Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Nisan 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

İran olayı, başımıza çok sorun açacak...


Yanıbaşımızda gelişen bir olayı yeterince ciddiye almıyoruz.

İran, kendi açısından son derece cesur bir adım atarak, Nükleer Klübe girdiğini açıkladı. Bunun anlamı, Nükleer enerji üretecek olan Uranyum zenginleştirme operasyonunu başardığıdır. Bu, nükleer bomba ürettiği anlamına gelmez. Teknolojisini geliştirir ve yeterince Uranyum zenginleştirebilirse, kimine göre 1 yıl, kimine göre 2 yılda Nükleer Silah sahibi olabilir.

Nükleer Silah kullanılmak için üretilmez. Zira -özellikle Orta Doğu'da- kullanıldığı zaman heryeri yok eder. Dolayısiyle 1 defalık kullanılacak bir silahtır. Daha çok caydırıcılık görevi görür.

Ancak elinizde Nükleer Silah varsa, bulunduğunuz bölgedeki diğer ülkeleri korkutma olanağınız artar. Bir söz söylediğiniz veya birşey istediğiniz taktirde, etrafınızdakiler "Bu adamın Nükleer Silahı var, bulaşmayalım" der ve size boyun eğerler veya -enazından- üstünüze fazla gitmezler.

İran halkı sokaklarda heyecanlı kutlamalar yapıyor, bu gelişmelerden gurur duyuyor, ancak önemli bir kesimi de, bu gelişmenin ülke açısından, çok riskli olduğunun da farkında..

İran, bölgede Nükleer Silahı olan ilk müslüman ülke konumuna girdi. Hem de, İsrail'i yok etmek istediğini açıkça söyleyen, Amerikayı şeytan olarak gören, Sünni'lere ters bakan ve Şii üstünlüğüne inanan bir Cumhurbaşkanı tarafından yönetilen bu ülke, eline muazzam bir güç geçiriyor…

Başarılı olursa nelerle karşılaşabiliriz?

Örneğin, Irak'ın tamamen Şii'ler tarafından yönetilmesi ve Amerika'nın değil, kendi istediği bir düzenin kurulması için daha ağırlıklı rol oynayabilir… İlerde, bölgedeki Şii'lerin Sunni'lere oranla daha etkili olmasını sağlayabilir… Hamas'ı korumasına alarak, Filistin sorununda daha da kilit bir ülke konumuna girebilir… Hizbullah aracılığı ile Lübnan'ı kontrolüne alabilir… Suriye'yi etki alanına sokabilir…Kürt sorununda en fazla sözü dinlenecek bir oyuncu olabilir…Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini büyük ölçüde yok edebileceği gibi, ikili ilişkilerinde de, Ankara'dan biat etmesini bekleyen bir yaklaşıma kayabilir.

Özetle, İran bölgenin ağası veya kabadayısı olur. Buralar ondan sorulmaya başlar.

İşte Amerikayı, Türkiye'yi hatta Rusya'yı da rahatsız eden manzara bu…Bundan dolayı da, ne yapıp edip İran'ın durdurulması isteniyor. Ortak Görüşte bir sorun yok, ancak yöntemde görüş ayrılıkları büyük.

Amerika Orta Doğu'u İran'a bırakmaya niyetli değil.

Rusya, bölgenin Tahran'dan sorulmasını istemiyor.

Belki Irak gibi olmayacak, ancak İran'da kıyamet kopacak. Moskova ve Washington'dan gelen işaretler çok rahatsız edici.

Arada da biz kalacağız.

Faturanın bir bölümünü yine biz ödeyeceğiz.

* * *

ABD'nin İNANDIRICILIĞI ÇOK DARBE YEDİ…

Süper güç konumundaki bir ülkenin en önemli kaynağı, zenginliği, teknolojisi ve istihbarat yetenekleri kadar inandırıcılığıdır. Elde ettiği istihbarat ne kadar etkili olursa olsun, eğer ülkeyi yönetenlerin inandırıcılığı kalmamışsa, kimseyi inandıramaz, arkasından sürükleyemez.

Bunun en son örneğini şu sıralarda yaşıyoruz.

Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın nükleer güç konumuna girmesiyle ilgili olarak bütün dünyayı yönlendiriyor. İran'da neler olup bittiğini izleyebilecek yetenek çok az ülkenin elinde var. Herkesin gözü ABD' nin üstünde.

Ancak gelin görün ki, Irak savaşı öncesindeki tutumu nedeniyle, Bush yönetiminin açıklamalarına kuşkuyla bakılıyor. "Irak konusunda Amerika bizi yanılttı. Şimdi nasıl inanalım" diyenlerin sayısı da hiç az değil.

