Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Nisan 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Çok laf var hareket yok


Son 7 yılda bütün bunları unutmuştuk.

Cenaze törenlerinde, bağrı yanan ana ve babaların insanı üzen çığlıkları, sokakları dolduran binlerce insanın güvenlik güçleriyle kavga edişleri ve bitmeyen tartışmalar.

PKK'nın kışkırttığı olaylar yeniden gündemimize oturdu. Gün geçmiyor ki, ülkeyi yönetenler demeçler vermesinler, tepkilerini seslendirmesinler. Ancak dikkat ediyorum, hep tepki, hep tepki.

Tepkilerin her birinde de hamaset var.

Siyasetçiler, "Akan kan yerde kalmayacak" diyor...

Muhalefet liderleri " PKK başarılı olamaz" diyor...

Komutanlar "Bu ülkeyi böldürtmeyeceğiz" diyorlar.

Özür dileyerek söylemek istiyorum, bu lafları dinlemekten bıktık. Bunların içinde yeni hiçbir unsur yok. Yıllardır duyduğumuz, hamaset dolu laflar. Çok fazla tekrar edildiğinden dolayı da, artık bir ağırlığı kalmamış, alışıldığı için etkisi yok olmuş sözler.

Bunların yerine kamuoyu, çözüme yönelik, çözüm ümidi taşıyan tartışmalar bekliyor. Hamaset değil, bu işin içinden nasıl çıkacağımızın anlatılmasını istiyor.

Yani laf değil, çözüm istiyor.
* * *

NİHAYET, AB REHAVETİ BİTİYOR

Sadece biz yazmadık, kiminle konuşursanız konuşun herkes aynı görüşteydi: AK Parti hükümeti Avrupa Birliğini unuttu. Rehavete düştü. Heyecan kalmadı.

Ankara'da, İstanbul'da ve Brüksel'de Ali Babacan'ın daha çok ekonomik konularla meşgul olduğu, AB'ye fazla ilgi duymadığı tartışılıyor.

Sanırım, bu durum Ankara'nın da dikkatini çekmiş, eleştiriler onlara da ulaşmış olacak ki, Gül önceki gün hükümetin silkelendiğinin ve üzerinden rehaveti atmaya başladığının ilk işaretini verdi.

Yepyeni bir paket ortaya çıkarılmamış olsa dahi, hiç değilse meclis'te bekleyen tasarıların hayata geçirileceğini açıkladı.

Ben buna dahi razıyım.

Yaz tatiline girmeden, AB reform taslaklarının yasalaşması bile, Türkiye'deki uyuşukluğun üstümüzden atılmasına yol açabilir.

AK Partinin elindeki en büyük koz, AB kartıdır. Kürt sorunundan , ekonomiye, Kıbrıs'tan Ege'ye kadar atılacak her adımı, Türkiye'nin Avrupa Birliği ilişkileri etkileyecektir. Bu ilişkiler olumlu olursa, hepimiz kazanacağız. Kötü olursa kaybedeceğiz.

* * *

İRAN, EL AKSA'YI YIKMA PAHASINA BOMBA KULLANIR MI?

İran Parlamento Başkanı Hadad Adel, Çarşamba akşamı Kanal-D Ana Haber bülteninde, nükleer teknolojilerini, Türkiye ile paylaşabileceklerini söylerken ne kadar samimiydi bilemeyiz. Ancak bildiğimiz bir şey var ki, İran'ın ilerde nükleer bir güç durumuna girme olasılığı Ankara'yı çok rahatsız ediyor.

Hadad Adel ile konuşurken, varsayımlara dayanan bir soru sormak isterdim:

- Eğer İran birgün nükleer silah sahibi olursa , bunu kime karşı kullanır? Herhalde akla gelen ilk hedef İsrail'dir. Peki, nasıl kullanacak? İsrail öylesine küçük bir toprak parçası ki, bombayı nerede patlatırsa patlatsın, her durumda da Kudüs mahvolacak. İslam dünyasının en kutsal yerlerinden biri sayılan El Aksa camii de yok olacak.

1. Soru: İran EL Aksa'yı yıkma Filistinlileri, hatta Ürdün'ü yok etme pahasına İsrail'e nükleer bomba atabilir mi?
2. Soru : Eğer atamayacak ise, o zaman nükleer silaha ne ihtiyacı var?

Belki bundan dolayı, adamlar ısrarla "nükleer silah yapmayacağız" diyorlar. Ancak kimseleri (Türkiye dahil) inandıramıyorlar.

Ancak ne olursa olsun, İran nükleer bolma üretmese dahi bir nükleer güç konumuna girdi. Bu durumu da, Uluslararası dengelerde Tahran'ın ağırlığını arttırıyor.

Zaten bizi rahatsız eden de bu değil mi?

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Sezer Güneydoğu'ya
TBMM Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu ...
Çetin ALTAN
Isırgan otu ve pist, pist...
Mafya filmlerinde, tetikçi pusuya yatar ve öl...
Melih AŞIK
Küreselleşiyoruz!
Yunan araştırma şirketi Kapa Research'ın yapt...
Fikret BİLA
Sezer'e yanıt değil, kulak verilmeli
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Harp Akadem...
Hasan CEMAL
PKK ile ulusalcı cephe!
Avrupa Birliği'ne üye bir ülkenin başkentteki...
Güneri CIVAOĞLU
Hamas taklası
Öyle bir "keskin" mantık ki... Ebemkuşağı gib...
Abbas GÜÇLÜ
Koç, eğitim ve bilişim çağı
Koç topluluğunun eğitime olan ilgisi öteden b...
Hurşit GÜNEŞ
Uçuşan fiyatlar baloncuk mu?
Petrol fiyatının varili 70 dolara dayanırken,...
Metin MÜNİR
Masonlar, yalanlar, geride kalanlar
Süleyman Demirel 1964'te mason olmadığına dai...
Faik ÖZTRAK
Dış borçlar cari açıktan daha hızlı artıyor
Bu hafta başında açıklanan şubat ayı ödemeler...
Hasan PULUR
Yabancı dil mi, yabancı dille eğitim mi?
İNSAN en umutsuz, en karanlık gününde birden ...
Derya SAZAK
SHP-HEP ittifakı
1991 seçimlerinde Doğu ve Güneydoğu illerinde...
Meral TAMER
Nükleercilere soru: Teknolojisi son 15 yılda eskimeyen sektör var mı?
Dün özel sektörün ağır toplarının da görüşler...
Güngör URAS
'Bonocular' madalya alıyor, 'mevduatçılar'ın ismi geçmiyor
Geçen yıl birikimlerini Hazine bonosu ile dev...
M. Ali BİRAND
Çok laf var hareket yok
Son 7 yılda bütün bunları unutmuştuk.

© 2006 Milliyet