Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Nisan 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kulübe girince ne oluyor?


NÜKLEER kulübe girdiğini resmen ilan eden İran, şimdi ne yapacak? Bu başarısından aldığı cesaretle, nükleer programını askıya almasını isteyen uluslararası camiaya karşı daha sert mi davranacak? Yoksa bu başarısını uzlaşmak için bir koz olarak mı kullanacak?
Dün çeşitli başkentlerde uzmanlar bu iki olasılığı tartışmaya başladılar. Kimine göre, İran'ın "uranyumu zenginleştirme" faaliyetine başlaması -yani Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın deyişiyle "nükleer kulübe girmesi"- kötü bir haber. BM başta olmak üzere uluslararası camianın çağrılarına ve uyarılarına meydan okuyan Tahran'ın bu aşamaya girmesi, "atom bombası" üretme aşamasına girebileceğinin sinyalini veriyor...
Başka bir görüşe göre ise, şimdi nükleer alanda arzuladığı sonuca ulaşan İran, BM, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve AB ile "daha güçlü pozisyon"da müzakereye oturacak ve muhtemelen bu krizi diyalogla halletmeye çalışacak...

Uyarılara rağmen...
Bu karamsar ile iyimser görüşten hangisinin doğru çıkacağını zamanla göreceğiz. Açıkçası, "nükleer başarı"sından sonra Ahmedinecad rejiminin bu programı askıya almaya razı olacağına ihtimal vermek zor. Ancak Tahran şimdi güçlü pozisyonunu zaman kazanarak ve pazarlığı sürdürmek için kullanmak da isteyebilir.
Ahmedinecad'ın yaptığı açıklamanın zamanlaması oldukça anlamlı. BM'nin görevlendirdiği IAEA'nın Başkanı Muhammed el Baradey bugün Tahran'da olacak. Amacı, İran'ı nükleer programını hayata geçirmekten vazgeçirmek. Aksi halde, Güvenlik Konseyi iki hafta sonra toplanıp İran'a karşı yaptırım uygulama olasılığını görüşecek... İran yönetimi, tam şu sırada uluslararası camianın beklentilerinin aksine, uranyum zenginleştirme faaliyetini başlattığını ilan etmesi, bir "meydan okuma" olarak değerlendiriliyor. Bu yüzden İran'ı ABD, AB, Rusya dahil, "ilgili" ülkelerin çoğu eleştiriyor ve uyarıyor...
Bütün mesele, Tahran'daki rejimin bu seslere kulak verip vermeyeceğidir. Şimdilik İran elindeki kartları son olaylardan aldığı güçle oynamak eğiliminde görünüyor.

Oldubitti...
İran bildiğini okumaya devam ederse, uluslararası camia buna nasıl bir karşılık verecek?
Üç seçenek var:
1) Diplomasi ve diyalog. Şimdiye kadar yapılan da bu. Ama sonuç ortada. Tahran'daki rejim kimseyi dinlemiyor. Bu durumda ne yapılır? Gene diplomasi, gene diyalog...
2) Yaptırım ve baskı politikası. Sorunun Güvenlik Konseyi'ne sunulmasının amacı bu. Ama Konsey'de bir konsensüs sağlanır mı? Yaptırımlar uygulanabilir mi? Uygulanırsa, İran'ın "misilleme"si ne olur? O zaman kriz ve çatışma yayılmaz mı?
3) Askeri harekât. Bu opsiyondan son günlerde çok sık bahsedildi. "New Yorker" ve "Washington Post"taki yazılar ABD'nin bazı "planlar" hazırlamakta olduğunun işaretini verdi. Ama bu "karar" aşamasına girildiği anlamına gelmez. Şimdilik bu seçenek uzak bir ihtimal.
İran uranyum zenginleştirme programına başlamakla, bir "oldubitti" yarattı. Bu elbet onun pozisyonunu güçlendiriyor. Ama bu gücünü "uzlaşma" yerine "meydan okuma" yönünde kullanması, herkes için ciddi tehlikeler yaratır.

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrasya başkenti İstanbul!
İSTANBUL 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkent...
Çetin ALTAN
Herbert George Wells ve "Zaman Makinesi"...
"Gelişmiş"liğe bir türlü atlayamamış köylü ağ...
Melih AŞIK
Fındık taciri...
Başbakan Erdoğan'ın Veri Koordinatörü Cüneyd ...
Fikret BİLA
Çiçek: 12 Eylül öncesindeki hatayı yapmayalım
Terörün tırmanışa geçtiği son dönemdeki tartı...
Hasan CEMAL
Çankaya seçiminde kamuoyu şaşırtmak!
Başkentte politika kulisi insanı bir anda içi...
Güneri CIVAOĞLU
Zehir ve idam
Kimya artığı zehirli maddeler dolu variller i...
Can Dündar
Hilmi Özkök'ten Banu Alkan'a şiddet kültürü
Dün Ankara'da iki okulda öğrencilerle buluşa...
Hurşit GÜNEŞ
İran'a müdahale olursa...
Uzun süredir İran Ortadoğu'da etki alanını ge...
Doğan HEPER
İstanbul neyin başkenti?
İSTANBUL Belediye Başkanı Topbaş diyor ki: ...
Semih İDİZ
ABD'nin Karadeniz'de olması normaldir
"Turuncu Devrim"in "çocuklarından" Ukrayna'nı...
Sami KOHEN
Kulübe girince ne oluyor?
NÜKLEER kulübe girdiğini resmen ilan eden İra...
Hasan PULUR
Dış politika danışmanlarla yürümez...
BAZILARINA göre, Başbakan'ın danışmanı Cüneyd...
Derya SAZAK
İtalyan solu
Türkiye'den uzak kalmanın gazetecilik açısınd...
Meral TAMER
Nükleer santrala hayır lan!
Başlıktaki ifade bana ait değil tabii. Başbak...
Yaman TÖRÜNER
Savaş stratejileri (II)
Robert Greene'nin "Savaşın 33 Stratejisi (The...
Güngör URAS
İran 'risk' de olabilir 'fırsat' da
Gidiş o gidiş ki, ABD İran'ı vurur ise, Türki...
Serpil YILMAZ
Ekonomide İran riski
Türkiye, ABD'nin İran'a saldırması durumunda ...
M. Ali BİRAND
Yargıyı asıl biz bozuyoruz
Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok'un bir süre önce...

© 2006 Milliyet