Washington'un inandırıcılığı büyük darbe yedi. Şimdi bunun faturası ödeniyor.

İran'ın bölgede bir güç konumuna girmesi, başta Türkiye olmak üzere herkesi rahatsız ediyor. Ancak Bush yönetiminin sabıkası, Washington'un hareket yeteneğini belirli oranda kısıtlıyor.

İran'ın nükleer silah sahibi olmasını kimse istemiyor ve bu konuda ABD destek alıyor. Buna karşılık, İran'ın durdurulması yöntemi konusunda büyük görüş ayrılıkları var. Bu görüş ayrılıklarının temelinde de, ABD' nın eski sabıkaları yatıyor.

* * *

İRAN BU RİSKİ NEDEN ALIYOR ?

İran'ın Nükleer Klübe girme arzusu, sadece Nükleer enerji sahibi olmakla açıklanamaz. Petrol ve Doğal Gaz zengini bir ülkenin Nükleer enerji araması kuşku vericidir.

Peki neden böylesine bir risk alıyor ?

Besbelli büyük bir pazarlığa hazırlanıyor.

Hem kendi güvenliğini güvenceye almaya çalışıyor, hem de Amerikayı bölgede tek başına bırakmak istemiyor.

Geçen hafta, CNN TÜRK' te Mithat Bereket ile görüşen, Hans Blix'in söyledikleri bu açıdan son derece önemliydi. BM'nin Irak'taki eski Nükleer denetçisi olan Blix ısrarla bu noktaya dikkat çekti. İran'ın birşeyler istediğini, ancak kimsenin bu gerçeği görmediğini söyledi.

" İran'a sürekli sopa gösteriliyor. Oysa sadece sopa göstererek bir yere varılmaz. Artık havuçta göstermek ve karşılığında birşeyler vermek gerekir" dedi.

ABD, Irak konusunda İran ile diyaloğa giriyor, ancak Nükleerleşme konusunda hiçbir pazarlığa oturmuyor.

İsrail'in Nükleer silah sahibi yapan, Kuzey Kore'nin Nükleer silahına fazla ses çıkartmayan, Hindistanın Nükleer klübe katılmasına yardımcı olan ABD, bu tutumunu acaba nereye kadar götürebilecek.

Bush yönetimi, paylaşmak yerine, sadece kendi genel politikalarına göre hareket ediyor.

Neresinden bakılırsa bakılsın, gelişmeler son derece tehlikeli ve karmaşık.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Silah ve Kürtler
SAYGI duyduğum bir Kürt aydını olan Tarık Ziy...
Melih AŞIK
Esas kahraman...
Abdi İpekçi cinayetinin kilit isimlerinden Or...
Fikret BİLA
Sinop'taki variller kansere yol açtı mı?
Tuzla'da ortaya çıkan zehirli atık varilleri,...
Hasan CEMAL
Tuzak!
Türkiye'de eşi türbanlı biri cumhurbaşkanı ol...
Güneri CIVAOĞLU
Ajanda
AKP yönetiminin "gizli anayasası" bir "iddiad...
Can Dündar
Şehir kimi sever?
Duvarlarda dev reklam panolarında iddialı bir...
Abbas GÜÇLÜ
Köy Enstitüleri hiç unutulur mu?
17 Nisan'larda aklıma hep Köy Enstitüleri gel...
Hurşit GÜNEŞ
2005'te büyümeyi inşaat da sürükledi
Milli gelir verileri ya da büyüme açıklandığı...
Sami KOHEN
Avrupa'yı örnek alırsak...
NEW York Times gazetesinin araştırması, terör...
Derya SAZAK
Seçim ittifakı
Newsweek dergisinin Başbakan Erdoğan'da gözle...
Meral TAMER
Çamaşırlarını yıkarsam, Türkçe öğrenir misin?
Milliyet'in, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği...
Ece TEMELKURAN
Bi su fışkırttılar adam bi metre uçtu
Ölümü, can çekişenleri, dayağı, kar maskeli a...
Güngör URAS
Ticaret Kanunu değişiyor
ABD'de ticaret kanunları, halka açık şirketle...
Serpil YILMAZ
Cıngıllı mı pes ettirdi, hukuk mu?
Demirbank'ın İngiliz bankası HSBC'ye satılmas...
M. Ali BİRAND
İran olayı, başımıza çok sorun açacak...
Yanıbaşımızda gelişen bir olayı yeterince cid...

© 2006 Milliyet