Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Nisan 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Felsefe mi? O da ne?


Soran, sorgulayan, araştıran, düşünen insanlar yetiştirmek istiyoruz. Bu slogan cümle, son yıllarda eğitime yön veren büyüklerimizin dilinden hiç düşmüyor. Peki soran, sorgulayan, araştıran, insanlar nasıl yetişir?
İşte bu noktada felsefenin önemi ortaya çıkıyor.
Felsefe, sorgulayıcı eğitim sisteminin en önemli unsurlarından biri. Yani olmazsa olmazlarından biri. Felsefe demek sorgulamak, kuşku duymak, derinlemesine düşünmek demek. Nitekim gelişmiş ülkelerde, örneğin Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde hemen hemen her üniversitede bir felsefe bölümü var. Ortaöğretim kurumlarının çoğunda da ya zorunlu dersler arasında ya da zorunlu seçmeli derslerden biri.
Peki ya bizdeki durum ne? Mademki soran, sorgulayan nesiller istiyoruz, bakalım gereğini yerine getirebiliyor muyuz!
Önce üniversitelere bir göz atalım. Türkiye'de felsefe bölümü bulunan üniversite sayısı ne yazık ki çok az.
Bu durum özellikle İstanbul'da çok daha dengesiz bir biçimde karşımıza çıkıyor. İstanbul ki Türkiye'nin en büyük ve en önemli metropolü. Daha dün 2010 Avrupa Kültür Başkenti ilan edildi. Türkiye'nin tarih-kültür-sanat merkezi ve 23 üniversiteye sahip bir kent...
Ancak bu kadar üniversite içinde ne yazık ki sadece 6'sında bir felsefe bölümü var: Boğaziçi, İstanbul, Galatasaray, Yeditepe, Maltepe ve Fatih Üniversitesi.
Ankara bu konuda daha duyarlı. İstanbul'un üçte biri kadar bir nüfusa sahip, üniversite sayısı da 10. Ancak felsefe bölümü sayısı İstanbul ile neredeyse aynı. Toplam 5 üniversitede felsefe bölümü mevcut: Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe, Ankara, Bilkent ve Gazi Üniversitesi.
İstanbul'a baktığımızda, örneğin İTÜ, Marmara ve Mimar Sinan gibi sadece İstanbul'un değil, Türkiye'nin de önde gelen devlet üniversitelerinde felsefe bölümü yok. Sabancı, Bilgi ve Koç Üniversitesi gibi yine çok iddialı üniversitelerimizde de bir felsefe bölümü bulunmuyor. Başka bölümlere ya da bölümlerde verilen seçmeli veya zorunlu felsefe dersleri var, ancak bir felsefe bölümü yok, yani felsefe alanında mezun verilmiyor.
Üstelik felsefe alanında üniversitede ders verecek yeterli sayıda öğretim kadrosunun olmaması gibi bir durum da söz konusu değil. Bu alanda doktorasını Türkiye'de ya da yurtdışında tamamlayan çok sayıda bilim insanımız bulunuyor. Ancak bu birikimlerini, bilgilerini öğrencilere aktarmak gibi bir şansa sahip değiller.
Felsefe alanında doktorasını tamamladığı halde kadrosuzluk nedeniyle öğretim üyesi olamayan ve başka işlerde çalışmak zorunda kalan birçok felsefeci var. Bu durum, Türkiye'de felsefenin gelişmesinin ve yaygınlaşmasının önündeki ciddi engellerden biridir.

Sadece lise sonda var
Ankara ve İstanbul dışındaki üniversitelerde de felsefe bölümü parmakla sayılacak kadar az. Peki ya liselerde durum ne? Bir de ona göz atalım.
Şu anda sadece lise son sınıflarda iki saatlik felsefe dersi var, yani öğrencilerin kafalarının ÖSS'ye kilitlendiği dönemde. Lise 1 ve 2'de ise seçmeli psikoloji ve sosyoloji dersleri bulunuyor.
Lise sonlara felsefe derslerinin konulması da çok yeni. AKP iktidarının önemli icraatlarından biri. Keşke tüm sınıflara yaygınlaştırabilselerdi! Ama bu konuda en azından YÖK'ten daha samimiler. Görünen o.
Özetin özeti: Düşünen, soran, sorgulayan gençler ve sosyokültürel bir kimliği olan çağdaş bir toplum istiyorsak, felsefeye biraz daha fazla önem vermeliyiz, hem de eğitimin her kademesinde...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Sabancı devrimi'
SAKIP Sabancı'yı kaybedeli iki yıl olmuş; hal...
Çetin ALTAN
Mor salkımlar, kurbağa sesleri ve bir pavurya...
Nisan İstanbul'unun, kasvetli yağmur bulutlar...
Melih AŞIK
Kutlu hafta...
Kutlu Doğum Haftası nedeniyle dinsel etkinlik...
Fikret BİLA
Baykal'dan Org. Özkök'e: Açıkça söyleyin
CHP lideri Deniz Baykal, hükümetin terörle mü...
Hasan CEMAL
Çankaya senaryoları!
Cumhurbaşkanı seçimi... Daha bir yıl var. Ama...
Güneri CIVAOĞLU
İmal buz mu?
Washington'dan Ankara'ya soğuk dalgasının "me...
Abbas GÜÇLÜ
Felsefe mi? O da ne?
Soran, sorgulayan, araştıran, düşünen insanla...
Hurşit GÜNEŞ
Cari açık daha ne kadar finanse edilebilir?
Cari işlemlerde önceki akşam açıklanan verile...
Nail GÜRELİ
Yargının hali
Yargı iyiden iyiye zorda. Bu gidişle feraha ç...
Sami KOHEN
İtalyan usulü siyaset
İTALYA'da önceki gün yerel saatle 15'ten itib...
Metin MÜNİR
Katille katil olmak
Geçen yüzyılın en büyük özgürlük zaferleri dü...
Hasan PULUR
Adam ve adamlık üzerine...
KİM bu adam?
Tuba AKYOL
"Hz. Muhammed Koç burcundan mı anne?"
Bülent Arınç kürsüde hıçkırıyordu. Başbakan T...
Meral TAMER
Sakıp Bey'i, sevdiği şarkılarla andık
Önceki akşam Sakıp Sabancı'nın ölümünün 2. yı...
Osman ULAGAY
Cari açık fayında şampiyonluk sevinci
Anadolu Grubu İcra Kurulu Başkanı Tuncay Özil...
Güngör URAS
Ucuz döviz ithalatı artırdıkça döviz açığı büyüyor
Bu ülkede (1) Dövizin fiyatı arza ve talebe g...
Serpil YILMAZ
En çevreci kuruluş TÜRSAB
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) B...
M. Ali BİRAND
Babacan güven tazeledi...
TÜSİAD'ın dünkü seminerinde konuşan, Başmüzak...

© 2006 Milliyet