Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Nisan 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İtalyan usulü siyaset


İTALYA'da önceki gün yerel saatle 15'ten itibaren seçim sandıkları açılıp ilk "çıkış" sonuçları ilan edildiğinde, Romano Prodi'nin Silvio Berlusconi'yi yenmek ve iktidara gelmek üzere olduğu kanısı hâkim olmuştu. O kadar ki, Prodi'nin başında bulunduğu 9 partiden oluşan merkez-sol blokun sözcüleri zafer ilan ediyor, Berlusconi'nin merkez-sağ koalisyonuna mensup meclis ve senato üyeleri gazetecilere yenilginin nedenlerini anlatıyordu...
Saatler ilerledikçe, "Professore" diye tanınan Prodi ile, "Cavalieri" (Şövalye) namıyla anılan Berlusconi'nin başında bulunduğu iki rakip cephe arasındaki oy farkı daralmaya başladı. Gece vakti bu fark bir kıl payı inceldi. Hatta bir ara Prodi'nin mecliste, buna karşılık Berlusconi'nin de senatoda -çok az bir farkla da olsa- çoğunluğu elde ettiği ortaya çıktı.
Bu belirsizlik ve karışıklık -ve de heyecan- gece yarısından sonra da sürdü. Sabaha karşı Prodi oy sayım sonuçlarına bakıp Santi Apostoli Meydanı'nda toplanan taraftarlarına "kazandık" müjdesini verdi. Ona oy verenler arabalarını Roma caddelerinde kornalarını çalarak coşku içinde sürdüler. Ama gene de bir kuşku ve belirsizlik vardı...
Öğle vakti Prodi bir daha gazetecilere hem mecliste hem de senatoda çoğunluğu kazandığını söyledi ve bir başbakan edasıyla konuşarak kuracağı hükümetin "tüm İtalyanları" kucaklayacağını belirtti...

Bir sağa, bir sola...
İtalya'daki seçim sonuçları -kampanya sırasında anketlerin tahmin ettiğinin aksine- baştan sona bir karmaşaya yol açtı; zafer veya yenilgi ibresi, kâh sola, kâh sağa yöneldi!
Sonuç, aslında İtalyan toplumunun, neredeyse eşit şekilde, ikiye bölündüğünü ortaya koydu.
Sonucu ters yönde ele alırsak, bu seçimlerden kimsenin gerçek bir "zafer" kazanmadığını söyleyebiliriz. Prodi sadece çok az farkla "kazandı", Berlusconi de ancak "sıfır virgül" ile ifade edilecek bir farkla "kaybetti"...
Bu, son 50 yılda 59 hükümet değiştiren İtalya için çok anormal bir olay değil! Aslında İtalyanlar Berlusconi'nin 5 yıllık yönetimi sırasında, ilk kez öylesine uzun bir istikrar dönemi yaşadılar. "Cavelieri" İtalyan siyasal ve ekonomik yaşamına damgasını vurdu, karizmatik davranışlarıyla halkın sempatisini kazandı. Ama İtalya'da ekonomik sıkıntılar, yolsuzluklar, sosyal dengesizlikler, bu seçimlerde pek çok seçmenin sakin ve ciddi "Professore"nin reform ve değişim vaat eden merkez-sola meyletmesine yol açtı.
Ne var ki, iki cephe arasındaki farkın çok cılız olması, İtalya'yı eskiden olduğu gibi yeniden "zor yönetilebilen" bir ülke haline getiriyor.

Sil baştan!
İki tarafın aldığı oylar arasındaki farkın çok az olması, oy sayımının yeniden yapılması olasılığını gündeme getiriyor. Berlusconi'nin bu yöndeki talebi üzerine Yüksek Mahkeme'nin vereceği karar, İtalya'nın siyasal geleceğini belirleyecek.
Dün ilan edilen sonuçların kesinleşmesi ve taraflarca kabul edilmesi halinde bile, bir "hükümet kurma" ve "hükümet etme" sorunu çıkacaktır.
66 yaşındaki Prodi'nin hükümeti kurması için Cumhurbaşkanı'nın onu bu göreve getirmesi gerek. Ancak Cumhurbaşkanı Champi'nin görev süresinin bitmek üzere olması bir sorun yaratabilir. Champi bu işi halefine bırakmak istiyor. Bu da zaman alacak. Yani pratikte Berlusconi hükümeti, en az birkaç hafta daha "vekâleten" iktidarda kalacak.
Asıl önemli olan, Prodi'nin nasıl bir hükümet kuracağı, başında bulunduğu çeşitli eğilimli partilerin aynı blok içinde ne kadar kalacağı, bu şartlar içinde vaat ettiği reformları ve değişiklikleri yapıp yapamayacağıdır. Bu arada Berlusconi'nin de boş durmayacağını ve yeni iktidarı yıpratmaya çalışacağını tahmin etmek zor değil.
"İtalyan usulü siyaset" hep böyle olmamış mıdır?

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Sabancı devrimi'
SAKIP Sabancı'yı kaybedeli iki yıl olmuş; hal...
Çetin ALTAN
Mor salkımlar, kurbağa sesleri ve bir pavurya...
Nisan İstanbul'unun, kasvetli yağmur bulutlar...
Melih AŞIK
Kutlu hafta...
Kutlu Doğum Haftası nedeniyle dinsel etkinlik...
Fikret BİLA
Baykal'dan Org. Özkök'e: Açıkça söyleyin
CHP lideri Deniz Baykal, hükümetin terörle mü...
Hasan CEMAL
Çankaya senaryoları!
Cumhurbaşkanı seçimi... Daha bir yıl var. Ama...
Güneri CIVAOĞLU
İmal buz mu?
Washington'dan Ankara'ya soğuk dalgasının "me...
Abbas GÜÇLÜ
Felsefe mi? O da ne?
Soran, sorgulayan, araştıran, düşünen insanla...
Hurşit GÜNEŞ
Cari açık daha ne kadar finanse edilebilir?
Cari işlemlerde önceki akşam açıklanan verile...
Nail GÜRELİ
Yargının hali
Yargı iyiden iyiye zorda. Bu gidişle feraha ç...
Sami KOHEN
İtalyan usulü siyaset
İTALYA'da önceki gün yerel saatle 15'ten itib...
Metin MÜNİR
Katille katil olmak
Geçen yüzyılın en büyük özgürlük zaferleri dü...
Hasan PULUR
Adam ve adamlık üzerine...
KİM bu adam?
Tuba AKYOL
"Hz. Muhammed Koç burcundan mı anne?"
Bülent Arınç kürsüde hıçkırıyordu. Başbakan T...
Meral TAMER
Sakıp Bey'i, sevdiği şarkılarla andık
Önceki akşam Sakıp Sabancı'nın ölümünün 2. yı...
Osman ULAGAY
Cari açık fayında şampiyonluk sevinci
Anadolu Grubu İcra Kurulu Başkanı Tuncay Özil...
Güngör URAS
Ucuz döviz ithalatı artırdıkça döviz açığı büyüyor
Bu ülkede (1) Dövizin fiyatı arza ve talebe g...
Serpil YILMAZ
En çevreci kuruluş TÜRSAB
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) B...
M. Ali BİRAND
Babacan güven tazeledi...
TÜSİAD'ın dünkü seminerinde konuşan, Başmüzak...

© 2006 Milliyet