|
Felsefe mi? O da ne?
Soran, sorgulayan, araştıran, düşünen insanlar yetiştirmek istiyoruz. Bu slogan cümle, son yıllarda eğitime yön veren büyüklerimizin dilinden hiç düşmüyor. Peki soran, sorgulayan, araştıran, insanlar nasıl yetişir?
İşte bu noktada felsefenin önemi ortaya çıkıyor.
Felsefe, sorgulayıcı eğitim sisteminin en önemli unsurlarından biri. Yani olmazsa olmazlarından biri. Felsefe demek sorgulamak, kuşku duymak, derinlemesine düşünmek demek. Nitekim gelişmiş ülkelerde, örneğin Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde hemen hemen her üniversitede bir felsefe bölümü var. Ortaöğretim kurumlarının çoğunda da ya zorunlu dersler arasında ya da zorunlu seçmeli derslerden biri.
Peki ya bizdeki durum ne? Mademki soran, sorgulayan nesiller istiyoruz, bakalım gereğini yerine getirebiliyor muyuz!
Önce üniversitelere bir göz atalım. Türkiye'de felsefe bölümü bulunan üniversite sayısı ne yazık ki çok az.
Bu durum özellikle İstanbul'da çok daha dengesiz bir biçimde karşımıza çıkıyor. İstanbul ki Türkiye'nin en büyük ve en önemli metropolü. Daha dün 2010 Avrupa Kültür Başkenti ilan edildi. Türkiye'nin tarih-kültür-sanat merkezi ve 23 üniversiteye sahip bir kent...
Ancak bu kadar üniversite içinde ne yazık ki sadece 6'sında bir felsefe bölümü var: Boğaziçi, İstanbul, Galatasaray, Yeditepe, Maltepe ve Fatih Üniversitesi.
Ankara bu konuda daha duyarlı. İstanbul'un üçte biri kadar bir nüfusa sahip, üniversite sayısı da 10. Ancak felsefe bölümü sayısı İstanbul ile neredeyse aynı. Toplam 5 üniversitede felsefe bölümü mevcut: Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe, Ankara, Bilkent ve Gazi Üniversitesi.
İstanbul'a baktığımızda, örneğin İTÜ, Marmara ve Mimar Sinan gibi sadece İstanbul'un değil, Türkiye'nin de önde gelen devlet üniversitelerinde felsefe bölümü yok. Sabancı, Bilgi ve Koç Üniversitesi gibi yine çok iddialı üniversitelerimizde de bir felsefe bölümü bulunmuyor. Başka bölümlere ya da bölümlerde verilen seçmeli veya zorunlu felsefe dersleri var, ancak bir felsefe bölümü yok, yani felsefe alanında mezun verilmiyor.
Üstelik felsefe alanında üniversitede ders verecek yeterli sayıda öğretim kadrosunun olmaması gibi bir durum da söz konusu değil. Bu alanda doktorasını Türkiye'de ya da yurtdışında tamamlayan çok sayıda bilim insanımız bulunuyor. Ancak bu birikimlerini, bilgilerini öğrencilere aktarmak gibi bir şansa sahip değiller.
Felsefe alanında doktorasını tamamladığı halde kadrosuzluk nedeniyle öğretim üyesi olamayan ve başka işlerde çalışmak zorunda kalan birçok felsefeci var. Bu durum, Türkiye'de felsefenin gelişmesinin ve yaygınlaşmasının önündeki ciddi engellerden biridir.
Sadece lise sonda var
Ankara ve İstanbul dışındaki üniversitelerde de felsefe bölümü parmakla sayılacak kadar az. Peki ya liselerde durum ne? Bir de ona göz atalım.
Şu anda sadece lise son sınıflarda iki saatlik felsefe dersi var, yani öğrencilerin kafalarının ÖSS'ye kilitlendiği dönemde. Lise 1 ve 2'de ise seçmeli psikoloji ve sosyoloji dersleri bulunuyor.
Lise sonlara felsefe derslerinin konulması da çok yeni. AKP iktidarının önemli icraatlarından biri. Keşke tüm sınıflara yaygınlaştırabilselerdi! Ama bu konuda en azından YÖK'ten daha samimiler. Görünen o.
Özetin özeti: Düşünen, soran, sorgulayan gençler ve sosyokültürel bir kimliği olan çağdaş bir toplum istiyorsak, felsefeye biraz daha fazla önem vermeliyiz, hem de eğitimin her kademesinde...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|