere bu mevkilerde bir tane direkt milli takım oyuncusu var mı? Devşirme Ümit'i kesecek bir sol bek çıkarabildik mi? Yani bu ülkede uluslararası standartta oyuncu yetiştirmek sürekli olan bir şey değil. Öte yandan yetişenler yok değil. Yabancı sınırlaması kalksa kim Tuncay'ı, Necati'yi, Hasan Şaş'ı, Fatih Tekke'yi kesebilir. Onların yerine oynatacak yabancıyı nereden ve hangi parayla bulacaksınız? Diyelim ki deliyiz ve kestik. Onlar da gider Bayern'de, Milan'da, Manchester'da oynar. Yine bizim topçumuz olur. Almanların yetiştirdiği ve Schalke'de oynayan Hamit mi daha bizimdir, yoksa Sakarya'nın yetiştirdiği ve Schalke'de oynasa Tuncay mı?
Potansiyel müthiş
Biz 6 yabancı sınırlamasıyla Dünya Kupası'na gidemedik. Zaten modern zamanda bir kez gitmiştik. Peki grubumuzdan kim çıktı? Açık ara Ukrayna. Dinamo Kiev'de kaç yabancı var? Tam 19. Shakthar Donetsk'te olduğu gibi.
Yani anlayacağınız önce tartışmayı doğru bir zeminde ve doğru verilerle yapmak lazım. Burası müthiş bir futbolcu potansiyeline sahip, ama bunu bir türlü değerlendiremeyen bir ülke. Eğer eski Yugoslavya ya da SSCB gibi zamanında muhteşem kulüp takımları çıkarmış olan bir ülke olsak anlardım. Ama zaten çalışmayan bir sistemi korumak için böyle yasaklar konması ne kadar manalı? Çalışan sistemlere sahip olan bile koymazken. Futbolcun varsa nerede oynadığının ne önemi var? Avrupa'da kafaya oynayan takımların ve iyi bir milli takım geleneğin olduktan sonra. Mesele bizde ikisininde olmayışı. Akıl almaz bir şekilde bu potansiyelden bir şey çıkaramayışımız. Bunun yabancı sınırlamasıyla hiç alakası yok.
Ehliyetin milliyeti olmaz dostlar. Önemli olan binlerce ehliyetsiz oyuncu yerine dünya standartlarında ehil 23 futbolcu yetiştirmektir. Örneği UEFA'yı kazanan ve Dünya 3. olan takımdır. Hem de her anlamda. Ortaya çıkmasıyla, ikame edilememesiyle.
Deniz Barış olayı
Türkiye Futbol Federasyonu'nun mali konular nedeniyle lisans askıya alma hakkı var mıdır? Bu tek taraflı, sadece oyunculara yönelik bir silah olarak kullanılabilir mi? Ülkede mali yapısını şeffaf bir şekilde ortaya koyan, vadesi dolmuş borcu olmayan sadece 2-3 kulüp varken bu karar alınabilir mi? Ülkede futbolu bırakmasına rağmen hâlâ kulüplerinden parasını tahsil edememiş oyuncular varken, bu batık 15-16 tane kulüp ligde düşme düşmeme, UEFA ve şampiyonluk mücadelesi verirken bir oyuncunun lisansını askıya almak, hukuka ite kaka sığdırılsa bile adalete sığar mı? Deniz parasını yurtdışına mı kaçırmış, parası kulüpte alacağı yok mu gözüküyor? O zaman kırmızı bülten çıkarır, mahkemeye verir, hapse attırırsın. Ama lisansını askıya alamazsın. Özgürse çalışır, kazanır. Ya da bu ligdeki tüm kulüpleri küme düşürürsün. Ama bir oyuncunun lisansını askıya alamazsın. Hem de ligin ortasında.
Sınırlama kalkarsa
Yabancı sınırlamasının bir temel sonucu var. Genç ve ümit milli takımın büyüklerce yağmalanması. Oyuncu havuzu dar olduğu için, ülkenin üst düzey 40 -50 genç oyuncusu 4 büyüklerce paylaşılıyor. Kadroda yabancılar da var. Üstüne eski jenerasyondan ustalar var. Ekonomik dağılım adaletsiz olduğu için büyükler parayı bastırıp diğerlerinin as oyuncularına veremedekileri paraları genç oyunculara veriyor. Ve bu oyuncular paslanıyor. Artık bu konuda otomatik örnek haline gelen Semih ve ona doğru giden Hasan Kabze'ye bakın. Milli takımda yer almak için yarışması gereken bu oyuncular takımlarında yarışıyor. Ama Gökhan, Kayseri'de parlıyor. Halilhodziç, İngiltere ya da Fransa'ya gitsin ilk götüreceği adam o. Neden? Çünkü o oynuyor. Semih'in, Hasan Kabze'nin de Vestel'de, Erciyes'te oynaması lazım. İşte lig kalitesi böyle yükselir. Şişkin ve atıl kadrolu büyükler, yabancı sınırlaması kalkarsa bu oyuncuları yağmalamaz. Çünkü seçenekler artar. Fiyatlar makul seviyeye iner, oyuncuların değerleri arttığında daha büyük bir piyasaya gider.
Diyarbakır'dan ne istiyorsunuz?
Her yerde aynı leş tezahürat. "PKK dışarı" Ve hemen ardından "Şehitler ölmez vatan bölünmez" Peki muhatap kim? Diyarbakırspor. E be düşünme özürlü fanatik! Diyarbakır PKK ile aynıysa ve sen onları dışarı atma niyetindeysen, hani vatan bölünmezdi? Sen onları dışarı davet ettiğin andan itibaren bölücü oldun. Sen koskoca Diyarbakır'ı attın dışarı. Ne istiyorsunuz anlamıyorum ki? Adam Türkiye Ligi içinde futbol oynamaya çalışıyor. Sen top oynayan adama "PKK dışarı" diye bağırıyorsun ve bölücü onlar oluyor öyle mi? Bu ülkede felsefe derslerini müfredattan çıkaranlar görsünler eserlerini.
İki düzeltme
Fenerbahçe Sivas maçı yazımın başlığı "En iyi Fenerbahçe'ydi" bir karşıklık olmuş ve "En iyisi Fenerbahçe" diye çıkmış. Bu ekibin bu sistemle Löw'den bu yana en iyi Fenerbahçe olduğunu vurgulamak istemiştim, ama bu başlıkla ligin en iyisi olduğu anlamı çıkmış. Hak yememek lazım. Diğer düzeltme ise geçen haftaki bir yazıyla ilgili "Okullar olmasa bu bakanlığı ne güzel yönetirdim" diyen nazır Emrullah Efendi'ymiş meğer. Ahmet Çakır uyardı. Benim hatırladığım Nevzat Tandoğan ise bir başka özlü deyişin sahibi zatmış "Komünizm gelecekse onu da biz getiririz" diyen bakan.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|