|
Isırgan otu ve pist, pist...
Mafya filmlerinde, tetikçi pusuya yatar ve öldürülecek kurban; tetiği çekilecek silahın, küçük bir daireyle keskinleştirilmiş vizörü içine girmeye başlar.
Diyelim Başkan Bush, tetikçi; İran da vizörün içine girmekte...
Haberler, yorumlar, analizler; hepsini geçin bir kalem. Başkan Bush, tetiği çekse de, çekmese de; İran bugünkü statükosunu, 20 yıl daha sürdüremez. Atom bombası yapsa da sürdüremez, yapmasa da sürdüremez.
Hızla küçülen ve modern teknolojiye dayalı üretimleri artan dünyada; insanlar, artık sadece öldükten sonra ödüllendirilmeye odaklanmak istemeyeceklerdir. Evrensel bir burjuvalaşma süreci, ister istemez eritecektir köylülüğe dayalı kapalı rejimleri...
Üzüntü veren, böyle bir değişimin birkaç kuşağı ziyan ederek gerçekleşecek olması...
***
Köyceğiz'in dağ köylerindeki yörük yaşamlarının belgeseli hiç yapılmadı. Oysa "yürümek" fiilinden kökenlenen "yörük" sözcüğü; göçebelikten, yerleşik düzene geçememişlerin, yüzlerce yıllık bir yaşam çizgisinin markası...
Yüzlerce yıl dağlarda tepelerde, ovalarda yamaçlarda, savrula sürüklene yaşamış olan yörüklerin; bitkilerle olan pratik deneyimlerden süzülmüş birikim ve donanımları, o kadar zengindir ki, insan küçük dilini yutar şaşkınlıktan...
Ateşi çıkan hastaya, hangi otlar kaynatılırsa, iyi gelir; midesi ağrıyana ne içirilmeli, başı ağrıyana ne yapılmalı...
Ve alınan sonuçlar da, genellikle mucizemsidir.
***
Isırgan otunun, insan elini nasıl dağladığı bilinir. Ancak eldivenle dokunabilirsin ısırgan otuna...
Bizim başörtülü, güleç yüzlü, boy boy dört kızını da en verimli okullarda okutabilmek için, canla başla uğraşıp duran Feriştah, tam bir yörük kadını...
Feriştah, bir ısırgan otu gördü mü, eğilip ota:
- Pist, pist, diye fısıldıyor; sonra da eli hiç yanmadan koparıveriyormuş otu...
***
Eğilip "pist, pist" dediğin zaman, ehlileşiveren ısırgan otu...
Bendeniz, bir ısırgan otu bulup, henüz hiç denemedim ama; ilk fırsatta denemek niyetindeyim...
Bakalım sadece Feriştah'ın "pist, pist"lerine karşı mı, insafa geliyor ısırgan otu; yoksa bendenizin "pist, pist"lerine karşı da, vahşiliğini bırakacak mı?
***
Bir yanda uranyumu, korkutucu olarak da kullanabilme inadındaki İran; bir yanda ABD'si, AB'si, Japonya'sı, Rusya'sı, Çin'iyle bütün dünya...
Hangi tarafa eğilip de:
- Pist, pist desek acaba?
***
Beyobası'yla, Yuvarlakçay'dan inen yolun, Marmaris-Dalaman otoyoluyla buluştuğu köşede; dört muhteşem köküyle gövdeleşmiş, belki de yüz yıllık bir çınar ağacı...
Çınar ağacının altında, şakır şakır suların aktığı, özel yapılmış kaskatlarıyla bir kır lokantası... Hemen gözler önünde açılan yufkayla, fırında pişiriliveren peynirli, kıymalı, kuşbaşılı gözlemelerin yendiği, Salih'in "Bey Lokantası"...
***
Çınarın altında oturmak ve demli bir çayla gözleme yerken, Salih'le ahbaplık etmek...
- Ne olacak bu İran'ın hali?
Çünkü İran'da olup bitecekler, Ankara'nın politik söylemlerle açılan değişik kumaşlarına da, terzilik edeceğe benzer...
***
35 yıl öncesinden kalma "Görevimiz Tehlike" dizilerindeki CIA'nın marifetli elemanları, şimdi daha da gelişmiş olarak, kim bilir nerelerde, ne filmler çevirmekle meşguller?
***
Bey Lokantası'nın çınarı da çınar hani...
Ne Feriştah, ne Salih, ne anıtsal çınarlarla salkım söğütler, ne de Köyceğiz Gölü umursuyor Ortadoğu'nun ölmeli öldürmeli politik çalkantılarını...
***
Bilemiyorum:
- Pist, pist desek acaba, ortalık biraz mayna olur mu?
c.altan@prizma.net.tr
|
|