Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Nisan 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Artık kendi ayakları üstünde durma vakti geldi

Bu çarşamba, Batu'nun kendi başına ayakta durduğu gün olarak not edildi. Kameralar çalıştı, cümbüş başladı

igursoy@milliyet.com.tr

Doktor ne zaman "Artık Batu'nun bilmem ne yapmasının vakti geldi" dese ben bir telaşa kapılıyorum. Sanki her şey için çok erkenmiş gibi geliyor. Oturmaya başlasın dediği gün gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. "Ne demek, el kadar çocuk oturur mu? Onun daha yıllarca sırt üstü yatması lazım" diye aklımdan geçirmiştim.
Aradan vakit geçti ve oturma işi yüzde 100 tamamdır artık.
İki hafta önceki ziyarette doktor bu kez "Ayakta durmaya başlasın" dediğinde de aynı şey oldu. Hatta meseleyi şöyle kuvvetlendirdi: "Günün büyük bölümünü ayakta geçirsin." Benim için fark etmez; böylece bulaşık makinesini boşaltabilir ya da Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nun kale arkası tribününde maç bile izleyebilir. Sorun şu: El kadar çocuk ayakta durabilir mi? Onun daha yıllarca oturması lazım.
Neyse, tababetin kestiği parmak acımaz diyerek operasyona başladık, her fırsatta oğlanı ayağa diktik. Bu yeni histen çok hoşlandı. Yeni bir şey becerebilmenin heyecanıyla ağzını ardına kadar açıp kendine alkış tuttu vs. Ama tabii dizleri henüz bu ağırlığı taşıyabilecek durumda değil, arada bir kırılıyor. Sürekli piston gibi hareket ediyor Batu. Ama şikayetçi değil: Yürüyüp ortalığı birbirine katacağı zamanların habercisi olarak görüyor bugünleri.

Bana bakan yok mu?
Yine doktorun komutu doğrultusunda tutunarak tek başına ayakta durması alıştırmaları da yapmaya devam ediyorduk bir yandan. Ve bu çalışmalar ilk meyvesini çarşamba akşamı verdi. Batu'nun yaptığı her yeni şeyde olduğu gibi, karım Begüm'den gelen "İlke!" uyarısıyla kafayı çevirdim (Bu seslenmeyi şöyle tanımlayayım: İçinde sevinç var, heyecan var. Ama yüksek tondan değil çünkü öyle olursa oğlanın dikkati dağılabilir ve yaptığı her ne ise onu bırakabilir). Döndüğümde oyun parkının kenarlarına tutunmuş ayakta duruyordu, bir yandan da herkes kendisini görüyor mu diye etrafa bakıyordu.
Aman efendim, evde bir sevinç, bir cümbüş... Hemen kamera çalıştı, çekimler yapıldı, "aferinler, bravolar" birbirine karıştı.

Yani artık kendi ayakları
üstünde durabiliyor. Bunun mecazi anlamının da gerçek olduğu günler
ne zaman gelecek acaba?
Biraz paraya sıkıştım da...

Bedava danışmanlık verilir

Hayatta babalık konusunda ukalalık ettiğim ilk adamlardan biri de Mehmet Özen'dir. Kendisi Milliyet İnternet servisinin en has elemanlarındandır (milliyet.com.tr de malumunuz, dünyanın en çok tıklanan haber siteleri arasında). Batu'nun doğduğu günlerde, onun da bir çocuğunun olacağı haberini almıştık.
Batu da Mehmet'i ilk kez gördüğünde ikimizin de sakalları yüzünden olsa gerek pek yabancılık çekmemişti, hatta kucağında sakinleşmişti bile.
Geçen pazartesi işe geldiğimde Mehmet'i göremedim. "Allah Allah, akşama Fener maçı da yok, nereye gitti bu adam?" diye düşünürken aldım haberi: Kızı Defne dünyaya teşrif etmişti.
Özge-Mehmet ikilisine tebriklerimi sunuyor, kolaylıklar diliyorum. Bilemedikleri konularda ücretsiz danışman olarak yardıma hazırım!



CUMARTESİ
"Bizden telif bile istemediler"
İkinci A la Mode partisinin yıldızları modern geyşalar
"Stil aynı, tek fark dekolte"
Her telden spor
En moda En yeni
ne var, ne yok
"Karanlığa ışık tutan" filmler
Kampanyanın ikinci dönem tişörtleri çıktı
Film izlemenin yaşı yoktur
Bu hafta sonu Paskalya





Melis Alphan
Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet