Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Nisan 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İstanbul zaten bir kültür başkenti

İstanbul zaten dünyanın kültür başkentlerinden biri. Şehrimizi küçümsemeyelim. Ancak bu durum 2010'a kadarki üç yıl içinde halletmemiz gereken birçok eksikliğin varlığını görmemize engel olmamalı

Fax: (0312) 427 20 64

2010 yılında Avrupa'nın kültür başkenti olmak bizi çok çarpan bir statü; oysa İstanbul'u kültür başkenti yapmamak kimsenin haddine değildir. İstanbul Roma ile birlikte Avrupa'yı yaratan iki şehirdir, yani Murat Bardakçı'nın da bu hafta belirttiği gibi "Metropolis mundi-Dünya başkenti"dir.
İstanbul'un nüfusu ortaçağlarda gayet kozmopolit birkaç yüz bin kişiden oluşurken, Avrupa'da 5-10 bin kişilik şehirler mühim sayılırdı ve ancak 18'inci yüzyıl sonunda İstanbul'un nüfusunu geçen metropoller ortaya çıktı. 2000 yıllık imparatorluk başkenti olarak İstanbul ulaşılmaz abidelerin şehri. Soğuk Savaş sona erdikten sonra İstanbul yine Balkanlar'ın, Kafkaslar'ın, Güney Rusya'nın tabii merkezi oldu. Ortadoğu dünyasının ise Kahire'den sonra ve kuşkusuz çok daha düzgün ve imkanlar bahşeden başkentidir. Okumuşu, sıradan insanı, paralısı parasızı ile İranlılar İstanbul'da nefes alıyor, eski sosyalist ülkelerin halkı burada alışverişe doyuyor.
Birçok kişinin sandığının aksine İstanbul dünyanın kültür başkentlerinden biri. Dünyanın dört bir yanından gelen orkestralar, ünlü solistlerin konser ve resitalleri, tiyatro gruplarının yanında mesela dini müzik grupları veya "Türk dünyası sinema festivali", hatta "tarihi filmler festivali" gibi ilginç ve özgün düzenlemeler de var. Artan nüfusla yarışırcasına temizlik hizmetleri ve ulaşım yatırımları artıyor.
12 milyonluk bir şehirde görülmeyecek bir şekilde bahçe ve parkların düzenlenmesi her belediyenin ortak çabası.
Bütün bu saydığım yönler İstanbul'un artık bir üçüncü dünya şehri olmaktan çıktığını gösterir. Pek çok sinema festivalinin yanında müzik festivali genç nüfusu yetiştiriyor. İstanbul halkı sadece turist ağırlayan değil, dünyayı gezen bir nüfus. Bir çelişki olarak bulunduğu varoştan dışarı çıkmayan yığınların yanında, her bayram şehri boşaltan sadece Akdeniz sahillerini değil, dış ülkelere giden uçakları dolduran nüfus da İstanbullu. Çarşıda pazarda sadece turist rehberlerinin değil, esnafın dahi muhtelif diller konuştuğuna şahit olursunuz.
İstanbul zaten bir kültür başkenti, şehrimizi küçümsemeyelim; ancak bu durum 2010'a kadarki üç yıl içinde halletmemiz gereken birçok noksanın varlığını görmemize engel olmamalı.

Affedilemeyecek manzaralar
Bütün bir şehri kültür başkenti olduk diye üç-beş gün içinde düzene sokmamız ve restore etmemiz düşünülemez. Lakin bir kültür başkenti için tarih bilinçsizliğini ve zevksizliği bağıra bağıra gösteren manzaralar da affedilemez; nitekim dünya zenginlikleri içinde yer alan Süleymaniye Camii'nin etrafı, onun Haliç'ten görünümüne el atmak zor iş değildir. Eminönü mıntıkasındaki kaçak yapıları da temizlemek, "kültür başkenti" havası içinde çözülebilecek bir sorundur.
Mimar Sinan'ın büyük eseri Kasımpaşa'daki Piyale Paşa Camii gibisine dünyada kaç milletin zenginliği içinde rastlanır? O takdirde onun etrafındaki inşaat depolarını, kaçak yapıları yıkmak ve alanı düzenlemek gerekir. Ayvansaray bölgesinde surların üstündeki Hacı İvaz Paşa Camii civarındaki çirkin binalar da öyledir. Sorunların da mali yönden çok, birtakım nüfuz ilişkilerinden dolayı çözüm sağlanamadığı bir gerçek; oysa şimdi hava uygun, belediyemiz vaat ettiği yıkımları gerçekleştirsin yeter.

Seçimler bir fırsat
Şimdiden İstanbul sergi akınına uğruyor, bizim müze başta olmak üzere Avrupa'nın ünlü sanatçıları sergi açmak istiyor. Bunların bir düzene bağlanması gerekir ve hiç de pahalıya mal olmayacak çok sayıda sergi salonu düzenlenmelidir. Şehrin tiyatro sayısı azdır, Muammer Karaca gibi birçokları ise atıl yatıyor. İrili ufaklı tiyatro ve gösteri salonlarının düzenlenmesi ve 2010 yılı için beklenen büyük opera ve konser salonlarının temelinin atılması lazım. Bazı işler için bu gibi seçimler yararlı oluyor ve fırsat teşkil ediyor.
Avrupa tarihi ve sanatıyla ilgili sergiler, konferanslar, yayınlar dört tarafı sarmalı, bu vesile ile Avrupa filmleri, tiyatro toplulukları, orkestra ve solistleri İstanbulluların günlerini ve gecelerini doldurmalıdır. Bunlar çok pahalı ve imkansız etkinlikler değildir, aslında bunları gerçekleştirme imkanlarımız ve alışkanlıklarımız vardır. Hareketi sağlayacak örgütlenme önemlidir. Galiba özel sektör ve medya cephesinde Nuri Çolakoğlu gibi becerikli adamların bu işe el atmaları ümitlendirici görünüyor. Üniversiteler ve devletin de bu planlamaya katılması lazım.



PAZAR
"Evrensel sanat müziğine yakın olan biri katil olamaz!"
"Gerilim izleyicinin hoşuna gidiyor"
"Şöhret böyle projelerle daha işe yarar hale geliyor"
Bir daha olmasın!
Pilot zirvesi 46 yıl sonra yine Türkiye'de
"Bugüne dek hiçbir oyunumu izlemedim"
İstanbullu üç yeni plaja kavuşuyor
Mozart'ın kenti Viyana
İlk jean'ini 5 avroya sattı
Büyük şarkı evreni
Önce Otto'ya sonra kulübe
Mimar Sinan'ı andık mı?
"Ben neden yakalandım?"
Kozmik ilişkiler
Park Fora doğru yolda
Kadınlara zaafı olan ajan
İstanbul zaten bir kültür başkenti
Gıdaların iyileştirici gücü
Her sese sanal sahne
Bordo'da "Büyük yıl" coşkusu...





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet