Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Nisan 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Her sese sanal sahne

Çarşamba günü Türkiye'de internetin 13'üncü doğum günüydü. 23 Nisan'a kadar da internet haftası...


Diyarbakır'daki olayları internetteki blog'lardan okudum ben. Okullardaki şiddeti de... İnsanlar yaşadıklarını kendi bakış açıları ile, yani elbette taraflı bir dille ama büyük bir samimiyetle anlatıyorlar. Gazetelerdeki, televizyonlardaki haberlerin çok ötesinde, çok içeriden, çok acayip şeylerle karşılaşıyorsunuz bazen.
İnanılır, güvenilir kaynaklar mı blog'lar?
Sonuçta "haber" değil, bir nevi "günlük" bunlar.
İnsan bazen günlüğüne olanı değil, olmasını istediğini; gördüğünü değil, görmek istediğini de yazar.

Blog'dan al haberi
Yine de, geçen ay yine bir blog'da, "herseysimdibasliyor.com"da görüp de verilen link'lerden economist.com ve guardian.co.uk'e ulaştığımda, medya devlerinden Rupert Murdoch'un "blogların büyük medya gruplarının elinden yayıncılığı almaya başladığını" kabul eden bir konuşmasına ulaştım.
"Bugünün gençleri -30'larında olanları da dahil etmiş Murdoch- kendilerine neyin önemli olduğunu söyleyen tanrısal bir güce güvenmeyi reddediyorlar. İncil gibi sunulan haberler istemiyorlar."
Kastettiği, bildiğiniz haber dili.
Olayları içeriden değil de tepeden gözlemleyen, mesafeli, bir manada tarafsız...
Oysa internet sayesinde dünyanın herhangi bir yerinde olan bir olay ile aramızda mesafe kalmadı.
Milyonlarca blog'dan en azından biri, illa ki o olayı bizzat yaşayan biri tarafından yazılıyor.
Üstelik birinci tekil şahıs ile; şöyle oldu, böyle oldu, o geldi, böyle dedi, sonra da bilmemne, vesaire vesaire...
Alıştığımız gazetecilik bu değil ama; bu da bir nevi gazetecilik, değil mi?
Okullardaki şiddeti mesela, "O öyle dedi. Bu böyle dedi. Eliyle böyle yaptı. Öbürü ona doğru uçtu" falan diye okuyorsunuz.

Çok gerçek!
"Türk milliyetçiliği yükseliyor" sadece bir cümle. Ama Kürtlere küfürlerle bezeli yüzlerce blog'da ete kemiğe bürünen bir cümle.

Güç el değiştiriyor
Çarşamba günü Türkiye'de internetin 13'üncü doğum günüydü. Ankara'da bir doğum günü partisi yapıldı. 23 Nisan'a kadar da çeşitli etkinliklerle internet haftası kutlanacak.
Türkiye'de internet çok hızlı başladı. Büyük yatırımlar yapıldı bu alana. Patronlar sağ olsun, benim de dahil olduğum bir grup çalışan bir dönem çok iyi paralar da kazandı internetten.
Klasik medya can çekişiyor, öldü ölecek dendi falan filan...
Sonuç: Medya bırakın ölmeyi, hasta bile düşmedi.
Ve gazete mantığı ile hazırlanan internet siteleri, gazete haberciliği ile yapılan internet haberciliği, milliyet.com.tr gibi birkaç istisna dışında olmadı. Olur mu?
Murdoch'a göre "Artık güç, bizim sektördeki elitlerin elinden gidiyor."
* * *
Ben de "medya eliti" sayılır mıyım?
Bir gücüm vardı da, vah vah, gidiyor mu şimdi?
İnternet üzerine daha uzun uzun ahkam kesesim geldi. Ben de gerisini kendi blog'uma yazayım bari.

Yeni başlayanlar için...

İnternette tutulan bir nevi günlüğe "blog" deniyor. Sayfayı güncelleme hadisesine "blogging", bu işle uğraşana da "blogger". İnternetteki bir sayfadan başka bir sayfaya ulaşmanız için verilen bağlantıya da "link"...

Alıştığımız edebiyat bu değil ama bu da edebiyat

İnternet sayesinde edebiyat-teknoloji karması yeni formlar da ortaya çıktı. "Blook"lar mesela... Kitap haline getirilen blog'lara "blook" deniyor.
Alıştığımız edebiyat bu değil ama; bu da edebiyat, öyle değil mi?
Blooker Ödülleri bile var. İlki,
3 Nisan'da Amerikalı aşçı Julie Powell'a verildi.
Fransız mutfağı ile ilgili bir kitaptaki tarifleri uygulamaya çalışırken mutfakta yaşadığı maceraları gün be gün internetteki blog'unda yayınlamış, daha sonra da kitap haline getirmiş Julie Powell.
Adaylar arasında bir fahişenin yine önce blog iken, daha sonra kitaplaştırılan gayet samimi günlüğü de vardı.
Yani bu yıl "blook"lar aleminde mutfak maceraları, seks maceralarını alt etti.
Bakalım blook'lar da yakın gelecekte klasik kitapları alt edecek mi?
Çok satan, ilgi çeken blook'lardan biri de "PostSecret: Extraordinary Confessions from Ordinary Lives"... "Sıradan Hayatlardan Sıradışı İtiraflar" diye çevrilebilir herhalde.
Bizdeki "itiraf.com" sitesi tadındaki "postsecret.blogspot.com"dan derlenmiş bir kitap bu. İtiraf.com'un da kitabı çıkmıştı ama itiraf.com blog değil, o sayılmaz.
Türkiye'de kitap haline gelmiş blog bilmiyorum ben. Bilen var mı?

Çok gülüyor bu internetçiler, niye gülüyorlar?

İnternet servisi ile yan yana çalışıyoruz biz. Bazen oradan kahkahalar yükselir. Amma eğleniyorlar çalışırken, manyak mı bunlar?
Sebep, eksisozluk.com'da da "Milliyet'in yaran okuyucu yorumları" diye bir başlık açılmasına neden olan bazı okuyucu yorumları tabii.
Bu arada milliyet.com.tr, dünya genelinde internette en çok izlenen 500 site arasına girdi. İnternet dünyasında uluslararası ölçüm yapan Alexa.com'un listesine... Üstelik Türkiye'den bu listeye giren tek haber sitesi.
Alexa.com'un "dünyanın en fazla ziyaret edilen 10 haber sitesi" sıralamasında sadece İngilizce yayın yapan haber siteleri yer alıyor.
"Milliyet.com.tr" ise İngilizce yayın yapmadığı halde haber siteleri arasında da ilk 10'u zorluyor.
Günde 500 binden fazla "tık" alıyor.
Gazete tirajları ortada, 1 YTL'ye satılan haftalık dergilerin tirajı ortada...
Fakat bu esnada Türkiye'de internetten haber takip eden kesim dünya ile yarışıyor.
Nasıl oluyor?

ADventure yarışmasına son başvuru günü 28 Nisan

Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü'nin düzenlediği ADventure Reklamcılık Yarışması'nın beşincisi için başvurular devam ediyor.
Tüm üniversite öğrencilerine açık olan yarışmada Fiat Grande Punto için yaratıcı fikirler üretilecek. Yarışmaya katılmak isteyenlerin üçer kişilik takımlar oluşturmaları ve 28 Nisan'a kadar www.adventure.org adresine başvurarak verilen brief doğrultusunda hazırladıkları kampanyayı Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü'ne iletmeleri gerekiyor.


manik depresif köşe

Yoksa sizin hala bir blog'unuz yok mu? Hadi canım. İnternette 60 milyondan fazla blog olduğu sanılıyor. Benim bile blog'um var; öylece duruyor ama var yani, yok değil. Üstelik şu sıralar gazete dilinden kopup şöyle gönlümce ukalalık yapasım, azıcık uçup coşasım, imla hataları ile dolu bozuk cümleler kurasım var. Blog şahane bir eser. Manik miyim neyim?




PAZAR
"Evrensel sanat müziğine yakın olan biri katil olamaz!"
"Gerilim izleyicinin hoşuna gidiyor"
"Şöhret böyle projelerle daha işe yarar hale geliyor"
Bir daha olmasın!
Pilot zirvesi 46 yıl sonra yine Türkiye'de
"Bugüne dek hiçbir oyunumu izlemedim"
İstanbullu üç yeni plaja kavuşuyor
Mozart'ın kenti Viyana
İlk jean'ini 5 avroya sattı
Büyük şarkı evreni
Önce Otto'ya sonra kulübe
Mimar Sinan'ı andık mı?
"Ben neden yakalandım?"
Kozmik ilişkiler
Park Fora doğru yolda
Kadınlara zaafı olan ajan
İstanbul zaten bir kültür başkenti
Gıdaların iyileştirici gücü
Her sese sanal sahne
Bordo'da "Büyük yıl" coşkusu...





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet