Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Nisan 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fenerbahçe cemaati

Eğri oturup doğru konuşalım... Fenerbahçe taraftarı, sadece Türkiye'deki değil, belki de yeryüzündekilerin en mükemmeli.
Geçiniz coşku, sevgi, vefayı...
Boşverin futboldan iyi anlayıp anlamadıklarını...
Bırakın takıma bağlılıklarını...
Bunlar, sadece "iyi" taraftar nitelikleri.
Fenerbahçeliler mükemmel...
Öyle bir özellikleri var ki, Allah katında bile makbul kılıyor Fenerbahçelileri.
İdeal bir "cemaat" sanki.
Neden mi?
"İmam"ın yaptığını değil, dediğini yapıyorlar!
* * *
Fenerbahçe Başkanı Federasyona savaş açmışken...
(Sayın Aziz Yıldırım, kılıcını sıyırmış sayın Ulusoy'un ipini çekmek için gün saymakta)
Fenerbahçe Asbaşkanı sokaktaki Fenerbahçeli'yi alenen kışkırtırken...
(Sayın Nihat Özdemir, yabancı sayısı sabit tutularak Fenerbahçe'nin düşünüp alamadığı ünlü futbolcuları sıralamakta)
Bir başka Fenerbahçe yöneticisi en büyük rakiplerini aşağılarken...
(Sayın Murat Özaydınlı Galatasaray'ı fakir fukara edebiyatı yapmakla suçlayarak iki kulübün yüz yıllık tarihine en berbat sayfalardan birini eklemiş, özrü boşverin 'tevil' yoluna bile gitmemekte)
Yine Fenerbahçe yöneticisi basın mensubuna ana avrat dümdüz giderken...
(Sayın İlhan Ekşioğlu, görev sınırlarını bir santim bile aşmayan Lig TV muhabiri Deniz kardeşimize ve çalıştığı müesseseye Metris Cezaevi'ne bile yakışmayacak sözcüklerle saldırmakta)
Fenerbahçe teknik direktörü, Milli Takım teknik direktörü ile dalaşırken...
(Sayın Daum, üç senede elindeki altı yabancıyı nasıl oynatacağına karar veremediği halde yabancı sayısının artırılmasına sayın Fatih Terim'in sebep olduğunu ima etmekte ve futbolumuzda sık rastlanmayan tehlikeli bir polemik konusu açmakta sakınca görmemekte)
Fenerbahçe'nin yıldız futbolcusu, "ebedi dost"a "Bir Baba Hindi" çektirirken.
(.................)
Ve bütün bunlar olurken o mükemmel Fenerbahçe taraftarı, art niyetsiz bir ibadet gibi desteklemekte takımını...
"İmam"ın kışkırtıcı sözlerini duymamazlığa gelerek.
* * *
Gerçekliği ancak yaşandığında anlaşılacak bir teoriye göre Fenerbahçelilerdeki bu geniş yürek, kulübün ve takımın yaşadığı refahtan kaynaklanıyor.
Kimileri, "gör bak" diyor; "şampiyonluk tehlikeye girsin kimse tutamaz o tribünleri"...
Gerçekten öyle mi?
Hakikaten mi?.. Öyleyse yanmışız biz.
Çünkü bu teoriye göre, bizim güzel ligimizde zirveye oynayan her takım "şiddet, hakaret ve kavgayı" göze almalı. Uygun zamanlarda, uygun dozlarda uygulamaktan kaçınmamalı. "Zorunlu saldırganlığı" paylaşan kulüpler de var, tamamen seyirciye havale edenler de...
Fenerbahçe'de bu işi yönetim üstlenmiş, seyirci keyfini çıkarıyor!..
Bilemem...
Diyelim ki, Fenerbahçe seyircisinin "becerikli" yönetimi yüzünden kavga etmesine gerek kalmıyor ve onlar stadın, galibiyetlerin tadını çıkarıyor... Hatta küfür bile etmiyor...
O zaman bize de bu durumun tadını çıkarmak kalıyor.
Bir de cemaatin "alışkanlık" haline getirip, "imam"ın doğru yolu bulması için dua etmek.

Orada kimse var mı?

Geçen hafta, eli kulağındaki kanunla spor tesislerinin belediyelere teslim edileceğini ve bu tesislerden bazılarının bölücü örgütün kullanımına gireceğine dikkati çekip "Nasıl spor yazayım" demiştim.
Gençlik ve Spor Genel Müdürü sayın Mehmet Atalay aradı ve "merak etmememi" söyledi.
Kiminin niyeti, kiminin bilgisi "iyi" olmayan malum belediyelerden "hazır" hissedilmeyenlere beş yıl daha teslim edilmeyecekmiş tesisler.
Beş yıl sonra, yine "hazır" değillerse bir beş yıl daha.
Tesisler verilse bile, personeli İl Özel İdare'ye, yani Valiliğe bağlanacakmış. Böylece hiçbir belediye, taraftarlarına peşkeş çekemeyecek, siyasi amaçlarla kulanamayacakmış bu büyük kamu hazinesini.
Genel Müdür dedi; ben de inanırım...
AKP Belediyelerinin çoğunluğuna bakarak ve içinde biraz da "siyasi niyet" saklayarak hazırlanan bu kanun, bölücü örgüt sakıncasıyla çeki düzen verilse bile Çankaya'dan geçecek gibi görünmüyor zaten.
Başta eski Spor Bakanı Sayın Fikret Ünlü olmak üzere, spora "bizim takım şampiyon olsun" gözlüğüyle bakmayan spor adamları harıl harıl muhalefet ediyorlar. Biz de yazıyoruz ki, kamuoyu yaratalım.
Yazıyoruz da, insanlarımız böyle bir milli mesele ile acaba ne kadar alakalı.
Bilemiyorum; "Orada kimse var mıııı..."

Enis Fosforoğlu

Bu memlekette kişiliğinden ödün vermezsen, yeteneğin ancak hayatını idame ettirmeye yeteceğini kanıtlayan sanat adamlarından biridir Enis Fosforoğlu.
Asla sulandırmadığı tiyatroculuğu ile var olma ve yaşadığı ülkeye katkı yapma savaşında, o fosforlu zekası hiç teklemedi ama kalbi yoruldu.
Bir sancı... Ardından göğsünde kopan fırtına ile yattığı o yataktan, eskisinden çok daha sağlam kalkacağına inandığım çeyrek asırlık dostuma sağlık dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden. Çabuk iyileş, daha seninle futbol röportajı yapacağım Enis.

Türkiye Futbol Oynayacak

"Sayın Aziz Yıldırım Federasyon'a savaş açtı, Sayın Haluk Ulusoy çok ağır yanıtladı"...
Bir köşe yazarı için "altın madeni" değerindeki bu konuyu es geçeceğim inadıma...
Tek kelime yazmayacağım.
Çünkü "futbolun üst katlarında" haftanın olayı bu değil bence. Yazılmamış, söylenmemiş bir konu var ki, tırnağı etmez bu kısır "iktidar mücadelesi"nin:
Futbol Federasyonu "Türkiye Futbol Oynuyor" sloganıyla yeni bir projeye girişti.
Hedef; futbolun imkanlarıyla okul futbolunda, engelli futbolunda, bayan futbolunda ve salon futbolunda olanı geliştirmek, olmayanı başlatmak.
İkinci aşama, futbola aşık Anadolu gençlerine kucak açmak.
Şırnak'ın dağlarında Şenoba mezrasında ağaçların arasında futbol oynayan gençler var ya... Onlara bile bir ümit ışığı çakıyor bu proje. Muş'taki amatörlere, Hakkari'deki çocuklara, "sizleri unutmuyoruz" mesajı veriyor.
Okullarda yetenek arıyor, bayanların yolunu açıyor, engellilere "kaderiniz ev ve hastane değil" diyor.
Sosyal açıdan tarihi bir girişim aslında.
Bu arada, Fenerbahçe Federasyonla kavga etmeli elbet! Böyle bir projenin bayraktarlığını almak için...
Federasyon, Fenerbahçe'ye çatmalı tabi ki!.. Böyle bir proje varken, gündemi Deniz Barış ile yabancı futbolculara kilitlediği için.
Boşverin...
Sadece şunu unutmayın; bu projenin mimarı Ömer Gürsoy gibi, her şeye rağmen iğne ile kuyu kazarak doğru dürüst işler yapmaya çalışanlar var Türkiye'de. Sessiz ve sakince...
Hani hep sorarız ya, bu kadar kavga ile bu ülke nasıl ayakta diye; işte böyle.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Hepimiz kardeşiz: 1-1
Aba altından sopa!
Transfer yasağı
Riva'da kader anı
Halilhodziç'in aklı çok karışık
Kayıp Ümitler: 0-1
Fener'in Halk günü: 3-1
'Ferrari piste çıkıyor!'
Kazdağları'na yolculuk!
Suudi sansürü
Muhammed Ali imajını sattı
Shaquille'den triple double
Haber turu...
Fenerbahçe cemaati
Yeni fotoğraflar
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Ercan GÜVEN
Fenerbahçe cemaati
Eğri oturup doğru konuşalım... Fenerbahçe tar...
Bilal MEŞE
Yeni fotoğraflar
Bu tür dostluk maçlarında oyuncuların konsant...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet