|
İtalyan solu
Türkiye'den uzak kalmanın gazetecilik açısından zorluğu gündemin hızına erişmekte yaşanıyor olsa da, gerçekte fazla bir şey değişmediği için dönüşte uyum sağlamanız zaman almaz.
Çin Halk Cumhuriyeti'nde geçen 10 günün ardından, 21. yüzyılın "küresel devler"i yarışında "Dünya nerede, biz neredeyiz?" sorgulamasının dayanılmaz ağırlığını hissetmediğiniz ölçüde, Güneydoğu'da yaşanan çatışmalardan, şehit cenazelerinden, Ankara'nın 1980 öncesi kısır çekişmelerini anımsatan iktidar-muhalefet polemiklerinden, artan dış ticaret açıklarından söz ederek yazılarınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
1980'lerin ortasında Çin'e ilk kez gittiğimde dışa açılma politikası henüz emekleme aşamasındaydı. Yirmi yıl sonra gördüğüm olağanüstü değişim, Türkiye'nin özellikle 1990'larda siyasi krizlerle kaybettiği dönemin ekonomik ve sosyal maliyetini kıyaslama açısından çarpıcı örnekler sunuyor. Ne yazık ki Türkiye 2006 yılı başında "tartıştığı" sorunlarla, geçmişte düştüğü hataları yineleyerek "patinaj" yapan bir ülke görünümüne hızla sürükleniyor. Çağın ilk çeyreğine damgasını vuran süreçleri ıskalıyor. Çin izlenimleri, başka yazıların konusu olacak.
Bugün İtalya seçimleri ve Türkiye solunun çıkaracağı derslerden söz ederek başlamak istiyorum. 2007 ülkemizde de "seçim yılı" olacak. Üstelik cumhurbaşkanı da seçilecek.
AKP giderek yıpranıyor ancak merkez sağ ve soldaki partilerin güçlü bir iktidar seçeneği oluşturdukları söylenemez. Muhalefet boşluğu ortada.
İtalyan solu, Berlusconi karşısında zoru başardı. 5 yıldır tek başına iktidar olan Başbakan Silvio Berlusconi'yi, kendi çıkardığı seçim yasasıyla yendiler. Binde 1 gibi "kıl payı" farkla da olsa Romano Prodi liderliğindeki "merkez sol" ittifak, mecliste ve senatoda iktidar çoğunluğunu elde etti. Berlusconi, 25 bin farkla seçimi kaybettiği için oyların yeniden sayılması isteğiyle yargıya başvursa da, İtalyan solu zaferini kutluyor.
Seçimin kazanılmasında "Zeytin Ağacı İttifakı" diye bilinen solda birlik formülü en büyük etken. Komünistler, sosyalistler, merkez sol partiler, Romano Prodi'nin başkanlığında "ittifak" yaparak zoru başardılar.
Latin Amerika'daki "sol rüzgâr"ın da "Zeytin Ağacı İttifakı"nın zaferinde etkili olduğu, yurtdışında yaşayan İtalyanların Prodi'ye oy verdikleri bildiriliyor.
Türkiye'de sol deyince akla birleşme değil, bölünme gelir.
İtalyan solunun başardığını CHP, DSP, SHP, ÖDP niye yapamasın? Birlikte seçime gidilerek yüzde 35'ler niye aşılamasın?!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|