Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Nisan 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kadın dediğin evlenme teklif etmez!

Bir kadının evlenme teklif etmesi, baştan yenik, kaybetmiş başlaması demektir evliliğe! Neden mi?


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Sinan Çetin evlenmek isteyen genç kızların başvurduğu bir programa başladı ya... Bir televizyon programında evlenmek ister misiniz? Ben istemem!
Hani filmlerde stadyumdaki ekranda aşkını ilan edip evlenme teklif eden şu tipler vardır ya, onlardan da hiç haz etmem! Ya da evlenme teklif edeceği anı dramatikleştirerek abartanlardan da, ayıcık, kalp yastık, vs. içine yüzük saklayıp sürpriz yapmaya çalışanlardan da...
Londra'da evlendim, Paris'te evlendim, Çırağan'da "krallara layık" düğün yaptım, denizin dibine daldım da evlendim, abidik gubidik evliliklerinden de hiç haz etmem!
Bu tarz evlilikler hep bir şov sahteliği taşır gözümde.
Ama işin gösteri kısmı bir yana Sinan Çetin'in programında ciddi bir yanlış var!
Kızlar erkeklere evlenme teklif ediyor!
Bir kızın erkeğe evlenme teklif etmesinin yanlış olduğunu düşünmemin gelenekçilikle hiç alakası yok, bunu belirtip hemen bu düşünceden sıyrılalım.
Peki o zaman neden mi yanlış?
Çok basit!

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Sistem dişidir. "Anne"yi yansılar. Erkekler de sistem denen makinenin işleyişinde çark görevi görürler. Erkeğin karşısına "vaat" olarak "kadın" yerleştirilir. En basitinden araba reklamlarını hatırlayın. Reklamda pahalı bir arabanın yanında güzel mankenler kullanılır. Vaat; "İşte çok çalışıp bu arabayı alırsan böyle sevgilin olacak"tır. Aslolan erkeğin çok çalışmasına "güzel bir bahane" yaratmaktır. Farkında bile olmadan o vaade kapılan erkek çalışma ritmini artırır. Tıpkı bir kafeste tekerleğinin içinde avara kasnak dönen farecik gibi...
Şimdi şunu düşünün: Kadının sistemdeki rolü "vaat" imajıyla yükleniyorsa, bir erkeği nazlanmadan, kapris yapmadan kendisine doğru çekmeyip, erkeğin onu elde etmek için arzuyla çaba göstermesi gerekirken kendisini, sakınmadan, düşünmeden sunuvermesi işleri karıştırmaz mı?
Peki erkeğin hayatının amacını elinden almış ya da şıp diye eline verdiğiniz için değersizleştirmiş olmaz mısınız?
Artık sizi elde etmek için çalışmasına, uğraşmasına ne gerek var?
O zaman kendisine yeni ve sarf etmesi gereken çaba oranında daha çekici "vaatler" araması da şart olmaz mı?
Velhasıl bir kadının evlenme teklif etmesi, evliliğe baştan yenik başlaması ve başına gelecek aldatma ve eziyete razı olması anlamına gelecek, sözlü ya da yazılı olmayan ama hepsinden daha derinlerde kazılı dengeyi kadının aleyhine bozacaktır.

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Kadın dediğin evlenme teklif etmez! Erkeğin evlenmeyi kendisinin istediğine ve bunun için çok çaba harcadığına inanmasını sağlar. Geriye artık sadece "Evet" demek kalır. "Ama..." diye devam eden şartlar listesiyle de evlilikteki konumunu güçlendirir. Şovdu, eğlenceydi derken, evliliğin diyalektiğine vakıf olmadan "kurban" yaratmayalım Sinan bey! Mutsuzluk eğlenceli değildir.
İyi oyunlar herkese...

Erkek köşesi!

Bir kadın size evlenme teklif ettiğinde sakın kabul etmeyin!
İşte size basit bir evlilik senaryosu: Birlikte olduğunuz kadın size evlenme teklif etmiş, siz de kabul etmişsiniz. Hani "Şunu da bir yaşamış olalım" cinsi. Emek harcamadan elde ettiğiniz her şey böyle bir his yaratır. Evlendiniz ya, artık çaba harcayacağınız, sizi yoran kadınlara karşı ilginiz artmaya başlayacaktır. Komşunun tavuğu misali... Sonra kaçamaklar, metresler, sevgililere hediyeler almalar... Gördünüz mü, size yazık... Bir türlü tatmin olamadan yaşayıp ölüvereceksiniz. Ama sizi peşinden koşturan kadına siz evlenme teklif ederseniz, amacınıza ulaşmanın tadına varacağınızdan, onu memnun edip yanınızdan ayrılmasın diye çalışacağınızdan, daha az yorulup, ekonomik durumunuzu da riske atmadan mutlu yaşayacaksınız... Yaa, ne güzel! Seçim sizin. Benden söylemesi...


Haftanın yalancısı!

Banu Alkan ekranlarda Murat Taşdemir'den çektiği eziyetle bize eziyet etmeye devam ediyor. Su atmalar, tokatlar gırla. Seviyesiz konuşmalar, haddini aşmalar... Murat Taşdemir'i tanımlayacak bir erkek modeli var ama neyse... "Köle efendiyi yaratır" deyip geçelim... Gelelim Banu Alkan'ın yalanına... Seyrettiniz mi bilemem ama benim gördüğüm o tokat sahnesi tam anlamıyla bir "refleks"ti. Yani o erkeğin eli tokat atmaya pek alışık. Bunca yıllık ilişkide belli ki fazlasıyla kullanılmış. Yani çıkıp da Banu Alkan "Muratçığım bana hiç vurmadı" dediğinde insanın hem gülesi hem ağlayası geliyor. Akıl fikir bulsun umalım... Umutsuz ya, gözümüzden uzak olsunlar bari...

Öptüm sizi
Lerzan Mutlu'yu öpmek lazım! Neden mi? Barbie operasyonunda afişe olan pek çok genç kadına neredeyse haberci titizliğiyle yaklaşan ve "mağdur" kadınları ekrana taşıyan Lerzan Mutlu sosyal ezberimizi sarstı. Futbolcular "Biz bu kızları tanımıyoruz, onlar bizi aradılar" diyerek işin içinden sıyrılmaya çalıştılar ama üç günlük TV şöhretinin yarattığı BBG Hülya, Gelin Sinem, uzun zamandır yüzünü bile hatırlayamadığımız VJ Özlem'e tek sahip çıkan Lerzan Mutlu oldu. Ben onu öptüm, hakkını vermeli...






CUMARTESİ
"Motor sesi bağımlılık yaptı"
Romantik gelinler
Bahçecilik hakkında her şey
"Günün oyuncusu" Kymberlee
En moda En yeni
İstanbul'da laleler açtı
ne var, ne yok
"Fransız usulü" pastalar
Baba Beni Okula Gönder doğum gününü kutluyor





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet