|
Güvenlik ile özgürlük!
Özgürlük ve güvenlik dengesini korumak! Demokrasilerin öteden beri çetrefil bir konusudur. Yıllardan beri tartışılır. Ama üzerinde hâlâ anlaşma sağlanabilmiş değildir bu konunun.
Şimdi Türkiye'nin gündeminde.
Hükümet, terörle mücadeleyi daha etkili kılmak amacıyla yeni yasal düzenlemeler yapıyor. Adalet Bakanı Cemil Çiçek geçen gün şöyle diyordu:
"Özgürlük ve güvenlik dengesini gözeteceğiz."
İyi güzel.
AKP kurmayları yineliyor:
"Terörle mücadele edilirken daha çok demokrasi hedefinden vazgeçilmeyecek."
Görüldüğü gibi niyet iyi.
Doğrudur, terörle mücadelede özgürlükleri korumak gerekir. Şiddetle mücadele ediyorum derken demokrasinin kolu kanadı kırılırsa, teröristin ekmeğine yağ sürülür çünkü.
Ancak çizgiyi çekmek güçtür!
Uygulama zorlukları vardır bu konuda. Terörle mücadelede insan hakları ihlalleri sık sık yaşanır. Güvenlik derken, özgürlük alanlarının demokrasiye yakışmayacak biçimde daraldığı görülür.
Demokrasilerde terör eylemlerini övmek, şiddeti özendirici olmak, teröristlere arka çıkmak elbette suçtur. Özgürlük kapsamında yer almaz bütün bunlar.
Şiddet ve terörü övücü, özendirici konuşma ve yazılar, demokrasilerde fikir de sayılmaz.
Bu açılardan İspanya'da ETA'ya karşı, İngiltere'de IRA'ya karşı mücadelede birçok örnek yaşanmıştır.
Bugün de yaşanıyor.
Bizde de yaşandı.
Ama çok yakın geçmişe kadar bizim yaşadıklarımız, Türkiye uygulamasında özgürlük ve güvenlik dengesinin genellikle tutturulamadığını gösterir. Terör ve şiddetle mücadele edeyim derken ülkemizde fikir de ezilmiş, insan hakları ihlal edilmiş, hukuk rafa kaldırılmıştır.
Ama üç yıldır düzelme var.
AB'ye uyum çerçevesinde gerçekleştirilen yasal düzenlemelerle demokrasiye aykırı pek çok olumsuzluktan kurtulduk. Uygulamada bazı sorunlar devam ediyor olsa da, güvenlik-özgürlük dengesi birçok açıdan kurulabildi.
Şimdi yeniden bozulabilir mi?
Terörle mücadele alanındaki yeni düzenlemelere özellikle sivil ve askeri bürokrasideki yakınmalar yol açtı.
"AB yasaları bol geliyor, terörle mücadeleyi zorlaştırıyor" sesleri, Güneydoğu'da kabaran şiddet dalgasıyla daha çok duyulmaya başlayınca, yasal değişiklikler kapımızı çaldı.
Kritik mesele, uygulama.
İngiltere'deki yasal mevzuatı örnek göstermekle, "Orada da var!" demekle iş bitmiyor çünkü. İngiltere'de demokrasi çıtası ve deneyimi bize göre daha yüksek. İngiltere'de geçerli demokrasi ve hukuk kültürü çıtası ve zihniyeti bize göre daha ileride...
O yüzden, İngiltere'deki uygulamayla bizdeki çok farklı olabilir.
Evet, terörle mücadele şart.
Can ve mal güvenliği korunacak.
Demokrasilerin en başta gelen görevi budur, kutsal olan insan yaşamını öncelikle korumaktır. Ancak, bunu yaparken özgürlüğü, insan haklarını, hukuku da gözetmek zorundayız.
Demokrasi bunu da gerektirir.
Öte yandan, terörle mücadele ederken devletin kendi tepkilerinde ölçülü olması da, ifade özgürlüğüne saygılı davranması da demokrasinin gereğidir.
ETA'nın İspanya'da uygulamaya çalıştığı aşırı, orantısız tepkiye davet taktiğinden söz edilir:
Ayı, bir gün arı kovanlarının bulunduğu yere girer. Arı, ayıyı önce orasından burasından sokarak taciz etmeye başlar. Ayı fazla umursamaz. Ama sokmalar arttıkça bunalmaya başlar. Tepkileri ölçüyü kaçırdıkça, etrafı yıkıp dökmeye başlar. Bunun üzerine öteki arılar da çıldırır, hepsi kovanlarından boşalıp, hep birlikte ayının üstüne çullanıp sokmaya başlarlar.
Terörle mücadelede dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da, ifade özgürlüğüyle, sansür eğilimleriyle ilgilidir.
Bu konuda, Amerikan Washington Post gazetesinin şimdi hayatta olmayan sahibi Katharine Graham'ın bundan yıllar önce Londra'daki bir toplantıdaki şu sözleri ilginçtir:
"Basın olarak terör faaliyetlerine ayırdığımız yeri sınırlamaya çağrılıyoruz. Sorunlar ciddidir. Ancak, olayları tümüyle yansıtmanın yararı, zararına ağır basacaktır. Buna inanıyorum. Demokrasiler, gerçekleri bilen halkın önemli sorunlar hakkında doğru karar verebilecekleri ve verebildikleri inancına dayanır. Bir terör saldırısı eninde sonunda kendi kendini yenilgiye uğratan bir zemindir. Teröristler ne zaman saldırsalar, kendilerini de vurmuş olurlar. Basın, gerçekleri en iyi biçimde yansıtarak demokrasinin çıkarlarına en iyi şekilde hizmet eder." (H. Cemal, Terör ve Basın Özgürlüğü, 15 Nisan 1990, Cumhuriyet, s. 1)
Terörle mücadele konusunda hükümetin gündemindeki yeni yasal düzenlemelere haydi hayırlısı derken, aklıma gelen bazı noktaları, kuşkuları kâğıda dökmüş oldum.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|