Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Nisan 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bordo'da "Büyük yıl" coşkusu...

2005 rekoltesinin fıçı örneklerinin tadımı için geçen hafta Bordo'daydım. Son yılların en az yağışlı senesi olan 2005, ideal bir "Cabernet" yılı... Şato sahiplerinin yüzleri gülüyor, şaraplar fıçının içindeyken satılıyor

myalcin@turk.net

Lufthansa uçağı Bordo'nun Merignac Havaalanı'na doğru alçaldığında, havalimanının hemen yanı başındaki sembolik bağın yaşlı asma kütüklerine gözüm takıldı. Dalların sürgün verdiği o mesafeden seçilemese de, Bordo'da asmaların tomurcuk açma zamanıydı. Ardından önce çiçeklenme başlayacak, sonra minicik üzüm salkımları belirecek, salkımların fazlaları budandıktan ve kalanları sonbahara kadar olgunlaştıktan sonra dünyaca ünlü Bordo şarabının hammaddesi olacaklardı...
Bordo her ilkbaharda olduğu gibi bu yılın nisan başında da kendine özgü bir başka hareketlilik yaşıyordu: "Primeur" şaraplar haftası... Bu hafta boyunca, bir önceki rekoltenin mayalanması henüz biten, fıçılardaki dinlenmesi ise yeni başlayan taze şarabından örnekler şişeleniyor, dünya şarap yazarlarının ve önemli alıcı tüccarların tadımına sunuluyordu.
Böylece o rekoltenin şaraplarının kalitesiyle, hangi alt bölgenin, oralarda da hangi şatonun yılın en iyi şaraplarını ürettiğiyle ilgili kanaatler oluşuyor, Bordo'nun pek çok değerli şatosunun şarabı bu kanaatlere göre fiyatlandırılarak daha fıçının içindeyken satın alınıyordu... Ben de, dünya şarap basınının da bir tür zirvesi olan bu tadımlara beşinci kez katılmak üzere Bordo'daydım.

Doğal avantajlara sahip
Fransa'nın güneybatısında, Atlantik Okyanusu kıyısındaki bu çok eski liman şehri, 2 bin yıllık bir şarap bölgesi. Topraklarının yüzeyi fakir, asmalar beslenebilmek için derinlere kök salıyor ve farklı tabakalardan lezzet maddeleri devşirebildikleri için şarapları da zengin lezzette oluyor. Bağ bölgeleri bir yanda okyanusun bir yanda da ırmakların yarattığı nemli bir iklimdeler. Güneş de bol ve üzümler mükemmel bir tempoda olgunlaşabiliyor.
Bu doğa avantajlarına, insanların şarap sevgisi ve liman kenti olmaktan dolayı şarabın ihracındaki kolaylık da eklenince, Bordo'nun şaraptaki öncü rolü daha iyi anlaşılıyor.
Dünyanın bu en geniş kaliteli şarap bölgesinde, beş gün süren tadım maratonuna kentin ortasından geçen Gironde halicinin sağ yakasında kaldığı için "sağ yaka" denilen St. Emilion ve Pomerol bölgelerinin şaraplarını tadarak başladık.

İki yaka, iki ayrı şarap
Yaşlı Bordolular, St. Emilion ile Pomerol'ün başı çektiği sağ yaka şarapçıları ile, Medoc bölgesinin başı çektiği sol yaka şarapçıları için "Sular onları ayırmıştır" diyorlar. Haklılar da... Çünkü iki yakanın şarapları da bambaşka.
Sağ yaka karasal iklimde, toprak yapısı da farklı. Bu yüzden ağırlıklı üzüm, Merlot. Kupajlara çok az Cabernet Franc ve bazen Cabernet Sauvignon da giriyor, uzun süre yıllanmaya pek uygun olmayan, orta gövdeli, daha yumuşak ve gündelik içimli şaraplar üretiliyor.
Sol yaka ise daha nemli bir iklime ve daha fakir, çakıllı topraklara sahip. Medoc bu yüzden üzümlerin kralı Cabernet Sauvignon'un vatanı. Sağ yakada Cabernet Merlot'yu destekler ve çeşni verirken, Medoc'da Merlot Cabernet'yi yumuşatıyor, tanenlerini yuvarlatıyor. İyi bir Medoc şarabı, bazen bir asır kadar bile yıllanabiliyor... Gövdeli, zengin, derinlikli şarapların üretildiği Medoc'un Margaux, St. Julien, St. Estephe gibi alt bölgeleri de dünyaca ünlü.
İşte bu iki yakadan sağ yaka, 2005 rekoltesinde sol yaka kadar iyi şaraplar vermemişti. Zira 2005, uzun yıllardır Bordo'nun yaşadığı en kuru, en yağışsız yıldı ve bu da suya fazlaca ihtiyacı olan Merlot gibi bir üzümü "su stresi"ne sokmuş, Bordo'da damlama yoluyla bile olsa sulama yasak olduğu için, kimi bağlarda Merlot iyi olgunlaşamamıştı. Bazı bağlarda da olgunlaşmış, fakat su azlığı dolayısıyla aşırı konsantre, tanenli ve damağı kurutan şaraplar vermişti. O yüzden 2005 St. Emilion ve Pomerol'lerine, (Angelus, Belair, L'Evangile, Petit Village gibi şatolar istisna) talep düşük olacak görünüyordu.

Yaşasın farklılık!
Medoc yakası ise sevinç içindeydi. Zira kalın kabuklu ve küçük taneli Cabernet Sauvignon üzümü susuzluğa daha dayanıklıydı, hatta bu arzulanan konsantrasyon için faydalı bile olmuştu. 2005 rekoltesi, bunun için ideal bir "Cabernet yılı"ydı. Nitekim yüzde 60-80 arası Cabernet Sauvignon içeren Medoc şarapları genelde çok iyiydiler.
Margaux'lar her zamanki zarif, çiçeksi parfümleri, St. Julien'ler kadifemsi tanenleri, St. Estephe'ler baharlı tonları, Pauillac'lar ise dolgun gövdeleri ve kompleks yapıları ile göz dolduruyorlardı. Bordo'nun üstünlüğü de zaten, aynı üzümlerden yapılan şarapları, bu "teruar"lara göre ayrıştırması ve şarapseverlere binlerce ayrı seçenek sunmasıydı. 9 bin şatonun her birinin ayrı nüansları olan şaraplar üretmesi, Fransızların benzerliği değil, farklılığı yücelten, "Vive la Differance!" (Yaşasın farklılık!) diyen kültürlerinin de bir ürünüydü.
Bordo'dan döner dönmez, masamın üzerinde bulduğum yeni bir yerli üreticimizin broşürü ise, Türk şarap dünyasının hâlâ "farklılığın güzelliği" felsefesinden uzak olduğunu gösteriyordu. Kalecikli bir üretici, İzmir'den Misket ve Cabernet, Elazığ'dan da Öküzgözü getirtip şarap yaptığını, bir marifet gibi duyuruyordu.
Hepsi birbirinin kopyası şaraplar yapmaya çalışan üreticilerimiz, Bordo'nun billurlaştırdığı bu şarap felsefesinden ne zaman ders alacaklardı acaba?
St. Emilion'da söyleştiğimiz, Türkiye'yi de tanıyan önolog Pascal Delbeck'in, "Türkler niye Cabernet ile uğraşıyorlar? En iyi şarap, özgün, kendine özgü tarzı olan yerel şaraptır" sözleri, buralarda birilerinin kulaklarını çınlatmış mıydı acaba?



PAZAR
"Evrensel sanat müziğine yakın olan biri katil olamaz!"
"Gerilim izleyicinin hoşuna gidiyor"
"Şöhret böyle projelerle daha işe yarar hale geliyor"
Bir daha olmasın!
Pilot zirvesi 46 yıl sonra yine Türkiye'de
"Bugüne dek hiçbir oyunumu izlemedim"
İstanbullu üç yeni plaja kavuşuyor
Mozart'ın kenti Viyana
İlk jean'ini 5 avroya sattı
Büyük şarkı evreni
Önce Otto'ya sonra kulübe
Mimar Sinan'ı andık mı?
"Ben neden yakalandım?"
Kozmik ilişkiler
Park Fora doğru yolda
Kadınlara zaafı olan ajan
İstanbul zaten bir kültür başkenti
Gıdaların iyileştirici gücü
Her sese sanal sahne
Bordo'da "Büyük yıl" coşkusu...





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet