|
Dış politika danışmanlarla yürümez...
BAZILARINA göre, Başbakan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu'nun Tayyip Erdoğan'ı Amerikalılara takdim ederken, "Bu adama yardım edin, kullanın, süpürüp deliğe atmayın!" demesi Amerikalıların espri anlayışına uygunmuş, yani Amerikalılar bundan hoşlanmış...
Varsın onlar hoşlansınlar, bizim hoşumuza gitmiyor, hoşlanmıyoruz.
Amerikalılar hoşlanıyor diye biz hoşlanmak zorunda mıyız?
***
BİR zamanlar Türkiye'de Amerikan pazarları vardı. Bu pazarlarda Amerikalı çavuşların karılarının naylon iç çamaşırları kapış kapış giderdi.
O çamaşırları giyenler, Cüneyd Zapsu'nun bu benzetmelerinden hoşlanabilirler.
Cüneyd Zapsu'nun "Bu adam!" dediği sıradan bir adam değildir, Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanıdır. Hem öyle bir başbakandır ki, kendisini kediye benzeten karikatürcüyü mahkemeye vermiş başbakandır.
Kedi çizene dava, kendisinin süpürülüp deliğe tıkılacak adam olmadığını söylemeye alkış mı?
Demek ki, Sayın Başbakan'ı "deliğe süpürülecek" gibi görenler varmış ki, Cüneyd Zapsu, neredeyse yemin billah edecek "Bu adam öyle adam değildir" diye...
***
BU olayın temelinde yatan, kimin kimi temsil edeceğinin hesap edilmemesi, Türkiye'nin dış politikasının danışmanlara teslim edilmesidir.
Danışman Cüneyd Zapsu, Amerika'da arkadaşı Tayyip Erdoğan'ı temsil etmiyor, Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanını temsil ediyor.
***
MEŞRUTİYET'te, Ruslar "Mersin" gemisine el koyarlar, konu Meclis'e gelir, soru önergesi verilir.
Olayı küçültmek isteyen bakan, geminin eski, kıymetsiz olduğunu söyleyince bir milletvekili aşağıdan bağırır:
"Biz size geminin kıymetini değil, bayrağın şerefini soruyoruz."
Nasıl, bayrak için "Canım iki karış bez parçası" diyemezseniz, bir başbakan için de "Bu adamı kullanın!" diyemezsiniz.
***
İSMET Paşa Lozan Konferansı'na gittiği zaman suikast ihbarları yağar; Çerkez Ethem'in adamları, Ermeni çeteleri İsmet Paşa'yı vuracaklardır. Atatürk bile Ankara'dan uyarır, aman dikkatli olun, diye.
Tam o sırada Rus delegesi Vorovski suikasta uğrar, öldürülür.
Lozan polis müdürü, İsmet İnönü'ye gelir, suikast haberleri aldıklarını söyler, otelden konferansa gidip gelirken otomobildeki Türk bayrağının indirilmesini ister.
İsmet Paşa cevabını verir:
"Ben burada Türk delegesi olarak bulunuyorum. Bu Türk bayrağı benim arabamdan kalkmaz. Bin Türk delegesi bile öldürülse, bu bayrak yine otomobilde duracaktır."
Devletlerin bazı sembolleri vardır, bayrak gibi, başbakanlık makamı gibi... O kişi, Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanıysa elbette eleştirilecektir, ama "Bu adamı kullanın, deliğe süpürmeyin!" gibi saçma sapan benzetme ve önerilerle, elin Amerikalısına tanıtılmaz.
Tanıtılırsa ne olur?
Biz yazarız, o lafları da yutan yutar, sineye çeker.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|