Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Nisan 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Yargıyı asıl biz bozuyoruz


Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok'un bir süre önce, Türkiye'yi yönetenlerin yargı bağımsızlığına gereken önemi vermediklerine, yargıya siyaset soktuklarına dair açıklamasının mutlaka üstünde durulması gerekir. Zira Ok, son derece doğru bir saptama yaptı. Bugün yaşanan krizin altındaki nedenlerden en önemlisine değindi.

Devlet büyüklerimizin ağzından düşmeyen bir slogan vardır.

"Yargı bağımsızdır…Yargının terazisinden kimse korkmamalıdır…Doğruyu yargı bulur" derler.

Kamuoyunun ise farklı bir algılaması vardır. Doğru veya yanlış, halk bu sloganın içinin zaman zaman boş, zaman zaman dolu olduğu izlenimi edinmiştir.

Bu izlenimin nedeni de, geçmişteki kimi uygulamalardır.

Ertuğrul Özkök'ün Salı günkü makalesinde bunun çok açık birkaç örneği vardı. Zamanın en ünlü iki savcısı Savaş ve Yüksel'in Refah partisi ve Milli Görüş hareketi için hazırladıkları iddianamelere işaret eden Özkök, bunları somut kanıt yerine kişisel yorumlarla suçlamalardan oluştuğuna dikkat çekmişti.

Doğru bir tespit. Toplumun çeşitli kesimlerinde de bu izlenim geçerlidir. Yöneticilerimizin, yargı mekanizmasından günün koşullarına veya esen rüzgarlara gore sonuç alınmasından memnuniyet duydukları havası vardır.

Biraz hatırlayın…

Laik Cumhuriyeti koruma adına, yeterli somut kanıt bulunmayan iddianamelere göz yumulması ,örneğin, eski 312 nolu yasanın abartılı yorumlandığını açıklayan dönem Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün sözleri, kamu oyunu çok etkilemişti.

İddianamelerde bir yazarın birkaç makalesi veya bir gazetede çıkan ve tamamen söylentilere dayandırılmış iddiaların ihbar kabul edilip dava açılması da soruların artmasına neden olmuştu.

Bu tip iddianame hazırlamış bazı savcıların birer kahraman gibi alkışlanması da kimi çevrelerdeki soru işaretlerinin yaygınlaşmasına neden olmuştur.

Soğuk Savaş döneminde Komünizme karşı mücadelede bu tip yaklaşımlar görüldü.

Ardından, laik Cumhuriyetin ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması için de zaman zaman bu tip yaklaşımlar sergilendi.

Mutlaka iyi niyetliydik.

Ancak yargıya bu tip göz kırpmalar, Nurettin Ok'un dediği gibi olumsuzlukları da beraberinde getirdi.

Bir başka önemli nokta, savcı ve yargıçlarımızın eğitimine yeterli önemi veremememiz oldu.

Onları değişen dünya ve Türkiye koşullarına gore hazırlayamadık. Ufuklarını yeterince açamadık. Herhangi bir bürokrat gibi davrandık. İşlevlerinin önemine uygun bir maddi imkan sağlamadık.

Şimdi kalkıp şikayet ediyoruz.

Ektiklerimizi biçmiyor muyuz ?

Ne gerekçeyle olursa olsun, yargıyla oynamaktan vaz geçilmedikçe,ne Türk toplumu yargıya gerçekten güvenir, nede dün başkalarının başına gelen, bugün Büyükanıt paşaya çarpan bu tip yanlışlıklardan kurtulabiliriz.

* * *

MAHKEMELERİ ASIL SAVCILAR DOLDURUYOR

Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan dünkü yazısında son derece önemli bir noktaya dikkat çekti.

Ermeni konferansını durduran mahkeme kararını eleştirdikleri için, haklarında 10 yıla kadar hapis istenen gazetecilerin (Hasan Cemal, İsmet Berkan, Haluk Şahin ve Erol Katırcıoğlu) davaları düştü. Ayrıca, Bağcılar 2 inci Asliye Ceza Mahkemesi bu davanın açılmasına ön ayak olan Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Kerinçsiz ve arkadaşlarının da müdahil olamayacaklarına karar verdi.

Berkan, haklı olarak "Hep yargının üzerindeki ağır yükten söz ediyoruz. Oysa bu dava, neden gereksiz yüklerin arttığının örneğidir" diyor.

Gerçekçen de, yargının üstünde son derece gereksiz bir yük vardır ve maalesef bu yük savcılarımız tarafından arttırılmaktadır. "Ben davayı açayım, mahkeme kararı versin" diyerek sorumluluktan kaçan savcılarımız, mahkemeleri boş yere meşgul etmektedir. Gereksiz açılan davalar, boş yere kamuoyunu geriyor, tartışma yaratıyor, dış dünyadaki görüntümüzü de bozuyor. Açılan davaların sansasyonu akıllarda kalıyor, sonradan reddedilmesi duyulmuyor. O zaman da, Türkiye'nin fikir özgürlüğünü engelleyen bir ülke olduğu izlenimi artıyor.

Savcılar, görev başına…

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Avrasya başkenti İstanbul!
İSTANBUL 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkent...
Çetin ALTAN
Herbert George Wells ve "Zaman Makinesi"...
"Gelişmiş"liğe bir türlü atlayamamış köylü ağ...
Melih AŞIK
Fındık taciri...
Başbakan Erdoğan'ın Veri Koordinatörü Cüneyd ...
Fikret BİLA
Çiçek: 12 Eylül öncesindeki hatayı yapmayalım
Terörün tırmanışa geçtiği son dönemdeki tartı...
Hasan CEMAL
Çankaya seçiminde kamuoyu şaşırtmak!
Başkentte politika kulisi insanı bir anda içi...
Güneri CIVAOĞLU
Zehir ve idam
Kimya artığı zehirli maddeler dolu variller i...
Can Dündar
Hilmi Özkök'ten Banu Alkan'a şiddet kültürü
Dün Ankara'da iki okulda öğrencilerle buluşa...
Hurşit GÜNEŞ
İran'a müdahale olursa...
Uzun süredir İran Ortadoğu'da etki alanını ge...
Doğan HEPER
İstanbul neyin başkenti?
İSTANBUL Belediye Başkanı Topbaş diyor ki: ...
Semih İDİZ
ABD'nin Karadeniz'de olması normaldir
"Turuncu Devrim"in "çocuklarından" Ukrayna'nı...
Sami KOHEN
Kulübe girince ne oluyor?
NÜKLEER kulübe girdiğini resmen ilan eden İra...
Hasan PULUR
Dış politika danışmanlarla yürümez...
BAZILARINA göre, Başbakan'ın danışmanı Cüneyd...
Derya SAZAK
İtalyan solu
Türkiye'den uzak kalmanın gazetecilik açısınd...
Meral TAMER
Nükleer santrala hayır lan!
Başlıktaki ifade bana ait değil tabii. Başbak...
Yaman TÖRÜNER
Savaş stratejileri (II)
Robert Greene'nin "Savaşın 33 Stratejisi (The...
Güngör URAS
İran 'risk' de olabilir 'fırsat' da
Gidiş o gidiş ki, ABD İran'ı vurur ise, Türki...
Serpil YILMAZ
Ekonomide İran riski
Türkiye, ABD'nin İran'a saldırması durumunda ...
M. Ali BİRAND
Yargıyı asıl biz bozuyoruz
Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok'un bir süre önce...

© 2006 Milliyet