|
Savaş stratejileri (II)
Robert Greene'nin "Savaşın 33 Stratejisi (The 33 Strategies of War)" kitabı, Amerika'da geçen hafta kitapçı raflarındaki yerini aldı. Kitap, tarihten örnekler de vererek, savaş stratejilerini anlatıyor. Kitabın asıl amacı ise, kişisel savaşların nasıl kazanılabileceğini, ne zaman savaşa girmek gerektiğini, savaş sırasında beklenmedik gelişmelerin önemini, gereğinde pazarlık tekniklerini anlatmak.
Kitapta anlatılan ilk 11 taktiği, geçen haftaki yazımda yorumlamıştım. Bu ilginç konuya devam ediyorum:
Savaştan sonrasını düşünün. Son gülen siz olun. Planınızı en küçük ayrıntıları düşünerek yapın. Düşmanınızın beyninin nasıl çalıştığını anlamaya çalışın ve onun psikolojik zayıflıklarını bulun.
Ateşe ateşle karşılık
Düşmanınız size vurmak için hazırlanırken, önce siz ona vurabilirseniz, dengesini kaybedecek, panikleyecek ve hatalar yapmaya başlayacaktır. Hamlenizin merkezi, hasmınızın serveti, popülaritesi, anahtar gücü veya stratejisi olarak seçilebilir. En iyisi, hasmınızın yumuşak karnını keşfetmek.
Muhatabınız savunmanızdaki açıkları bulmaya çalışacaktır. Savaş her zaman yıpratıcı, pahalı ve beklenmedik gelişmelere gebedir. Hiçbir muharebe, çabuk ve kolay kazanılmaz.
Kazançlı ve güçlü olduğunuzu sezdiğiniz anda, savaşı bitirmek için pazarlıklara başlayabilirsiniz. Pazarlık sırasında, karşınızdakiler elinizin güçlü olduğunu bilmeli veya öyle olduğunu düşünmeliler. Barış, her zaman savaştan iyidir. Ama, bazen barış için bile savaş kaçınılmaz olur.
"Kirli savaş" yapmak zorunda kalmışsanız, öncelikle muhatabınızın beklentilerini boşa çıkarmalısınız. Düşmanınız beklemediği bir direniş veya atakla karşılaşmalı. Zeki bir hasım sizin moralinizi bozmaya çalışacaktır. Bu durumda, ateşe ateşle karşılık verin.
Dürüstlük açıkları örter
Hiçbir açığınız olmasın. Düşman ne yapıp yapıp sizin açıklarınızı bulmaya çalışacaktır. Dürüstlük, bütün açıklarınızı örtecektir. Ama, bu kez de düşmanınız size, yalanla ve iftirayla saldıracaktır. Saldırıda zaman zaman küçük fareleri kullanacaktır. Ancak, bu strateji sağlam bir strateji değildir. Geri teper. Kendinize yeni taraftarlar bularak ve hasmınızı izole ederek, savaşı kazanabilirsiniz. Güç, düşmanı azar azar yiyerek kazanılır. İmparatorluklar da böyle oluşmuştur. Bugün biraz vermeyi kabul eden, yarın her şeyini kaybedecektir.
İletişimi kaybeden savaşı kaybeder. Kendini anlatamayan, iletişimi kaybetmiş demektir. İşte, bu noktada medyanın gücü devreye giriyor.
Savaş kendini gösteren düşmana karşı kazanılır. Pasif direniş yapanlara karşı kati bir zafer kazanmak, neredeyse olanaksızdır. Ayrıca, rasyonel düşünmeyi kaybetmiş olanlara karşı savaş kazanmak çok güçtür.
Yapmayı düşündüğünüz terörse, sonunda mutlaka kaybedersiniz.
ytoruner@milliyet.com.tr
|
|