Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Nisan 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sıcak ve paralı turizm

Çeşitleme / Selim Türsen

Turizm ve Kültür Bakanı Atilla Koç "Benim göz bebeğim" dediği Çeşme'ye özel bir ilgi gösterdiğini her fırsatta dile getiriyor.
Türkiye'de pek çok işin Ankara'ya takıldığını ya da Ankara'dan çözüldüğünü düşünecek olursak Turizm Bakanı'nın özel sempatisi belki bölgeye tahminlerin üzerinde yarar sağlayabilir.
Yeni turizm alanlarının tahsisi ile 70 bin yeni yatak kazandırılıp Çeşme'nin ikinci bir Belek olacağını söyleyen Bakan'ın ağzından ballar akmış. Ama bence en önemlisi, yeraltındaki sıcak suların ekonomik değere dönüştürülmesi için yıllardır dillerden düşmeyen projelerin artık gerçekleşmeye başlamış olması.
* * *
Jeotermal kaynaklar son yıllarda turizmde yükselen değer olan sağlık turizminin en önemli halkası. Yaşlı nüfus ortalamasının hızla arttığı Avrupa'da sağlık turizmi giderek güneş ve kum turizminin yerini alıyor.
Yaşlı nüfus ve emekli olanların oranındaki artış turizmde alışageldik yaz dönemi kavramının da değişip 12 aya yayılmasını zorunlu hale getiriyor.
Yeraltındaki sıcak suların bir an önce ekonomiye kazandırılması yıllardır turizmden hak ettiği payı alamayan Çeşme, Seferihisar gibi bölgelerin bu defa gerçekten yıldızının parlamasını sağlayabilir. Sağlık turizmi için gelenlerin daha fazla geceleme yaptıkları ve kişi başına ortalama 3 bin 500 dolar harcayarak normal turistin dört beş katı para bıraktığını düşünürsek işin önemi daha da anlaşılır.
* * *
Halen sadece bazı otellerin yararlandığı sıcak su kaynaklarının konutlara yaygınlaştırılmasıyla, bölgede yılın neredeyse 9 ayı boş duran yazlıkların değerlendirilmesi için de yeni fırsatlar doğabilir. Bugün Avrupa'da çok yaygın olan yazlık veya kışlık evlerin turizm şirketleri tarafından kiraya verilmesi uygulamasının başlamasıyla yılın 8-9 ayı boş duran evlerini pek çok kişinin seve seve kiraya vereceğinden hiç şüphem yok.
Ancak, jeotermal yatırım projeleri, tek başına sıcak suyu yerin üzerine çıkarmak olarak ele alınmamalı havuzlarıyla, sağlık, kültür, hobi merkezleriyle bir kentin geleceğini şekillendirecek şekilde yapılmalı.
* * *
Bu konuda yerel yönetimlere büyük görevler düşüyor. Bugüne kadar dağı, taşı plansız, projesiz yazlıklarla doldurduğumuzu unutmayalım.
Aynı hatalar yapılırsa doğanın sunduğu petrol kadar kıymetli bu kaynaklar da heba olur gider.
Madem fay kırıkları üzerinde sallana sallana oturuyoruz hiç olmazsa nimetlerinden yararlanalım.

Proje yapana kaynak var

Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye vermek üzere ayırdığı yaklaşık 1 milyar euro tutarındaki fonun kullanımı hem Ankara'nın beceriksizliği hem de yeterince proje hazırlanmadığı için tehlikeye girdiği açıklandı. Ankara'nın beceriksizliği tam balık baştan kokar hesabı.
Kaynakların dağıtımı için ihale yapması gereken kuruma yeterli eleman alınmadığı için standartlar tutturulamıyor ve projeler değerlendirilemiyormuş. İkinci olarak hazırlanan projeler AB standartlarının tamamen dışında adeta bir alışveriş listesi gibi hazırlanıp gönderiliyormuş.
İşin doğrusu AB'nin projelerinin bir hayli detaylı hatta fazla bürokrasiye kaçtığı söylenebilir. Ancak bunların nasıl hazırlanacağı konusunda da eğitimler verilip bu konuda aşılabilir. AB'ye hazırlanan çalışmalarda istihdam yaratma gibi şartlar aranıyor.
İşsizliğin böylesine ortalığı kırıp geçtiği bir dönemde özellikle sivil toplum örgütlerinin biraz kafa yormasında yarar var. Yunanistan yıllarca böyle fonlarla dağları bağ yapıp Avrupa standartlarını yakaladı. Konuyla ilgilenenlerin sık sık internetten www.deltur.cec.eu.int adresini ziyaret edip yeni projeleri takip etmesinde yarar var.

Yunanlılarla barış alışverişi

Finansbank'ın bir Yunan Bankası'na satılması günlerce kamuoyunda siyasi ve ekonomik yönleriyle tartışıldı.
Halbuki aylarca önce İzmirli işadamları Yunanlı işadamlarıyla ortak banka kararını imzalamış bu alanda öncülüğü yapmışlardı. Ama işin içine satın alma girince, yabancı damat misali Yunanlıya kız vermiş psikolojosiyle ortalık ayağa kalktı.
Neyse önemli olan sonuç. Bakın eski başbakan yardımcılarından Kaya Erdem'in konuyla ilgili yorumunda "Yunanlılar 2.7 milyar dolar ödeyip banka aldıkları Türkiye ile artık siyasi gerginlik istemez. Bu bankaların yöneticileri en azından kendi ülkelerinde bu konuda çok çaba harcarlar" demiş.
Ticari ilişkilerin iyi olduğu ülkeler arasında siyasi gerilimler mümkün olan en alt düzeyde tutulur.
Çünkü kaybedecek çok şey vardır. Siyasi gerilim olmazsa silahlanmaya da daha az para harcanıp kaynaklar eğitim, sağlık gibi alanlara kaydırılır. Böylesi çok daha iyi. Keşke iki ülke arasında şirket evlilikleri , satın almalar çok daha fazla olsa.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
Hayvanları sevenler sesleniyor
Emeklilik hakkında her şey
Tarihi köşk içler acısı bir halde
Kötü haber tez yayılırmış bunu geçen gün daha iyi anladım
Sıcak ve paralı turizm





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet