Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Nisan 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Zehir ve idam


Kimya artığı zehirli maddeler dolu variller için bir anı... Türkiye'nin en büyük özel kesim kuruluşlarından biri...
Üretim yelpazesinde hijyenik kâğıt da var.
Peçete, mendil ya da türevleri...
Üretim süreci sonunda denize kırmızı atık su bırakılıyor. Halktan şikâyet geliyor. Sık sık ceza ödemek zorunda kalıyorlar.
Arıtma tesisi kurulabilir ama çok para...
Patron, lafını bile duymak istemiyor. Zekâsıyla ünlü bir dostum da o kuruluşta üst düzey yönetici.
Fabrikanın teknik kadroları çözüm bulamayınca ona geliyorlar, "çare" ricasında bulunuyorlar.
Çünkü, sıkışmışlar.
Bir yandan yerel yönetim "Durdurun bu zehirli atık suyu" diye bastırıyor. Öte yandan patron "Eski köye yeni âdet mi çıkardınız? Arıtma tesisi de ne demek? Parayı sokaktan mı topluyoruz?" diyor.
Dostum, "Bir de yerinde göreyim" deyip fabrikaya gidiyor.
Bakıyor. Denize, fabrikadan şakır şakır koyu pembe su akmakta. 200-300 metrelik bir alan kırmızıya boyanmış, sonra damar damar akıntıyla daha açıklara kadar uzanıyor.
Mühendislere soruyor:
"Ne renk kâğıt mendil, tuvalet kâğıdı üretiyorsunuz?"
Cevap:
"Koyu pembe."
Bizimki patlıyor:
"Ulan ne enayisiniz. Çevirin şunu deniz rengi maviye, olsun bitsin. Düşünemediniz mi bu kadarcık şeyi?.."
.................................
O hoşsohbet dostum emeklilik öncesine ait anıları arasında bunu da anlatmıştı.
"Türkiye'de sorunlar böyle çözülür" demişti.
.................................
Toprak altında bulunan kimyasal zehirli atık dolu variller gündemde...
Tepki fırtınaları kopuyor.
Çevre Bakanı Osman Pepe "O büyük sanayici adamı açıklayacağım" diyor.
Bu olayda çevre sorumluluğu gösterdiği için olumlu puan kazanmıştır.
Keşke bu duyarlığı toprak altında "zehirli varil arkeolojisi" ile sınırlı kalmasa...
"Kırmızı atık suyu maviye çevirerek zehirlemeye devam" gibi keramete kıç attıracak benzer doğa kundaklamalarını önleyebilse...
Sanayi, sosyal sorumluluk sektörü haline getirebilse...
Felaketi görmek için bırakın İstanbul'u, Anadolu'nun nehirlerini ve akarsularını "tahlil" bir yana çıplak gözle görmek bile yeterli.
ABD'nin bir önceki Başkanı Clinton'un önde gelen özelliği, ekonomide çıtayı çok yükseklere kaldırırken çevre duyarlılığını en fazla gösteren ve uygulatan başkan olmasıdır.
...............................
"Onlar popolarını yıkamıyor, biz taharet alıyoruz. Yatak odalarına bile helada dolaştıkları ayakkabılarla giriyor, biz ise daha kapıda ayakkabılarımızı çıkarıyoruz" diye övünürüz ama Batı da Türkiye'nin çevre sorumsuzluğuna o gözle bakıyor.
Çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağımız bu topraklara, denizlere, havaya, akarsulara, yeraltı sularına, doğaya da popomuzdan daha az özen göstermemeliyiz.
Çevre Bakanı Osman Pepe neden bir başka "vahim" kirlenmeye zehirli variller kadar tepki göstermiyor?
Maviyle yeşilin dudak dudağa geldiği doğa harikası koyları "betonlaşmaya" açacak yeni Kıyı Yasası Taslağı için Pepe'den tık yok.
Bu da kirlenme değil mi?
Hem de daniskası.
Varil arkeolojisi için başını toprağa gömmek gene de yararlı bir bulgu ortaya koydu ama yerin üstünde yüzlerce kilometre boyunca tüm doğa zehirlenecek.
Bu girişimin öncüsü Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç bile bu konuda ciddi kuşkuya düşmüş olmalı ki "Çalışma arkadaşlarım beni yanıltmışlarsa, yasayı çıkarmaktan dönerim" dedi.
Dileriz ki, doğaya "idam ipi" örüldüğünü görebilmiş olsun.
Yanılgıdan dönmek erdemdir.
Aksi halde gene koyların Ali Dibo işi dağıtılacağı yolundaki söylentiler, doğanın ölümüne ulusal "Requiem"e dönüşecektir.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrasya başkenti İstanbul!
İSTANBUL 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkent...
Çetin ALTAN
Herbert George Wells ve "Zaman Makinesi"...
"Gelişmiş"liğe bir türlü atlayamamış köylü ağ...
Melih AŞIK
Fındık taciri...
Başbakan Erdoğan'ın Veri Koordinatörü Cüneyd ...
Fikret BİLA
Çiçek: 12 Eylül öncesindeki hatayı yapmayalım
Terörün tırmanışa geçtiği son dönemdeki tartı...
Hasan CEMAL
Çankaya seçiminde kamuoyu şaşırtmak!
Başkentte politika kulisi insanı bir anda içi...
Güneri CIVAOĞLU
Zehir ve idam
Kimya artığı zehirli maddeler dolu variller i...
Can Dündar
Hilmi Özkök'ten Banu Alkan'a şiddet kültürü
Dün Ankara'da iki okulda öğrencilerle buluşa...
Hurşit GÜNEŞ
İran'a müdahale olursa...
Uzun süredir İran Ortadoğu'da etki alanını ge...
Doğan HEPER
İstanbul neyin başkenti?
İSTANBUL Belediye Başkanı Topbaş diyor ki: ...
Semih İDİZ
ABD'nin Karadeniz'de olması normaldir
"Turuncu Devrim"in "çocuklarından" Ukrayna'nı...
Sami KOHEN
Kulübe girince ne oluyor?
NÜKLEER kulübe girdiğini resmen ilan eden İra...
Hasan PULUR
Dış politika danışmanlarla yürümez...
BAZILARINA göre, Başbakan'ın danışmanı Cüneyd...
Derya SAZAK
İtalyan solu
Türkiye'den uzak kalmanın gazetecilik açısınd...
Meral TAMER
Nükleer santrala hayır lan!
Başlıktaki ifade bana ait değil tabii. Başbak...
Yaman TÖRÜNER
Savaş stratejileri (II)
Robert Greene'nin "Savaşın 33 Stratejisi (The...
Güngör URAS
İran 'risk' de olabilir 'fırsat' da
Gidiş o gidiş ki, ABD İran'ı vurur ise, Türki...
Serpil YILMAZ
Ekonomide İran riski
Türkiye, ABD'nin İran'a saldırması durumunda ...
M. Ali BİRAND
Yargıyı asıl biz bozuyoruz
Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok'un bir süre önce...

© 2006 Milliyet